Yine terör üstüne

Yine terör üstüne

15.09.2015

1984’ten beri hiçbir zaman durmayan PKK terörü 7 Haziran seçimlerinden sonra yeniden azdı! En vahşi yöntemlerle son iki ayda 117 evladımızı şehit etti. Tabii ki katiller , katillerin Kandil’de, İmralı’da ve… Ankara’da bulunan “terör ağaları” da epeyce keyiflenmişlerdir. “Çözüm Süreci” uydurmasıyla terörün yeniden palazlanmasının fırsatı verilmişti. “Ne yaparsa yapsınlar dokunmayın”, ” İlişmeyin”, “Onlar saldırmadan siz […]

1984’ten beri hiçbir zaman durmayan PKK terörü 7 Haziran seçimlerinden sonra yeniden azdı!
En vahşi yöntemlerle son iki ayda 117 evladımızı şehit etti. Tabii ki katiller , katillerin Kandil’de, İmralı’da ve… Ankara’da bulunan “terör ağaları” da epeyce keyiflenmişlerdir.
“Çözüm Süreci” uydurmasıyla terörün yeniden palazlanmasının fırsatı verilmişti. “Ne yaparsa yapsınlar dokunmayın”, ” İlişmeyin”, “Onlar saldırmadan siz cevap vermeyin” gibi fırsat verici, fırsat geliştirici yöntemlerle PKK’nın dağlardan şehirlere, köylere, ilçelere inip örgütlenmesinin yolları açılmıştı. AKP’nin başarısı..!
2002’de nerdeyse sıfır terörle ülke yönetimini teslim alan AKP iktidarı, PKK’nın sırtını sıvazlıyordu. “Gözünün yağını yiyim PKK, ….ını yiyim PKK. Alttan ve derinden git, çaktırma, ne yaparsan yap ilerlemene devam et ! Hendek kaz, tır filolarını, otobüsleri, dolmuşları, okulları ateşe ver, korucuları öldür, korkunç boyutta silahla, yol güzergahlarına tonlarca patlayıcı yerleştir, vergi topla, yol denetimi yap, kaymakam ata, haraç topla… “Ne bok yersen ye, yeter ki seçimlerde oyunu bana ver.” demeye getirdiler.
Bu nedenle orduyu kışlada, polisi karakollarda konuşlandırdılar. Öyle ki, asker, direkteki Türk bayrağını indiren teröriste bile müdahale etmedi. “Çözüm süreci zarar görmesin” diye olmalı !
“Çözüm sürecinde” PKK militan sayısını çoğalttı. Eğitti. Korkunç silahlarla donattı. Kentlerde, ilçelerde konuşlandı. Dokulandı. Çözüm sürecinin yağdanlıklarının keyfi yerindeydi. 13 yıl boyunca PKK’nın ve yandaşlarının oylarını da aldılar. AKP siyasal iktidarının keyfi yerindeydi. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal düzenini yıkma konusunda AKP. Fetocularla ve PKK ile kol kola gidiyordu. Çünkü yıkmak istedikleri unsur, Atatürk ilkelerine, devrimcilere dayalı, laik, demokratik, milli birlik esasına dayalı, sosyal hukuk devletiydi. Bundan üçü de hoşlanmıyordu bunu yıkmak lazımdı ! Bunu yıkıp yerine dini inançların istismarına dayalı faşist, Nazist, Stalinist rejim kurmak isteyenler azıtıyordu.
Milli birliği parçalayınca menfur emellerine kolay ulaşacaklardı ! Batı’da ve Orta Anadolu’da şeriatçı dikte kurulmalıydı !
Güneydoğu’da da ırkçı, aşiret-feodal ağa diktesi kurulmalıydı!
Tabii ki her ikisinin de donunun arkası kurumayacaktı ! Bundan haberleri yoktu. PKK terörüne bir de IŞİD terörü eklendi. İkisi de aynı Cumhuriyeti yıkma konusunda hemfikirlerdir. IŞİD terörüne “Üç beş heyecanlı genç”, “IŞİD bize zarar vermez” diyenler de AKP yöneticileriydi.
Bu Allahlıklar, ne zaman ki, 7 Haziran’da PKK’nın oyunu alamadılar işte o zaman kazan kaldırdılar. O zamana kadar, “oyunu bize ver, verdir, istediklerini yap” diyorlardı!
7 Haziran, AKP’nin PKK’dan sıtkını sıyırmasının miladı oldu. Çözüm süreci boyunca “PKK silahlanıyor, kentlere iniyordu. Bunun amacı, topyekün kalkışmadır. Bu hazırlıklar niçindir?” diye düşünmediler. Hiçbir tedbir almadılar. Şimdi de adamlar tam hazırlıkla isyana başladılar! Patlayan bombalar, mayınlar, asfaltlara yerleştirilen tonlarca ağırlıklı bombalar, hazırlığın vahametini gösteriyordu.
Emniyet güçleriyle şehirlerde yaptıkları çatışmalardaki silahlar hazırlığın vahametini gösteriyordu. Bunlar, çözüm sürecinde hazırlanırken AKP ağaları da yan gelip yatıyorlardı! Yağlı-ballı nutuklar çekiyorlardı. Teröristlere dolaylı olarak yardım ve yataklık yapıyorlardı !
Başkanlık sistemine gidip İranvari bir diktatörlüğe geçmenin hesabı içindeydiler! Öyle noktaya geldi ki, AKP milletvekili ve Gençlik Kolları İstanbul Başkanı Abdurrahim Boynukalın “1 Kasım seçim sonucu ne olursa olsun Tayyip Erdoğan’ı başkan yapacağız” diyebilmiştir.
Yani tam bir diktatörce laf!
Hitler’in yardımcısı da böyle konuşuyordu. Milli iradeyi ve TBMM’ni tanımıyor. Tam bir darbeye teşvik! Arkasında da 300-400 kişi olarak yapıyor bu açıklamayı! Yani ihtilalci bir grupla ayaklanmış ve Hürriyet gazetesini basıyor! Hem de ikinci kez! Üstelik bu adam, milletvekili ! Soyadı da “Boynukalın” tam bir boynukalınca laf etmiş!
Bravo !… Suruç katliamını yaparlarla aynı doğrultuda konuşuyor!
Ölüm kültürüyle sarmalanmış her bir yanımız ! Suruç’ta canlı bomba parçalanmış 32 genç insan ! Ceylanpınar vahşeti ! Dağlıca’da 16 civanmert evladımız, askerimiz ! Iğdır’da 15 gencecik polis memurumuz bu hainler tarafından şehit edildi. 75 milyonun yüreği yanıyor, acılar, acılar üstüne !
Öte yandan bu vahşetlere karşı yapılan yürüyüşler, mitingler! Bunlar meşru zeminde olmalı. PKK, PKK ağaları, Kandil, İmralı, Ankara’daki ağaları en ağır dille eleştirilmeli, yerden yere vurulmalı ama Kırşehir’de, daha başka kentlerde yapılan mitingler, yürüyüşler sonucunda bazı işyerlerinin ateşe verilmesi, yakılıp yıkılması hiçbir şekilde kabul edilemez. Teröre, başka bir terörle cevap vermek akıl karı değildir. Bu şiddet, bu vahşet yani yakıp yıkma terör odaklarının ekmeğine yağ sürer! PKK ağaları batıya, doğuya, kuzeye gidip “işte bakın benim can-mal güvenliği olmayan insanlarım var, ben davamda haklıyım! ” deme cesaretine ulaşırlar. Onun için terörün en vahşi saldırılarına karşı dahi olsa, hukuk çerçevesi içerisinde cevap verilmeli. En ağır dille yerden yere çalınmalı ama asla şiddete sapılmamalıdır.
PKK terörüne, saldırılarına karşı şiddet unsuruyla cevap vermek:
1/ Ticaret hürriyetine,
2/ Mülk edinme hürriyetine,
3/ Yaşama hürriyetine,
4/ Fikir hürriyetine, basın hürriyetine… aykırıdır.
Kırşehir’de yakılan yerler arasında bir büyük kitapçı dükkanının olduğunu düşünün ! “Efendim bunların şöyle şöyle yollarla teröre yardım ettikleri gibi bir söylenti vardı”
Bu söylentiler senin yakıp yıkmana meşruiyet kazandırmaz. O iş yeri sahiplerinin bir yanlışı varsa, şikâyetçi olursun ve devlet onların peşine düşer ve gerekli tahkikat sonucunda gerektiği yerlerde yargılanırlar. Vatandaş, müeyyide uygulamaya kalkarsa ortada kamu düzeni kalmaz. Kamu hürriyetleri tarümar olur!
PKK terör örgütüne cevap verirken, heyecanlarımıza yenilmeyeceğiz. Aklımızla hareket etmek zorundayız. Unutmayınız ki, “şaha kalkmış cehalet kadar tehlikeli hiçbir güç yoktur.” !
Bu yazı vesilesiyle; Dağlıca’da 2007’nin 12 şehidini,
Aynı yerde 2010’un 8 şehidini,
Aynı yerde 2015’in 16 şehidini ve tüm Güneydoğu şehitlerini, 16 Dağlıca. 13 Iğdır şehidimizi saygıyla anıyorum. Mekanları cennet olsun!
Ayrıca, Ankara’daki Kandil-İmralı ağalarına, Kandil ağalarına, İmralı ağasına, Güneydoğu’da belediye başkanlığı yapan kimi ağalara, PKK yandaşlarına diyoruz ki “Boşuna uğraşmayın, boşuna bu ülkenin insanlarının ölümüne sebep olmayın, bu ülke bölünemez, bölünmez ! Türkiye haritasına iyi bakın! Türkiye’de özerklik, federasyon olmaz, olamaz. Ülkenin tarihi şuuru, kültürü, demografik yapısı, dili, dini-inancı… buna asla müsait değildir. Bu ülke insanını paramparça etmeye çalışmanın hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur!
Bölünmek, aynı zamanda yok olmaktır! Emperyalist güçlerin, bu arada Ermeni tuzağının, İsrail tuzağının içine düşmektir!



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .