YENİDEN VİYANA

YENİDEN VİYANA

08.10.2019

Kırşehir’deki babamın köydeki evinin önü taşlık ve aşağı doğru meyillidir. Her yıl traktörler dolusu kum karışımı çakıl getirilip serpilir. Yağan yağmurlar, esen rüzgârlar bu karışımı alıp İğdelinin dereye doğru sürüklediğinden bu aşınma (Erozyon) bir türlü önlenemez. Bu yılki karışım Gülüveren köyünün dağında maden arayanların çıkardıkları mıcır benzeri renkli taşlar olduğundan, bizim eski evin önü kuraklık […]

Kırşehir’deki babamın köydeki evinin önü taşlık ve aşağı doğru meyillidir. Her yıl traktörler dolusu kum karışımı çakıl getirilip serpilir. Yağan yağmurlar, esen rüzgârlar bu karışımı alıp İğdelinin dereye doğru sürüklediğinden bu aşınma (Erozyon) bir türlü önlenemez. Bu yılki karışım Gülüveren köyünün dağında maden arayanların çıkardıkları mıcır benzeri renkli taşlar olduğundan, bizim eski evin önü kuraklık yüzünden terkedilmiş bir GALAKSİ fotoğrafı görünümündeydi…
Evin hemen on metre önünden iğreti bahçe duvarı başlar. Bahçe duvarı kenar uzunlukları eşit ve düzgün olmayan bir dikdörtgen biçimindedir. Ev tarafından sol üst köşede küçük bir sulama havuzu susuzluktan kurumuş boş gözlerle sizlere bakar…
Köyün muhtarı diğer bazı köylerin de muhtarları gibi, kendi seçmeninden ya da yakınlarından su parası toplamamış, geri kalanlardan topladığı paraları da boğazına geçirip, ilgili yerlere yatırmadığından, parası ödenmeyen MEDAŞ adlı ilgili kuruluş su pompasının elektriğini kestiğinden köy susuz bırakılmış, havuzlar boş, çamaşırlar makinalarda kalmıştı…
Ta rahmetli babamdan, anamdan kalan havuzun gene sol üst köşesinde elli santimetre çapında ve düzgün olmayan şekilde üst üste konulmuş, yıllarca ineklere koyunlara tuztaşı görevi yapmış iki taş durur. Bu iki taş bu evde geçen acı tatlı nice yaşamlara tanıklık etmişliğin bilgeliği ve ağırlığıyla sanki ununu eleyip eleğini asmış gibi sizi seyreder…
Şehirde yıkayıp getirdiğim pırıl pırıl olmuş arabamı sağ taraf iki kapı arasından bu çok bilmiş taşlara sürtüp yaraladıktan sonra, suçu kemgözlere yükleyerek ertesi gün tamir için kaportacılara bırakıp, tekrar köye dönmek için Akpınar dolmuşuna bindim.
Uzun yıllardır binmediğim dolmuşu Çelebi Uşağı’nın Akpınar’a yerleşmişlerinden Mamadın İsmail’in oğlu sürüyordu, benzeterek sorup öğrendim…
Dolmuşta her kesimden insan vardı. Yol boyunca ilginç olaylara tanık olacağımı düşündüm. On iki, on üç kişi olduğumuzu tahmin ettiğim dolmuş, Askerlik Şubesinin önünden epeyce kilolu ve iri yarı bir kadınla, susuzluktan kurumuş pırasa sapına benzeyen bacaklarıyla sallanarak yürüyen, orta yaşlı bir erkeği de tuvaletten çıkararak alıp, hareket etti…
Kırşehir Terminalinin önünde, o müthiş Atatürk posteri ile karşılaştık… Poster hem şehir çıkışı hem de şehir girişi tarafından iki yönlüydü. Bizlere bakıp sanki; “Ülkenize sahip çıkın, dini politikaya alet edenlere inanmayın!.. Yıkıcıların, bölücülerin yanında yer almayın, bu ülkeyi talan edenlerden hesap sorun…” der gibi bakıyordu…
Hemen arkamda annesiyle beraber oturan beş altı yaşlarında çok tatlı bir kız çocuğu;
“Çok güzeeel!..” dedi…
Özbağ’a yaklaşırken yan taraf bir sıra arkamda oturan şişman kadın, Atatürk posterinden ve yeni yönetimin hırsızlıkları, yolsuzlukları açığa çıkarmasından rahatsız olmuş, hesap sırasının galiba kendine de geleceğini düşünerek; “Allah görendir, Allah bilendir. İçki içip davul zurna çalıyorlar, üç aydır hani ne yaptılar vb.” gibi kara propaganda yapıyordu.
Karşı çıktım. Tüm yolcular benimle olup; “Bu ülke bizim, bu ülkenin kurtuluşunda ve kuruluşunda bizlerin ataları, dedeleri bedel ödediler. Allah haksızlığı da, yolsuzluğu da, talanı da görüyor. Elbette herkes yaptığının hesabını günü gelince verecekdir. Harama el uzatan, fakir fukaranın hakkını korumayanlar da bunun hesabını ödeyeceklerdir. Üç ay olmuş, biraz sabredin, kim bu memlekete hizmet ederse ona oy verin. Dedikodu ve kara propaganda yapmayın” dediler korkusuzca…
Kara propagandacı kadın yalnız kaldı, kem küm etti, sessizliğe boğuldu…

Cemal KAYI



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .