“Yargıtay kararı gecikmeli de olsa, üst kurul delegelerinin iradesi doğrultusunda olacaktır”

“Yargıtay kararı gecikmeli de olsa, üst kurul delegelerinin iradesi doğrultusunda olacaktır”

14.05.2016

MHP’li Kırşehirli emekli Vali Mustafa Erkal’dan MHP yönetimine tepki:
“Yargıtay kararı gecikmeli de olsa, üst kurul delegelerinin iradesi doğrultusunda olacaktır”

 

vali mustafa erkal copy

“Geçmişte zamanında koltuklarını bırakmayan bir çok siyasetçinin partilerini nasıl sıfırladığını hafızamızı biraz yokladığımızda hatırlarız”

7 Haziran seçimlerinde MHP’den Kırşehir ikinci sıra milletvekili adayı olan emekli Vali hemşehrimiz Mustafa Erkal, MHP’de yaşanan kurultay tartışmalarına tepki gösterdi ve “Yargıtay kararı gecikmelide olsa, üst kurul delegelerinin iradesi doğrultusunda olacaktır”
Kırşehirli hemşehrimiz Mustafa Erkal, sosyal paylaşım sitesinde bir açıklama yaparak AKP’de atama ve MHP de kurultay sürecini değerlendirdi.
Mustafa Erkal şunları söyledi:
“Siyasi Partiler kanunu, bütün partiler için seçilmiş genel başkan ve etraflarında yer tutanları korumaya alacak şekilde düzenlenmiş ve sözde demokrasimize uydurularak, genel başkan ve ekibinin üst kurul delegelerini, üst kurul delegelerinin kendilerini seçenleri seçeceği şekilde tanzim edilmiştir.
Bu tabloyla seçilen genel başkan ve etrafındakileri değiştirmek, doğrudan Azrail Aleyisselamın uhdesinde ve yetkisinde kalmıştır.
“Geçmişte zamanında koltuklarını bırakmayan bir çok siyasetçinin partilerini nasıl sıfırladığını hafızamızı biraz yokladığımızda hatırlarız.
“Bugün MHP de farklı bir mücadele verilmektedir. 2015 haziran seçimlerinde 80 milletvekili çıkaran MHP’nin 5 ay sonra 40 milletvekili çıkarması MHP tabanını, ülkücüleri ayağa kaldırmıştır.
“Sayın Devlet Bahçeli 1 kasım seçimlerinde alınan sonucu başarılı bulmuş ve çıkardığı 40 millet vekilini Kürşadın 40 çerisine benzetmiştir. Buna karşılık ülkücüler erken tezkere verdiği diğer 40 vekilin ve istedikleri kadar olmasada AKP’nin tek başına iktidarını engelledikleri ve MHP ye hükümette yer alabileceği imkanı sağladıkları halde, genel başkan ve ekibinin tabloyu tersine çevirerek AKP ye altın tepside tek başına iktidarı yeniden sunmasının hesabını sormak istemektedirler.
“1 Kasım’dan sonra genel merkeze karşı verilen mücadelede esas etken, genel başkan adaylarının çalışmalarından ziyade, genel merkeze duyulan güvensizliktir. Haziran seçimlerinden sonra,AKP asla hükümet kurmayı düşünmemiş ve kurmamak için bahaneler aramıştır. ve Devlet Bahçeli maalesef aradıklarını kendilerine altın tepside sunmuş, yeniden tek başına iktidarlarını sağlamıştır. Hükümet kurmak için istenen şartlar hepimizin hafızasındadır.
“Anayasanın ilk üç maddesinin aynen korunması.
“Çözüm sürecinin sona ermesi.
“17/25 Yolsuzluk dosyalarının yüce divana havalesi ve söz konusu bakanların yargılanması.
“Cumhurbaşkanını anayasal sınırları içinde kalması ve kaçak sarayı boşaltıp Çankaya’ya taşınması. Makul ve haklı bulduğumuz bu taleplere ve gelişmelere şu an itibarıyla baktığımızda manzara şudur. Türkiye Cumhuriyeti,demokratik,laik, sosyal bir hukuk devletidir denilmiş olmasına rağmen bu anayasaya göre yemin ederek göreve başlamış TBMM Başkanı yeni anayasada laikliğin olmaması gerektiğini söyleyebilmektedir. Başkanlık sistemi, AKP ye göre yeni anayasanın olmazsa olmazıdır.
“AKP Grup başkan vekillerinden biri başkanlık sistemi olmazsa B planlarının partili Cumhurbaşkanlığı olduğunu söylemektedir.
“Yukarıda sayılanların tamamını gerçekleştirmek yeni bir anayasayla veya anayasada yapılacak değişiklikle mümkündür ve AKP’nin her ikisini gerçekleştirecek sayısal çoğunluğu bulunmamaktadır.
“Kendilerine bunları yapmada yardımcı olacağından şüphe duymadıkları parti maalesef MHP sidir. Çözüm süreci 2015 Temmuz ayından itibaren sona ermişti ve yıllarca devletin hakimiyetini, yetkilerini terör baronlarıyla paylaşarak hendeklerin kazılmasını, tünellerin açılmasını kısaca iç savaş hazırlıklarını güvenlik birimlerinin elini kolunu bağlayarak seyredenler, devletin ilgili birimlerinin kesin ve etkili mücadele gerektiği, aksi halde çok daha kötü durumların yaşanacağı gerçeğine inanarak her gün şehitler verme pahasına kararlı mücadeleye başlamışlardı.
“Bu günde mücadele kararlılıkla sürdürülmektedir. ve temennimiz buz dolabından hiç çıkarılmaması geri adım atılmamasıdır. 17/25 Aralık yolsuzluk dosyalarının yüce divana havalesi ve ilgili bakanların yargılanması bu gün MHP’nin gündeminde yoktur. Önümüzdeki günlerde adli dosyası bulunan milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması meclis gündemine gelecektir.
Bu dosyalar arasında malum bakanların dosyası bulunmamaktadır. çünkü bakanların yargılanması ancak yüce divanda olabilmektedir. yüce divana gönderilmeleri meclis kararıyla mümkündür. Son dönemde MHP’nin bu dosyaların öncelikle gönderilmesine yönelik bir çabası talebi olmamıştır.Cumhurbaşkanı Çankaya’ya taşınması talebi esasen hükümet kurmayacağım rahat ol demenin dolaylı ifadesi olmuştur.
“Sonuç olarak, ülkücüler güven duyacakları, kendilerini atalet ve fetret döneminden gelişme,atılım ve iktidar dönemlerine taşıyacak her bakımdan güvendikleri yeni bir üst yönetimin arayışı içindeler ve sadece MHP’nin şu anki yönetimine değil daha çok mal bulmuş mağribi gibi sözde muhaliflerini koruma gayreti içinde olan iktidar çevrelerine karşıda sözde hukuki zeminde mücadelelerini sürdürmektedirler. Üst Kurullar bütün sivil toplum örgütlerinde ve siyasi partilerde en yetkili organdır ve kararları bağlayıcıdır.
“Partilerin, anayasaya aykırı tüzüklerine göre bile değerlendirildiğinde üst kurul delegelerinin iradesinin aksine, mahkemelerin bir karar vermesi söz konusu olamaz. Medeni ve gerçekten hukukun üstünlüğünün olduğu ülkelerde, Yargıtay veya benzeri kurumlar zamanında kararını vererek,adaletin devletin temeli olduğunu her fırsatta topluma hissettirirler. Geciken adaletin adalet olmadığını en iyi bilmesi gereken şüphesiz Yargıtay’ın sayın başkanıdır. Uzun yıllar önce aynı Hükümet Konağı’nda kaymakam ve hakim olarak çalıştığımız sayın başkanın adaletinden ve titizliğinden hiç şüphe duymadım. Yersiz tartışmaların Yargıtay’a ve yargıya daha fazla zarar vermesine göz yummamasını temenni ediyorum. 15 Mayıs pazar günü yapılacak MHP’si olağan üstü kurultayına, Patagonya ve benzeri mahkemelerinin verdiği veya vereceği kararlar ne olursa olsun iradesini kurultayın yapılması yönünde koyan ülkücü iradenin üst kurul delegeleri mutlaka katılmalı ve iradesini dosta düşmana ilan etmelidir.
“Yargıtay kararı gecikmelide olsa,üst kurul delegelerinin iradesi doğrultusunda olacaktır. Aksi yargının kendini inkarı olur. AKP’nin kurultayı bizi ilgilendirmemektedir. Sonuçta işaret edilen oylanacak ve kazanacaktır. MHP’nin kurultayı kurulan bütün oyunları, tezgahları kökünden değiştirecek önemdedir. Sadece MHP ve Ülkücüler açısından değil. bütün Türklük alemi için hayati önemdedir.
“15 Kasım 2015 günü yazdığım yazıda, Ülkücü iradenin çetin bir sınavdan geçeceğini ve inşallah kırmadan dökmeden başarıya ulaşacağını yazmıştım. İnşallah gerçekleşecek. MHP, Ülkemiz ve Milletimiz için yeni bir dönem başlayacaktır. NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .