Yanlışın hangisi doğruya yakın

Yanlışın hangisi doğruya yakın

03.09.2019

Türkiye 50-60 senedir kaos ortamından bir türlü kurtulamadı. İç siyasette pek başarı sağlanmaması, dış siyasette de başarısızlığın sebebi olarak yorumlanıyor. Geçmiş iktidarlarla beraber son yirmi beş yıldır eğitim sistemini arka bahçesi olarak gören siyasilerin hatalarını milletçe hepimiz çekiyoruz ve de bu gidişle çekmeye devam edeceğiz gibi görülüyor. Her iktidara gelenin kendi ideolojisine göre rejim değişikliğine […]

Türkiye 50-60 senedir kaos ortamından bir türlü kurtulamadı. İç siyasette pek başarı sağlanmaması, dış siyasette de başarısızlığın sebebi olarak yorumlanıyor.
Geçmiş iktidarlarla beraber son yirmi beş yıldır eğitim sistemini arka bahçesi olarak gören siyasilerin hatalarını milletçe hepimiz çekiyoruz ve de bu gidişle çekmeye devam edeceğiz gibi görülüyor.
Her iktidara gelenin kendi ideolojisine göre rejim değişikliğine kalkması, iç piyasa ve sermaye guruplarının yatırım yapmasına engel olduğunu hiç düşünen yok. Bilhassa eğitim sisteminin her sene ayrı bir belirsizliğe sürüklenmesi, kaliteli elaman yetiştirmede en büyük engel olarak görünüyor, fakat bunu göreninde olmayışı acı gerçeğin ayrı bir boyutu. İhtiyaca göre elaman yetiştirmek yerine, her mahalleye olsun düşüncesiyle kalitesiz ve iyi eğitim veremeyen üniversite açmak yerine, daha donanımlı eğitimcilerin bulunarak daha imkânları genişletilmiş kurumlar açmak, hiç kimsenin düşüneceği bir konu değil galiba. Özel sektörün eğitim sistemine girmesiyle kalitenin daha da düştüğünü söylüyor eğitimciler.
Geçmiş zamanlarda olduğu gibi son üniversite kayıtlarında da ekonomist olma istekleri veya puanları ancak oralara girmeye yeten gençlerin tercihi olduğunu görüyoruz. Bu kadar ekonomiste ihtiyacı olmayan Türkiye’nin işsizler ordusuna diplomalı yeni işsizler eklemekten başka bir ise yaramadığını düşünende yok. Eğitim sisteminde yeteneklerin ilkokulda başlaması ve taşımalı eğitimin tekrar gözden geçirilmesi ve yeteneğe göre branşlara ayrılması, ortaokul, lise ve devamı olan yüksekokulların biraz nefes almasına aynı zamanda ihtiyaca göre eleman yetiştirilmesi daha mantıklı ve sağlıklı olamaz mı? Pek mi zor?
İşte gelecek hafta okullarda yeni eğitim ve öğretim yılı başlayacak. Kırşehir eğitimde marka kent diyor ve bununla övünüyoruz. Ama hala tekli eğitime bile geçememiş bin iliz ne yazık ki?
Bugün Kırşehir’de tespitlerime göre Cumhuriyet Ortaokulu, eski adı Vali Mithat Saylam, yeni adı Yunus Emre Ortaokulu ve Hüsnü Özyeğin Ortaokulu’nda ikili eğitim var. Hani ülkemizi idare edenler 2019 yılında tekli eğitime geçileceğini söylüyordu? Demek ki bu sadece lafla olmuyormuş!
Peki Kırşehir’e yeni okul yapılmadan tekli eğitime geçilemez mi? Geçilir diye düşünüyorum. Çünkü bazı okullarda devasa binalarda 100-200 öğrenci eğitim görüyor. Bu okul binaları daha verimli kullanılarak pek ala tekli eğitime geçilebilir. Ama bunu kim yapacak ya da yapabilecek?
Birbirine yakın olan beldelerde okullar açmalı ve hocaların ikamet edecekleri evler yaparak hemi üretime yardımcı olacağı gibi kentlere de akın eden nüfusun önlenmesi açısından çok önemlidir. Çocuklarının arkasında kentlere yerleşen toplum, üretici durumunda tüketici duruma geçiyor. Köyünde kalan çiftçi en azında kendi yiyeceğini yetiştireceği ve fazlasını pazarlayacağı için üretime de yardımcı olur. Bilhassa hayvancılık ve süt üretme konusunda iyi bir imkândır köylünün yerinde kalması. Büyük miktarda kredi alarak besiciliğe soyunanların durumu yavaş yavaş kritikleşiyor.
Devlet Planlama Teşkilatı diye bir kurum var, bu kurumun ne iş yaptığını pek kimse bilmez, yalnız bilinen bir gerçeği iktidar partilerinin bir arpalık olduğu herkes tarafından bilinir. Hazırladığı raporlar ne kadar gerçekçi ve iktidar tarafında ne kadar benimsenerek uygulamaya konduğu da meçhul.
Türk Hava Kurumunun içine düştüğü belirsizlikte de acaba D.P.T bir raporu var mıdır veya bu kurumu denetleme yetkisi olan bir yer var mıdır? O da belirsiz. Elden çıkarılan kamu kuruluşlarının akıbeti belli iken hala özelleştirme adi altında peşkeş çekilenlerin yerine yenisinin yapılmayışı, satılan kurumlardan elde edilen paraların çar-çur edilmesi, yeni istihdam yerlerinin kurulmayışı, bir numaralı işsizliğin unsuru olduğunu bilmemekte devlet idareciliği değildir. İç istikrarla beraber siyasi istikrarsızlığı gören, yabancı veya yerli sermaye yatırım yapmaz. Devlet desteği ile de yatırım yapılmaz. Yalvarmayla ve tehditle de yatırım yapan olmaz. Var mı bir babayiğit yeni bir Sümerbank, SEKA, Et-Balık Kurumu gibi tesisler ayarında bir işletme yaratsın. Alkol zararlı diye bağcılığı ve Tekelin yan kuruluşlarını, mesela bira fabrikasını kapatan veya elden çıkaranlar neleri yok ettiklerinin acaba farkında mıdır? Restore etmek için bulunamayan para karşılığı silah fabrikalarını yabancılara satmayı tüccarlık sananların, milletvekillerinin maaşı söz konusu olunca kesenin ağzını açıyor. ASELSAN’ın durumu ne âlemde, yoksa oda mı gidici?



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .