ÜZGÜNÜZ GENÇLER!..

ÜZGÜNÜZ GENÇLER!..

28.04.2016

Kırşehir Ticaret Borsası Genç Girişimciler Kurulunun geçtiğimiz günlerde düzenlediği bir etkinliğe katıldık. Bu etkinlik çok anlamlıydı. Çünkü etkinlikte konu gençler konuklarda gençlerdi. Pazar günlerinden feragat edip öğle saatlerinde birlikte yaptığımız yemek sonrası gençlerle sohbete başlamak üzere salonda toplandık. Gençler ile birbirini tanımayan genç girişimciler karşı karşıya oturmuş birbirlerini süzüyorlardı… Acaba yanlış bir şey söyler miyiz, […]

Kırşehir Ticaret Borsası Genç Girişimciler Kurulunun geçtiğimiz günlerde düzenlediği bir etkinliğe katıldık.
Bu etkinlik çok anlamlıydı. Çünkü etkinlikte konu gençler konuklarda gençlerdi.
Pazar günlerinden feragat edip öğle saatlerinde birlikte yaptığımız yemek sonrası gençlerle sohbete başlamak üzere salonda toplandık. Gençler ile birbirini tanımayan genç girişimciler karşı karşıya oturmuş birbirlerini süzüyorlardı…
Acaba yanlış bir şey söyler miyiz, acaba yanlış anlaşılır mıyız, sıkıcı bir söyleşi olacak gibi iç geçirenler olmuştu.
Gözleri pırıl pırıl parlayan, yürekleri tertemiz, dinamik ve bir o kadar heyecanlı bir gençlik vardı karşımızda. Açıkçası bu durum bizleri de heyecanlandırmıştı.
Hani büyüklerimiz ve bazen de biz bu gençlik için “bunlar adam olmaz, bu gençlik bitmiş, bu gençlikten hayır gelmez…” deriz ya, bu gençlikle söyleşi yaptıktan sonra bu sözleri söyleyenler ve düşünenler adına utandık.
Bildiğiniz ve düşündüğünüz gibi değil bu gençlik. Yani elleri sigara, alkol, beyinlerinde kötü duygu ve düşünceleri olan, pis emellere sahip bir gençlik değil bu gençlik.
Biz sadece ön yargılıyız onlar adına. Biz konuştuk onlar bizi pür dikkat dinlediler, öğrencilik yıllarımızı, anne baba ilişkilerimizi, geçmişimize dair anekdotlar anlattık, sonra onlar tek tek söz aldılar.
Sözüm ona “iki kelimeyi bir araya getiremez, akılları internet, telefon ve oyundan başka bir şeye çalışmaz” denilen bu gençler bizi tabiri yerinde ise ağzı açık bıraktılar.
Hep suçluyoruz ya bu gençleri “ellerinde telefon, dünyadan bir haber” diye bakın neler istemiş bu gençlik biz büyüklerinden ve neler düşünmüşler:
“Yeni nesil neden sürekli Avrupa kültürünün etkisine maruz kalıyor? Milli Tiyatromuz neden yok? Amerikan kültürü etkisi altında, yüzlerce tarihi film ve dizi izlerken, binlerce yıllık Türk tarihini öğrenmek neden klişeleşmiş öğreticilerin dışına çıkamıyoruz? Atalarımızın gençken bile sahip olduğu o ulu ahlak ve çalışma felsefesini neden görmezden geliniyor? Erozyona uğramış kültürümüzde iyi gün, kötü gün desteği nedir unuttuk? Düğün ve cenazelerde telefonlarımızdan kurtulup akraba ve akranlarımızla vakit geçirmeyi ne zaman öğreneceğiz? Bizleri eleştirirken, aynı zamanda aynanın öbür tarafına ne zaman bakılacak. Tamam, kabul ediyoruz. Teknolojinin üzerimizde ki olumsuz etkisi hayli fazla, biz teknoloji kuşağındayız, peki yetişkin fertler bizlerden farksız mı? Facebook, instagram, vb.sosyal paylaşım platformlarında yetişkin sayısına lütfen dikkat edin. Ailelerin, öncelikle kendilerini bu olumsuzluktan kurtarması lazım. Böylelikle hem bizlerle ilgilenmeleri için daha geniş bir zamana sahip olur hem de bizlere örnek teşkil etmiş olurlar…”
Gençlerin istedikleri bu kadar mı?
Hayır değil tabî ki de…
Eğitim sisteminin temel bozuklukları görmezden gelinmemeli. Bizler Fransa, Japonya, Norveç, vb. ülkelerin eğitim sistemlerinin olumlu yanlarının farkındayız. İnanıyoruz ki pozitif bir uyum süreci bizler için çok daha verimli olacaktır. Örnek olarak kütüphaneleri verebiliriz. Daha cazip bir dış görünüşün, yanı sıra içeride daha samimi ortamlar yaratılarak kitap okumaya teşvik edilmeli. Anne babalarımız evde kitap okurlarsa bizde okuruz…
Emin olun bunlar sadece buz dağının görünen yüzü. Genç arkadaşlarımız fırsat verildiğinde, sahip oldukları fikirler ile ne kadar donanımlı olduklarını bizlere ispatladılar. Her yeni neslin, bir üst neslin aynası olduğunu bize hatırlattılar. Biraz zaman ayırıp etkileşimde bulunduğumuzda, bu etkileşimin aydınlık bir geleceğe ışık tutabileceğini bizlere gösterdiler.
Aileleri ile aralarında uçurum olduğunu söylediler.
Kendileri ile yeterince ilgilenemediklerini söylediler.
Geçmişe duyulan özlemi bir kısım medyanın unutturma çabası içerisinde olduğu söylediler.
Şiddet gören ailelerde çocukların kendilerini ispat etmeye çalışmaları, bu yüzden farklı eğilimlere yöneldiklerini söylediler evet bunları onlar söylediler…
Ve en önemlisi de ailelere eğitimler verilmesi yani onların da eğitilmesini istediler. Birazcık ilgi, şefkat ve duyarlılık istediler …
Bu gençler Mucur’umuzun Sağlık Meslek Lisesinde okuyan adları; Seda Yılmaz, Cengiz Sur,Furkan Özçelik,Osman Pınarcıoğlu, Tuğrul Uyar, Yağmur Ateş, Merve Nur Durmuş, Özlem Akan, Ceren Ünverdi, Aybüke Cebeci, Selcan Bayık, Esin Duygu, Dilara Sarı, Faruk Çıtak, Yavuz Ardıç, Narin Deveci,Buse Aydın, Esen Burkaz, Merve Söğüt, Fatih Sayım..
Çok keyifli bir söyleşi oldu, inanın bana bu gençlik bildiğiniz ve tahmin ettiğiniz gibi değil yeter ki onları insan ve adam yerine koyun karşınıza alın ve konuşun emin olun siz hem şaşıracak hem de memleketimizin geleceği adına umutlu ve mutlu olacaksınız.
Ben bu konuda Kırşehir Ticaret Borsamızın değerli Genç Girişimcilerine ayrı ayrı teşekkür ediyorum ve özellikle bizlerle birlikte olan yürekleri de kendileri gibi güzel bu gençlere teşekkür ediyorum.

MERYEM SUDE…

Çarşamba ve Perşembe günü TEOG sınavına giren biricik kızım Meryem Sude başta olmak üzere tüm gözbebeği yavrularımıza sınav sonuçlarının hayırlı olmasını diliyorum…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .