Uzaklara gidin!..

Uzaklara gidin!..

01.03.2018

Bugün Cuma haftanın son iş günü, belki bazıları yarında çalışacak. En azından biz çalışmıyoruz. Dışarıda geceden kalma kar var yüreğimiz sıcak olsa da hava soğuk. Karı herkes gibi ben de çok severim geçmişe götürür bizi. Mart’ta yağan kar sonrasında açan güneş güzel ve sıcak günlerin geleceğini hatırlatır bizlere. Bu güneşli havaların ardından açmaya başlar başaklar. […]

Bugün Cuma haftanın son iş günü, belki bazıları yarında çalışacak. En azından biz çalışmıyoruz. Dışarıda geceden kalma kar var yüreğimiz sıcak olsa da hava soğuk. Karı herkes gibi ben de çok severim geçmişe götürür bizi. Mart’ta yağan kar sonrasında açan güneş güzel ve sıcak günlerin geleceğini hatırlatır bizlere. Bu güneşli havaların ardından açmaya başlar başaklar. Boy verip uzayıp giderler.
Biz çocukken Kırşehir’in Meytaş Civarı Obruk Tepesine doğru yol alırdık çiğdem toplamak için… Bu yollarda başaklarında boy verdiğine şahit olurduk. Bazıları dik durmazdı sağa sola eğilirdi tıpkı insanların hayatla olan mücadelelerinde dik duramadıkları gibi…
Oturup bu güzel şehri seyrederken uzaklara dalıp giderdi gözlerimiz…
Bulunduğumuz obruk tepesinde dönmek istemezdik şehrin gürültülü ve can sıkıcı ortamına.
Bütün bir haftanın hatta bir ömrün yorgunluğu üzerimize çökmüştü adeta.
Kaçıp uzaklaşmak istiyorum bu ortamdan.
Gece tek başıma kaldığımda Kırşehir’in en ücra ve en uzak yerine çıkıyorum…
Yalnız, yapayalnız tek başımlayım bu şehrin en uzak köşesinde.
Gözlerim şehrin pırıltılı ışıklarında uzaklara çoook uzaklara dalıp gidiyor bu hiç çıkmak istemediğim dipsiz kuyuya…
“Çıkarmasın kimse beni oradan “diye söyleniyorum kendi kendime…
Çekilmez bu hayatın kahrı…
Ne güzel insanlar uzak,şimdi daha çok uzaklar bana…
Bu durum beni çok mutlu ediyor geçicide olsa.
Üşümeden sabahlarım belki burada…
Belki üşümek bile güzel bu durumda…
Arkamı dönmek istemiyorum orası daha da karanlık daha sessiz daha da ıssız…
Aldırmıyorum insanların kahpeliklerine hatta gülüp geçiyorum acınacak hallerine…
Bu karanlıklar bu gece olmasa nasıl örtülür? nasıl kapanırdı bu pislikler?…
Karanlıklar her pisliği örter değil mi?
Gün ağarınca çıkar tüm pislikler ortaya. Zavallı, aciz, garip insanlar…
Işıkların biri açılıp biri kapanıyor tıpkı insanların hayatını kaybedip yeniden doğanların olduğu gibi… Kimi ölür kimi doğar bu hayatta ama aldırmaz insan oğlu hiç bu duruma…
Her karanlığın ardında bir ışık olacağını bilir ve o yüzden aldırmaz karanlığa…
Aslında her insan gibi kafamda bir kaç sorunum var ama nedense onları düşünmeye bile üşeniyorum. Düşünmeye başlarsam sanki daha çok canım sıkılacak, o yüzden erteliyorum düşünmeyi. Tam aklıma gelmek üzereyken başka konularla ilgileniyorum. Bir nevi kaçmak sanırım benimkisi bu sorunlardan.
Kendi sorunumu çözmüşüm gibi, bide başkalarının sorunlarını dinliyorum, ama bende şöyle bir şey var ki; başkalarının sorunlarını çözümlemekte daha başarılıyım.
Evet, biraz tuhaf belki ama gerçekten de öyle, bu aynı ‘terzi kendi söküğünü dikemez ‘ atasözünü çağrıştırıyor ben de.
İnsan içinden geçenlerin hepsini yapsa ne olurdu diye düşünüyorum bazen, sanırım ortaya çok değişik ve renkli şeyler çıkardı.
Anlatacak, yazacak çok şey var aslında aklımda, ama nasıl toparlayacağım bilmiyorum.
Bugün böyle bir bencillik yaptım işte.
Sizde yapın arada böyle bencillikler inanın hayatın kahrı çekilecek gibi değil. Aldırmayın hiçbir şeye ve arada çekip gidin yüreğinizin götürdüğü yere. İnsanlardan uzaklara çook uzaklara gidin. Kendinizi dinleyin tıpkı benim yaptığım gibi.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .