Umudumuzu kaybetmeliyim diyeceğimde!

Umudumuzu kaybetmeliyim diyeceğimde!

12.12.2019

Son yıllarda ülkemizde ve Kırşehirimizde yaşanan çeşitli sıkıntılar ve gelişmeler insanlarımızın gelecekteki beklentilerini de ne yazık ki yitirmesine neden oluyor. Gerçekten bir kişinin ülkesinden ve insanlarından umudunu kaybetmesi kadar kötü bir şey yok. Düşünün bir kadın ya da erkek bir gencimiz üniversiteyi bitirmiş, bir yere atanmak için KPSS denen sınavda başarılı olmuş, örneğin 90 puan […]

Son yıllarda ülkemizde ve Kırşehirimizde yaşanan çeşitli sıkıntılar ve gelişmeler insanlarımızın gelecekteki beklentilerini de ne yazık ki yitirmesine neden oluyor.
Gerçekten bir kişinin ülkesinden ve insanlarından umudunu kaybetmesi kadar kötü bir şey yok.
Düşünün bir kadın ya da erkek bir gencimiz üniversiteyi bitirmiş, bir yere atanmak için KPSS denen sınavda başarılı olmuş, örneğin 90 puan almış, ama kendisi atanamazken, aynı sınavda 72 puan almış birisi şıp diye atanmış!
Burada adalet var mı?
Peki bu başarılı gençlerin her atamada aynı tabloyla karşılaşıp, bir türlü atanamamasının ardından ülkesinden, ülkeyi idare edenlerden bir umudu kalır mı?
Yeri gelmişken bir fıkra ile konumuza girelim isterseniz.
Kral, dondurucu kış mevsiminde gecenin soğuğunda nöbet tutan muhafıza sorar, “Üşümüyor musun?” diye.
Muhafız “Ben alışığım kralım” der.
Kral, “Olsun sana sıcak tutacak elbise getirmelerini emredeceğim” der ve gider. Ancak kral bir süre sonra emri vermeyi unutur.
Ertesi gün duvarın yanında muhafızın soğuktan donmuş cesedini görürler.
Muhafız duvara bir şeyler karalamış ve şöyle yazmıştı:
“Kralım, soğuğa alışkındım, fakat senin sıcak elbise vaadin beni öldürdü!”
Evet, insanları bekleterek bir umuda bağlayarak kesinlikle imtihan etmeyin. Çünkü insan, bekletildikçe, umutlandıkça değişir.
Beklettiğiniz kişi hakkınızda telafisi imkânsız olumsuz düşüncelere girer.
Sonunda önce umudu öldürürsünüz. Ardından sevgi, saygı, güven ölür…
Dostluk ölür, muhabbet ölür!
Bu nedenle hiç kimse, kimsenin umudunu çalmamalı, umut vermemeli.
Fakat ülkemizi ve ilimizi idare eden siyasetçiler, bürokratlar her şeyin toz pembe olduğunu, adaletin, hak ve hukukun her geçen gün arttığını sıkça vurgulasalar da vatandaşlar yaşadıkları haksızlıklar, hukuksuzluklar karşısında inanırlıklarını kaybettiklerinin farkındalar mı acaba?
Bugün Kırşehir’de binlerce insanımız iş ve aş için aşındırmadıkları kapı kalmamış durumda. Zaten ekonomik sıkıntılar her kesimi etkiledi, iş yok. Bu insanlar umutlarını devletin açacağı sınavlara bağlamış iken, buralarda da kayırmacılığın, torpilin olduğunu görünce inanın geleceğinden umudunu kaybediyor.
Peki bu gençlerin durumu ne olacak?
Peki gençler nasıl devletine, ülkesini yönetenlere güven duyup, hayal kuracak?
Birkaç ay önce uzun yıllardır başka bir ilde yaşayan hemşehrimiz, baba ocağı Kırşehir’e dönmeye karar vermiş.
Bütçesine göre bir ev almış, ancak çocuklarını da Kırşehir’e getirebilmek için bir arayışa girmiş. Çalmadık kapı bırakmayan hemşehrimiz iş imkanı bulamadığı için çocuklarını memleketine getirememenin üzüntüsü içinde ne yapacağını kara kara düşünmeye başlıyor.
Üstelik çocuklarının piyasada ihtiyacı olan bir mesleği bulunmasına rağmen, özel sektörde bile torpilin öne geçtiğini gören hemşehrimiz nasıl sitem etmesin ki:
“Bu güzel cennet ülkem nasıl bu hale geldi? Gençler hangi fakülteyi bitirirse bitirsin iş bulamıyor. Dayısı olanların daha mezun olmadan işi hazır. Peki adamı olmayanlar ne olacak? Bunlar nasıl iş, aş bulup yuva kuracak? Bu gençlerin de bir işi olması hakkı değil mi? Benim bir komşumun kızı daha okuldan mezun olmadan, ailesi ‘benim kızımın işi hazır, okulu bitirir bitirmez atanacak’ diyor. Aynısı oluyor. Bu nasıl adalet? Ben ülkemi yönetenlerden adalet istiyorum. KPSS’ye kim girip, başarılı oluyorsa onların atanmasını, mülakatın kaldırılmasını istiyorum. Yoksa bu olmadığı sürece torpilin, haksızlığın, adaletsizliğin asla önüne geçilmez. Liyakatsiz insanlar yüzünden ülkemde yaşanan hiçbir sorun da çözümlenemez”
Bunu sadece bu hemşehrimiz mi söylüyor?
Gelin, şöyle Kırşehir’in bir caddesine çıkın, herhangi bir insana sorun aynı eleştirileri ve aynı endişeleri sizinle paylaşacaktır.
Yani adamın varsa işin hazır, adamın yoksa!!!
Bugün Kırşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm resmi kurumlar ehliyetsiz, liyakatsiz kişilerle doldurulmuş durumda. Ehliyetli, adamı olmayan liyakatli insanlar dışarıda adam bulma derdinde!
Ehliyet mi, liyakat mi yoksa adamın varsa işin hazır mı?
Hani derler ya ”Adamı olan arabasını dağdan aşırır, adamı olmayan düz ovada yolunu şaşırır.”
Yani adamın var mı? Diploma bu devirde iş görmüyor dayısı olan işe giriyor.
Türkiye’de birçok şey değişti, hayal edilemeyecek yeniliklerle tanıştı.
Ama adamın varsa işe girme metodu hiç değişmedi. Ehliyet, liyakat, tecrübe bizde hep ikinci planda kaldı.
Dayın varsa işin de var. Hem de makamın.
Sadece iş konusunda mı? Elbette ki hayır..
Hastalandınız, hastaneye gideceksiniz, muayene yapacak doktorun hasta sayısı çok, kuyruk uzun. Bir dayınız varsa şıp bütün hastaların önünde muayene olursunuz. Yoksa ölseniz, kimse niye öldü demez.
Bir çocuğunuz vardır, okula kayıt yaptırır, en iyi öğretmenden ders almasını istersiniz, üstelik çok zeki ve başarılı olmasına rağmen, özel sınıfa almazlar. Neden mi? Dayısı olanların, arkası kuvvetli olanların, torpili bulanların çocukları vardır o sınıfta da ondan!
Pazara gidersiniz sebze meyve alacaksınız, poşeti alır seçmeye kalkarsınız, mümkün olmaz, çürük çarık neyine yetmez. Ama tanıdığınız, dayınız varsa seçmek serbest.
Yani hiç mümkün olmaz denilen işler.. Bir bakıyorsunuz iki günde hallediliyor.
Diyelim bir öğrenci staj yapacak. Staj yapabileceği yerlere müracaat ediyor. “Hayır yerimiz yok” cevabı veriliyor.
Bir dayı buluyor, olmayan yer anında oluyor!
Bir kuruluşa iş başvurusu yaparsınız.
Aldığınız cevap “Şu anda hiç ihtiyacımız yok!”
Bir bakarsınız. Sizinle birlikte başvuru yapan, dayısı olanlar yarın şıp diye iş başı yapar.
Torpil sadece dayısı olanlara mı uygulanıyor. Elbette ki hayır. Paran varsa bütün işlerin tıkır tıkır olur, paran yoksa!
Herkes parana göre değer ve itibar verir.
Bankalar da parana göre muameleye yapıyor da ondan.
Gidin bir bankaya, sıra alın, görün aradaki farkı. Bankada paran varsa, o bankanın müşterisi isen, bekleyenlerin şak önündesin. Yoksa bekle ki sıra gelsin, işlemini yapabilesin!
İşte bu durum ülkemizde her geçen gün artıyor, gençler umudunu kaybediyor?
Alo!
Sesimiz geliyor mu?
Alo!
Sesimiz duyuluyor mu?
Haydi gençler biraz daha sabır diyeceğim ama, ben de kral gibi onlara umut vermeyeyim. Ne olur, ne olmaz!

***

Biraz da gülelim!

Ödül kazanan şoför!

Trafik polisi çevirme yapıyormuş. Bir aracı durdurmuş.
-Polis:
Tebrikler beyefendi. Bugün emniyet kemeri takan ilk kişi sizsiniz. Size 1 milyar para ödülü veriyoruz. Ne yapmayı düşünüyorsunuz?
-Şoför:
Ehliyet alırım o zaman ..!
-Polis:
Ehliyet… iniz yok mu ?
-Karısı:
Siz ona bakmayın memur bey. Sarhoş da ne dediğini bilmiyor!
Polis, şaşkın şaşkın bakarken, arka koltuktan bir ses gelir:
“Ben size çalıntı arabayla çıkmayalım, polis çevirir demedim mi?”
Polis tam tepki verecekken, bagajdan bir ses gelir:
-Sınırı geçtik mi ?

Sevdiğim bir söz

“Gelip boşluk dolduranlardan değil, gittiğinde yeri dolmayanlardan ol.” Cerazza



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .