Umudu ve bir arada yaşamı kurmak

Umudu ve bir arada yaşamı kurmak

14.07.2016

10 günlük tatilin ardından Kırşehir’de cadde ve sokaklar kim bilir sıcağın da etkisi ile bomboş… Kırşehir’de insanlar akşamın serinliğiyle birlikte kendini sokaklara atıyor. Bakıyorum bazen insanlara ya ellerinde nohut salkımı, ya haşlanmış mısır, ya da dondurma boş boş geziniyor, ya da kafelerde, parklarla sohbet ediyor. Kırşehir adına kafa yoran, sohbetlerinde Kırşehir’i konuşan kaç kişi vardır […]

10 günlük tatilin ardından Kırşehir’de cadde ve sokaklar kim bilir sıcağın da etkisi ile bomboş…
Kırşehir’de insanlar akşamın serinliğiyle birlikte kendini sokaklara atıyor. Bakıyorum bazen insanlara ya ellerinde nohut salkımı, ya haşlanmış mısır, ya da dondurma boş boş geziniyor, ya da kafelerde, parklarla sohbet ediyor.
Kırşehir adına kafa yoran, sohbetlerinde Kırşehir’i konuşan kaç kişi vardır bilmem ama benim gibi hayal kuranlar da çoğunluktadır mutlaka…
Hayal etmek, umuda yolculuk etmek ne çare…
Bu teori, kavramsal olarak “SEVGİ’’yi esas almak ve onun bütün yaşamsal koşullarını yaratmak. Psikolojik tepkimesini en küçük yaştan en yetişkine kadar, sosyal, kültürel, sanatsal ve tarihsel kurgularla geliştirmek. Güçlü, kendine güvenen, bir arada durmaya başarmaya yüzünü dönmüş ve manevi duyguları tırmanışa geçirmiş bireyler örgütlülüğünü kurmak, harekete geçirmek ve devamlılığını kılmaktır.
Toplumsal sorunlara teori ve pratiklerle inerek, çözümlemelere ulaşmak, acının ve karanlığın getirdiği umutsuzluğu ortadan kaldırarak aydınlığın bütün koridorlarını açmak. Bireylerin toplumsal ve politik olarak ruhlarına inmenin en belirgin yolunun, tarihin bütün gerçekliği ve netliğiyle ortaya koymaktan geçmektedir. Örneğin, Mustafa Kemal Atatürk bu ülkenin ve toplumunun bir gerçeğidir ve bugün toplumuyla, siyasetiyle Ulu Öndere ne kadar saygı duyulmakta, onun geleceği kurgulayan fikir ve kaygılarını ne kadar sağlıklı ve kendimize yakışır şekilde yaşanılır kılmaktayız? Sorusuna yanıt aramak ve çözüm bulmaktır. Zira unutmuş olduğumuz bu körlük, eğitimler, sosyal hareketler, kültürel arayışlar, tarihsel irdelemeler ile giderilebilir.
Azınlıkların çoğunluğa hareketini ben çözümlenme, gayret etme ve gerçeklere varmanın direniş taşları olarak görüyorum. Bu direnişin, toplumsallaşmayı daha görkemli ve bağlayıcı kılmasının yolunun ise, yaşamı işlemek, çocuk, gençlik, kadın ve toplumsal kümelenme hareketi ile mümkün olacağı kanısındayım. Çocuk maneviyatını tarihsel gerçeklerle büyütmek, düşünen düşündüğünü yaşama geçirebilen bir gençlik kolektifini açığa çıkarmak, arkadan gelenlerin bu ısrarlı ve onurlu yürüyüşüne, yaşamın öteki toplumlarını da dahil etmek, gerçekten örgütlenmenin, neyi, neden ve niçin yaptığımızın samimiyeti ve heyecanını da getirecektir. Düşünün bir şeyleri dönüştürüyorsunuz ve bir şeyleri büyütüyorsunuz. Emek veriyorsunuz.
Toplumcu olmanın gerçeklerini, sanatı ile, tarihi ile, siyaseti ile, toplumsal ağrıları, acıları ile görmek, hissetmek ve pratiğe geçirmek, eyleme dönüştürmek ve örgütlenmek ile mümkündür. Bugünün toplumuna, bürokratik yapıya zarar vermeden, taraf durmadan, taraf olmadan, bireylerin bütün yaşam biçimleriyle ortak dili kullanarak kanayan yaraları sarmak, tarihi uyandırmak, böylesine bir çalışmayı alkışlanır ve saygı duyulur hale getirmek, verilebilecek en muazzam emek yoğunlaşması anlamına gelmektedir.
Böylelikle, tahammülsüzlüğün, sabırsızlığın, sevgisizliğin, saygısızlığın, birilerine ve birilerinin kurumuna çalışmanın amacından uzak bir örgütlenme yaşamını, küçükte olsa yeniden kurmanın, bir çatı altında yürekli ve çalışmaya hazır kadroları çalışır hale getirmenin dinamiklerini kurmuş olacağız.
Dünü yarını ve bugünüyle Türkiye’yi işleyecek, Mustafa Kemal’i anlatacak, bu aydınlığa kalbini adamış öğrenci kardeşlerimize burslar verecek, dernek içi eğitimler düzenleyecek, güç durumdaki çocuklarımıza, kardeşlerimize, gençlerimize, kadınlarımıza Anadolu’nun gerçeklerini yaşatacak bütün maddi ve manevi imkanları açacak, bu gün için değil, yarında devam eden bir hayatın olduğu ve onurla kalınması gerektiğinin gerçeğini ortaya koyacağız.
Birken iki, iki iken üç olacağız. Bütün eleştirilerin ve katılımın demokratik bir ortamda sağlandığı herkesin yetiştiği, geliştiği ve örgütlü mücadelenin yetiştirdiği bir birey örgütlenmesi modelini ortaya koyacağız.
Böylesine bir örgütlenme modeli, dernekler, vakıflar ve sivil toplum örgütlenmeleri ile mümkündür.
Bu sevgiye yol açmak isteyenlerin gerçeği anlamına gelmektedir. Bunun kavramını çok iyi bilmek, sevginin devrimini yapmak üzere yola çıkmak, ağır vicdani yükün altından kalkmak anlamına gelmektedir.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .