ÜMMİYE KOÇAK’TAN KADINLARA ALTIN ÖĞÜTLER

ÜMMİYE KOÇAK’TAN KADINLARA ALTIN ÖĞÜTLER

22.09.2017

“Biz kadınlar çok zekiyiz. Ama o zekâmızı nedense iyi yönde kullanmıyoruz”

Günümüzün önemli sorunu olan görselliğe dikkat çeken Ümmiye Koçak, ruh güzelliğinin farkına varılması gerektiğini söyledi…

KIRŞEHİR Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) tarafından 30. Ahilik Haftası kutlamalarında Kırşehirli girişimcilere örnek olacak güzel bir etkinliğe imza atıldı.
Kırşehir Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde ünlü sinema ve tiyatro oyuncusu Ümmiye Koçak, Kırşehirlilerle söyleşi yaptı.
Neşet Ertaş Kültür ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen ve oldukça yoğun bir katılımın gözlemlendiği Ümmiye Koçak söyleşisi öncesinde TSO Genel Sekreteri Pınar Demir, Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Seher Ünsal birer konuşma gerçekleştirerek Bacıyan-ı Rum hakkında bilgiler verdiler.
TSO Yönetim Kurulu Başkanı Selahattin Ekicioğlu, kadın hakları ve eşitliğinin önemine dikkat çekerek, gelişmiş bir toplum olmanın yolunun kadına verilen değerden geçtiğini ve kadınların yılmadan mücadelelerine devam etmeleri gerektiğini söyledi.
Mersin Aslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu Kurucusu, ulusal ve uluslararası düzeyde birçok başarıya imza atmış tiyatro ve sinema oyuncusu Ümmiye Koçak söyleşisine geçildi.
Özellikle Kırşehirli kadın ve gençlerin yoğun ilgisinin gözlemlendiği söyleşide Ümmiye Koçak, Kırşehir’de bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu söyleyerek ev sahipliği için Kırşehir Ticaret ve Sanayi Odası’na teşekkürlerini bildirdi.
Hoş bir sohbet edasında geçen söyleşide; kendi hayat hikayesinden anekdotlar sunan Ümmiye Koçak, başarmak için yılmadan çalışmak ve mücadele etmek gerektiğini söyledi.
Ümmiye Koçak, “Ben 10 çocuklu bir ailenin 6’ıncı çocuğu olarak Adana’nın Çelemli köyünde dünyaya geldim. İlkokulu tesadüfen bitirdim. O zamanlar hayal kurmanın bedava olduğunu ve hayal kurmaya devam etmem gerektiğinin farkına vardım. İlk okuduğum kitap Maksim Gorki’nin Ana adlı eseri. 8 yaşındaydım. İlk öykümü yazarken de 12-13 yaşlarındaydım. Çünkü okuyamayacağımı, okutulamayacağımı biliyordum. Erkekler gidiyordu, fakat kız çocukları gitmiyordu okula. Okula tesadüfen gitmemin sebebi ise şu; bir gün camiden bir anons edildi. Her evden bir kız çocuğu okula gidecek. Gitmezse ya anne ya da baba hapse atılacak. Kız kardeşim yazıldı, fakat korktu gitmedi. Onun yerine ise ben giderim dedim. İşin sonunda hapis olduğu içinde okula ben gönderildim. Şimdi hepiniz gençsiniz ve ben hiçbir zaman gençlerin yanlış yapabileceğini düşünmüyorum. Çünkü ben bir anneyim ve 3 tane evladım var. Çünkü ben ilk önce kendi sorumluluğumu almakla hükümlüyüm” dedi.
Doğup büyüdüğü köy ile gelin gittiği köyü karşılaştırarak, diğer kadınlara da örnek olacak çalışmalar yapan Koçak, “Herkes çeyiz hazırlarken ben kitap aldım. Mersin Aslanköy’e gelin gittim. İyi bir gözlemci ve iyi bir dinleyiciydim. Kendi doğduğum köy ile gelin geldiğim köyü karşılaştırdım. Sizlerde bunu yapabilirsiniz. Çünkü siz yarın bir gün her biriniz farklı bir yere gideceksiniz. Farkı bir yerde gördüğünüz, gözlemlediğiniz olayları aktarabilirsiniz. Ben bunu yaptım yıllarca. Aslanköy’de tiyatro kurmayı istedim ve gerçekleştirdim. Olmaz diye bir şeyi hiç kabul etmiyorum. İmkânsız diye bir şey yok, yeter ki isteyelim” ifadesini kullandı.
Tiyatroyu kurmak için son derece kararlı olduğunu ve engellerin onu yıldırmadığını kaydeden Koçak, “Arkadaşlarımdan yardım istedim. Okuldan kovulana kadar gittim oraya, sırf orada prova yapabilmek için. Bunu neden söylüyorum? Çünkü hiçbir hayale kesinlikle uğraşmadan, mücadele etmeden kavuşulmaz. Ben o okuldan izin çıkıncaya kadar gittim oraya. Tek amacımda orada prova yapmaktı. Çünkü kendimi tanıyordum, ne istediğimi biliyordum ve o tiyatroyu yapacaktım. Köyde ki arkadaşlarımla paylaştım bu düşüncemi. Böylelikle de bir yola çıkmış olduk. 17 yıllık bir serüven. Hiç kolay olmadı. Ama ben zoru seviyorum. Tiyatroyu kurduk çalışmalara başladık daha sonra” dedi.
Ataerkil toplumu kabul etmediğinin özellikle altını çizen Koçak, “Bize derlerdi ki, biz ataerkil bir toplumda yaşıyoruz. Ben bunu kesinlikle kabul etmiyorum. Kendimi de buna dâhil ederek şunu söylüyorum biz kadınlar çok zekiyiz. Ama o zekâmızı nedense iyi yönde kullanmıyoruz. Çok bana neciyiz, çok bana dokumayan yılan bin yıl yaşasıncıyız. Bunları atmanın zamanı geldi, geçti. Görselliğe önem veriyoruz. Güzelliğe önem veriyoruz. Ama ruhun güzelliği daha önemli bunun farkında değiliz” diye konuştu.
Türkiye insanların bedava da olsa tiyatroya gitmediklerini belirten Koçak, Yün Bebek adlı tiyatrosunu insanlara izlettirebilmek için televizyona yöneldiğini söyleyerek, “Yün Bebek’ tiyatrosunu insanlara televizyonda izletmek için küçük dizilerde rol aldım. Amacım kamera arkasını gözlemlemekti. Sabah bağ bahçe işiyle uğraşıyorum akşam gidip senaryo nasıl yazılır, onu araştırıyordum. En az 15-20 defa kara kalemle senaryo yazdım. Bıkmadım, yılmadım. Sizden tek istediğim kendinizi tanıyın çok çalışın mücadele edin ilk tökezlemenizde aman bana ne demeyin, bu sizi kamçılasın. Önünüze çıkan zorluk sizi kamçılasın. Çünkü hayat çok zor. Ama bu yolda ilerlerken önemli olan hiç kimsenin canını acıtmamak. Bu çok önemlidir. Bunların yanı sıra ders kitapları size sadece mevki verir. Araştırın, okuyun, sadece ders kitaplarına bağlı kalmayın. Kitap okurken hayal kurun” dedi.
Katılımcılardan gelen soruları cevaplayan Ümmiye Koçak, katılımcılara hayallerinde ne varsa usanmadan o hayalin peşinden koşmaları gerektiğini söyledi.
Program, sinema ve tiyatro oyuncusu Ümmiye Koçak’a, Selahattin Ekicioğlu tarafından ödül ve hediye takdiminin ardından sona erdi.
HABER MERKEZİ



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .