“Tuu” diyecek zaman değil

“Tuu” diyecek zaman değil

20.08.2015

Ülkenin sevgisizlik ve umutsuzluğa düştüğü, çıkarlar uğruna söylenilen yalanların pusuya getirildiği bugünlerde ne çok ölüyor ve öldürülüyoruz. Kendi güç dengesini kuranların / kurmaya çalışanların kirli hesaplarına halk bütün masumiyetiyle batıyor. Haklılıklarını kargaşa ve çatışmalarla şekillendirmeye çalışanların ortaya koyduğu yüzlerce şehit haberleri iken, demokrasi topal bir köpek gibi etkisizleştiriliyor. Karanlığın giderek koyulaştığı bu sürecin suçlusu şudur […]

Ülkenin sevgisizlik ve umutsuzluğa düştüğü, çıkarlar uğruna söylenilen yalanların pusuya getirildiği bugünlerde ne çok ölüyor ve öldürülüyoruz. Kendi güç dengesini kuranların / kurmaya çalışanların kirli hesaplarına halk bütün masumiyetiyle batıyor. Haklılıklarını kargaşa ve çatışmalarla şekillendirmeye çalışanların ortaya koyduğu yüzlerce şehit haberleri iken, demokrasi topal bir köpek gibi etkisizleştiriliyor.
Karanlığın giderek koyulaştığı bu sürecin suçlusu şudur diyerek tekilleştirmek ise muazzam bir haksızlık olur doğrusu.
Öteden bu yana demokraside, muhalefette, aydınlanmada, siyasallaşmada, bürokraside asalağı oynayan bütün gerilerin, yaşanılan bütün kıyım ve katliamlarda parmağı var. Zira hiç kimse “ben bilirim”, “ben demiştim”i, “biz haklıyız”ı, “bizimle mümkün”ü oynamasın. Mantıksal olarak demokrasiyi ve barışı tesis etmek, hem iktidarda, hem muhalefette mümkündür. Aksine zulmü ve zalimin dünyasını kurmakta her birimizin eli var demek gerçeğin ta kendisidir.
Anadolu tarihinde analar hep yoksunlukları rol almıştır. Ne yoksullukları, ne açlıkları, ne sızıları, ne ağıtları asla dinmemiştir. Daha o gün, “yavrumun yarını güzel ve onun vatanı olsun” diyen ve kavrayıp kabzasını kurtuluş mücadelesine katılan Nene Hatun’u unutmak ne mümkün.
İliklerine dek cehennem yaşattığınız anaların kucağından; ihtilallerle, kargaşa ile, siyaset ile acımadan bir bir aldınız evlatlarını.
Ülkemizde ne çok çoğaldı babasız çocuklar, erkeksiz gelinler, oğulsuz analar.
Yahu bu kadar zalim misiniz?
Bu kadar kör ve bu kadar iktidarınızın ve paranızın verdiği rahatlıkla tüm yaşananları unutacak kadar ruhsuz musunuz?
Bütün imkanların söz konusu olduğu bir millet iradenizde düşmanı kökünden kazıyamamak nasıl bir becerisizliktir?
Topunuzun sonu toprak altı desem ne fayda. Kiminizin ardından sövülür, mezarı çiğnenir, kiminiz onurunuzla anılırsınız. O taş kesmiş yüreğinize bu öfkem batsın istedim.
Demokrasi koalisyon ile tesis edilemedi. Gelişen yeni pazarlıklarda bu ülkenin evlatları bir bir pusuya düşmekte.
Hepimizin bildiği kronik planlar.
Anlatmaya gerek yok.
Yeni bir genel seçimin olası eşiğine barış içinde bir yarış ile gitmek mi daha mümkün, ya da o hırsınızın sandıklarına vatan evlatlarını bir bir şehit düşürerek gitmek mi?
Bir yandan oğulsuz inleyen anaların gecesi sabah ederken, diğer yandan krallığını ve krallığın yalakalığını büyütenlerin gecesi söz konusu.
Acının iki koşulda çelişkiye düştüğü bir ülkede mutluluğu, umudu ve aydınlığı düşünmek, kurmak ne mümkün?
Siz, bizi yönetenlere ruh sağlığı diliyorum. Yeni bir genel seçime kadar biraz daha sabır diyorum, biraz daha sabır, zira bugün sizlere “tuu” diyecek zaman değil.
Önceleri Kırşehir’de, ülkenin neresinde bir oğul toprağa düşse barış yürüyüşleri, birlik ve dayanışma gösterileri olurdu. Kentin solcu aydınları “Barış” derken, sağcı tutumlar “vatan, bayrak” adımlarıyla kırbaçlardı Terme Caddesi’ni, Ankara Caddesi’ni.
Peki ya size ne oldu? Neredeyiz?
Neyi izliyor ve neyi istiyoruz?
Bu ülkede olduğu gibi, memleketim Kırşehir’de de ivedi bir etkin siyasete ve önerliklere ihtiyaç vardır. Böyle bir sevda olmaz.
Karataş çatladı çatlayacak.
Bizler demokrasiyi ve kendimizi ölerek, öldürerek mi bulacağız hep?
Mezarlıklar, gelişmiş bu çağda ne çok vatanseverlerin ölümleri ile dolu.
Ve ne çok ağlatıyoruz kadınlarımızı.
Ve ne çok çöküyoruz kara bir bulut gibi çocuklarımızın düşlerine.
Sonra tutup “adamız, erkeğiz” diye dolaşıyoruz ortalıklarda!
Ülkesinde olup bitenlere bent olup, elini taşın altına koymayan ve kurtuluşu mücadelesine omuz vermeyen kimse, hiç kusura bakmasın adam değildir!..
Her köşe yazısında karanlığa koşan bir ülkeyi ve karanlığı tetikleyen çirkinliğinizi yazmaktan ben yoruldum. Siz yorulmadınız öldürmekten, öldüreni seyretmekten.
İktidarın haydutları, satılmış aydınlar, korkak bürokrasi, yalaka kuyrukçular, belleksiz siyasetçiler, taklacılar, basiretsizler, onursuzlar, suskunlar korosunda bir ülke diliyorum size.
Ve en sonunda zalimin gelip sizleri de annenizin elinde aldığı bir dua. Onlar onuruyla gittiler. Sizler onursuzluğunuzla çakılın cehennemin duvarlarına.

Şehitlerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .