Türkçe’nin başkenti Kırşehir…

Türkçe’nin başkenti Kırşehir…

01.10.2018

Aşık Paşa, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran, Yunus Emre, Geyikli Baba, Süleyman Türkmani gibi güzel insanların yaşadığı, can verdiği şehir… Bizim orada evlerin kapısı hep doğuya bakar. Tuvaletlerin kıbleye dönük olduğunu göremezsiniz. Güneş doğduktan sonra kalkan insanı hep zararda görürler. Hacıbektaş-ı Veli ile insan sevgisinin beyinlere kazındığını görürsünüz. Kadınların değerini görürsünüz Ahi Evran-ı Veli’de helal […]

Aşık Paşa, Hacı Bektaş-ı Veli, Ahi Evran, Yunus Emre, Geyikli Baba, Süleyman Türkmani gibi güzel insanların yaşadığı, can verdiği şehir…
Bizim orada evlerin kapısı hep doğuya bakar.
Tuvaletlerin kıbleye dönük olduğunu göremezsiniz.
Güneş doğduktan sonra kalkan insanı hep zararda görürler.
Hacıbektaş-ı Veli ile insan sevgisinin beyinlere kazındığını görürsünüz. Kadınların değerini görürsünüz Ahi Evran-ı Veli’de helal kazancı, doğru-hilesiz iş yapmayı, mesleğin altın bilezik sayıldığı görürsünüz.
Yunus’la aşka yolculuk yaparsınız. Aşık Paşa’yla soyunuzu-sopunuzu öğrenir, geçmişe yolculuk eder tarihini öğrenirsiniz. Süleyman Türkmani ile Türkçe’nin zerafetin inceliklerini fark edersiniz.
Yunusla, Hacı Bektaş’la, Ahi Evran’la, Türkçe konuşur. Kendinizi onlarla birlikte dayatılan diğer dillerle mücadele ederken görürsünüz.
Aşık suluk Hüseyin’le şiirin içinde bulursunuz kendinizi.
Dadaloğlu, Karacaoğan da Kırşehir’de havasını çekip suyunu içerek bize kadar gelmişlerdir.
Kimse alınmasın ama yanık sevda Türklerinin merkezi Türkçenin Başkenti Kırşehir’dir.
Elbette Türkmen insanının bulunduğu her yerde deli sevdalar yaşanır. Vatan sevdası Bayrak sevdası…
Toprak sevdası ve diğerleri.
Şimdi. Evlerin kapısı nereye bakar bilmem ama tuvaletlerin çoğu kıbleye bakıyor.
Şimdi yetim hakkı yemekten korkan nesil göç etmiş. Meydanlarda Kur’an sallayarak Milletin hakkını yemek mubah olmuş. Merhamet duygusu kaybolmuş, sevgisiz arsız, nursuz bir kalabalık haline gelmişiz.
Değeri bir çuval kömürle iki kilo makarna olan varlıklar olmuşuz.
Dualarımız havada asılı kalmış.
Eğitim-öğretim bitmiş, fabrikaların satılmış. Ordu iğdiş edilmiş. Siyaset din, din siyaset olmuş. Tarikatlar insanları köleleştirmiş. Din korku dini haline getirilmiş. İnsanlar Allah diye cennet dağıtanlar tarafından tutsak edilmiş.
Cuma sabahına böyle uyanmaktan utanıyorum.
Aşık Paşa’dan Ahi Evran’dan, Süleyman Türkmani’den Hacı Bektaş-ı Veli’den Geyikli Baba’dan, Yunus Emre’den, Erol Güngör’den, Neşet Ertaş’tan Osman Bölükbaşı’dan herkesten ve kendimden utanıyorum.
Keşke aç kalsaydık, susuz kalsaydık, ayağımızda ayakkabı, sırtımıza urbalarımız olmasaydı da çocuklarımıza değerlerimizi arı ve duru bırakabilseydik.
Yeniden sevmek sevdamızı yaşamak için
Artık çok mu geç diyorsunuz?



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .