Türk idare sisteminde görev anlayışı

Türk idare sisteminde görev anlayışı

09.05.2020

Dünyanın her yerinde kazalar, doğal felaketler olur ve zaman zaman oluyor da. Her olumsuz olaylardan kim sorumlu olur? Elbette o kuruluşun başındaki kişi. Demokrasi ile idareler için geçerlidir, sorumluluk üstlenmek. Ama el yordamı ile islim arkasında gelsin anlayışı benimsenir ve “Ben ne yapayım benden önceki yetkili yapmış yanlışlığı” diye hemen yalan yanlış haberlerle kamu önüne […]

Dünyanın her yerinde kazalar, doğal felaketler olur ve zaman zaman oluyor da. Her olumsuz olaylardan kim sorumlu olur? Elbette o kuruluşun başındaki kişi.
Demokrasi ile idareler için geçerlidir, sorumluluk üstlenmek. Ama el yordamı ile islim arkasında gelsin anlayışı benimsenir ve “Ben ne yapayım benden önceki yetkili yapmış yanlışlığı” diye hemen yalan yanlış haberlerle kamu önüne çıkılırsa bu işlerden anlayan veya anlamayanlar adama kıçıyla güler.
Devlet idaresi devamlılık ister. Her seçimden sonra memuru hallaç pamuğu gibi sağa, sola savurursan yeni gelen işi öğreninceye kadar yanlışlık ve hata kaçınılmaz olur. Maalesef son tren kazasında da yine ayni senaryo ayni açıklamalar. Daha kaza yerine varmadan, kendisine hibe edilen koltuktan kalkmadan kaza hakkında malumat sahibi olan ve hemencecik suçluyu ilan eden bir yetkili ile tanıştık. İstifa etmekten en ufak bir davranış göstermeyen bay yetkili suçluyu bulmuş makasçı.
Makasçıyı tanımam fakat bu gariban nasıl ve kimin yardımıyla oraya gelmişse bir ekmek kapısı bulmuş çalışıyor, ama nasıl çalışıyor, belki de mesleğinin detaylarını ve sistemi yüz yıllık bilgilerle. Elinde levye veya manivela ile makas değiştirecek. O yolu yapan müteahhittin (müteahhit diyorum çünkü Türkiye’de müteahhit enflasyonu var) Eğer donanımlı bir firma olsaydı, hızlı ulaşımın olmazsa olmazı sinyalizasyonunu kurar ve kaza riskini minimuma indirirdi.
Raylı yolları kimin yaptığını araştırsan, olmaz öyle şey ya mesela kimlerin yiyenleri, kimlerin adamları meydana çıkar. Kırk yıldır Avrupa ülkelerinde ömür harcamış biri olarak, şimdiye kadar teknik arızadan oluşan kazalar haricinde, raylı sistemlerden olan bir kazaya şahit olmadım ve de duymadım. Avrupa’da bilhassa Almanya’da en güvenilir yolculuğun raylı sistemlerle yapıldığını söylerler ve doğrudur da. Aynı zamanda çok acil işi olanlar bu ulaşım ağını kullanır ki uçaktan daha hızlı ve emniyetli olduğunu gösteriyor.
Bu ulaşım araçlarının 300 km hıza ulaştığını biliyoruz ve ben de defalarca yolculuk yaptım. Sistem tıkır tıkır isler, ne makasçı var ve hatta bazılarında makinist bile yok.
Çatalca’da meydana gelen tren kazasından sonra aylar geçmesine rağmen suçlu aramasına devam ediliyor ve daha uzun zaman suçlu araması devam edeceğe benziyor, ne zamana kadar, olay unutuluncaya kadar. Ben hemen ihbar edeyim, suçlu yağmur! Neden oraya yağdı!
İstanbul’da beş katlı bina yerle bir oldu. Peki neden burayı kim yaptı, çimento ve demir oranı enkazda belli olur, hadi bakalım bu bina yapılırken kontrolü kim yaptı, binanın ruhsatını kim verdi? Burada belediye ne kadar para aldı, var mı bunları sorgulayacak babayiğit?
Maden ocağındaki kazanın suçlusu ne oldu, uçtu mu, yoksa sucu yine başkasına mı yükledi, henüz belli değil. Türkiye’de suçlu bulmak hayli zor, hele işin içine partili bir böyük girerse suçlu bulmak imkânsız.
Elektronik cağda hala ise adam değil de adama iş bulma mantığı ile idare ediliyorsak, daha pek çok kaza ve felaket yaşarız. Eğer bunu da bazı terör örgütüne bağlamak isteniyorsa işimiz yine Allaha kalacağa benziyor.
Şunu da yazmadan geçemeyeceğim, yapı denetim denen uygulama tekrar gözden geçirilmeli.
Son olarak bulaşıcı ve öldürücü bir virüsle tanıştık, henüz tedavi yöntemi olmayan veya bilinmeyen, aşı ve ilacı bulunmayan ve dağılımını önlemek için bazı uygulamaları hemen devreye sokmak lazımdı yapamadık. Bir maske olayını temin ve dağıtımını beceremedik. Dünyanın ekonomi olarak en büyükleri arasında olan Almanya bu işin nasıl olacağını gösterdi. Alt yapısı her yönden hazır ve liyakatli kimselerin tecrübeli ayni zamanda yetişmiş elamanların varlığında bu işin üstesinde kısa sürede basa çıkmayı başardı.
Dünyayı sarsan koronavirüsüyle memleketim Kırşehir’den uzak Avrupa’da boğuşuyorum. Tabi Kırşehir gibi küçük illerde bu virüsün alınacak sıkı önlemlerle çok daha kısa bir sürede atlatılacağını düşünüyorum. Nitekim de öyle oldu.
Kırşehirimin yöneticileri bu konuda birkaç binayı karantina altına aldı, verdiği kararları sıkı takip ederek uyguladı ve birkaç ölümle atlattı.
Bu konuda Kırşehir Valiliği’ni, Sağlık Müdürlüğü’nü, hastane çalışanlarını ve tüm sağlık mensuplarını gönülden kutluyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .