Tüm refleksler şiddete bulaşmıştır…

Tüm refleksler şiddete bulaşmıştır…

15.10.2015

Şiddet bu ülkede, halkın bağrına muazzam bir kuvvetle oturmuştur. Çağ ilerledikçe umut ettiğimiz demokrasi; kan, vahşet ve düşmanlıkla vücut bulmuştur. Bu ülkede geçmişten bugüne her siyasal omurga, kendi geleneksel ideolojileriyle bir başına hareketi tayin etmiş, uygarlığın ve demokrasinin hiçbir çabası bu beddahları bir araya, ne ettiyse getirememiştir. Geldiğimiz bu zamanda demokrasi, düşünce, özgürlük ve sevgi […]

Şiddet bu ülkede, halkın bağrına muazzam bir kuvvetle oturmuştur. Çağ ilerledikçe umut ettiğimiz demokrasi; kan, vahşet ve düşmanlıkla vücut bulmuştur. Bu ülkede geçmişten bugüne her siyasal omurga, kendi geleneksel ideolojileriyle bir başına hareketi tayin etmiş, uygarlığın ve demokrasinin hiçbir çabası bu beddahları bir araya, ne ettiyse getirememiştir. Geldiğimiz bu zamanda demokrasi, düşünce, özgürlük ve sevgi ağır bedeller ödemiş ve bir hiçlikle kucaklaşmıştır.
Her gelenin bir devrim neferliğine soyunduğu bir ülkede yaşıyoruz.
‘’Solun Devrimi’’
‘’Sağın Devrimi’’
‘’İslam Devrimi’’ … daha neler neler.. karanlık tutkularla soyunduğunuz. Anadolu’nun o hiç ettiğiniz tarihine bir bakın; ne çok şiddet, ne çok katliam, ne çok cinayet ve ne çok kudurmuşluk var. O ısrarla direttiğiniz ideolojileriniz altından, muazzam bir yokluk, muazzam bir vicdansızlık, muazzam bir acımasızlık çıkıyor. Solun devrimi ilerlerken saflarında, tali yollara bölündü, o yada bu örgüt gruplarıyla. Sağ da öfke kusan federaller. İslam cephesinde ise devrim, Hizbullah, Cemaat, IŞİD v.s. örgüt kollarıyla aynı sonuca yüzlerini dönmüşlerdir. Tarihi kurcaladığımızda, her birinin bu ülkeye verdiği zarar muhakkaktır. Şimdi burada bir başına oluşan bir Türkiye değildir içinde bulunduğumuz durum. Bütün bu yaşananların nedenleri, gerekçeleri ve sebepleri vardır. Ben buna topyekün içine etme diyorum bu ülkenin. Yazık, soylu bir tarihin gölgesinde soysuzlaşarak tükeniyoruz. Renklere ayrılmış ideolojiler aynı istikamette ilerleyen. Biri konuşarak ilerliyor belki ama onun benzeri öldürerek, asarak, keserek insanı hiç acımadan aynı amaçla.
PKK terör örgütüdür. ‘’Silahlı bir siyasal yapılanmadır’’ diyen aklı üşümüşler kusura bakmasın. Tekrarlıyorum ‘’PKK bir terör örgütüdür’’ başka izahı yoktur.
IŞİD’te bir terör örgütüdür. Nasıl mı? Yukarıda belirttiğim gibi. İslami şiddetle dayatmaya ç.alışanlardandır.
Terör örgütü olmaları noktasında sayabileceğimiz daha bir çok şey. Ama biliyor musunuz, büyük bir yanılgı ile çamurlarına düşen çocuklar ise bizim çocuklarımız. Bu ülkenin çocukları, bu ülkenin analarının doğurduğu. Tek bir can neleri neleri getirmez ki, hayatta var oldukça. Bu ülkenin polisi, askeri, kadını, genci, solcusu, sağcısı her biri bu vatanın evlatlarıdır. Yaşanan siyasal oyunların eşliğiyle karşımızda avuç avuç tükenen, ölen, öldürülen bir halk var, yok edilmek istenen bir halk.
Reyhan’lı, Suruç, Uludere, Ankara Garı.. bu ülkenin kalbinin en iyi attığı yerler. Ama bu ülkede bu kalbi öldürmek isteyen, sözde devrim rüyasındaki oyuncuların kana bulamak istedikleri bir yer. Yiten onca can. Ardında bıraktıkları hikayelerini bilmediklerimiz. Böyle uygarlık, böyle devrim, böyle gelecek düşünülemez beyler. Bu ülke diyorum, yok olursa sana da mezar olacak. Hem de Amerikan dipçiklerinin gölgesiyle. Namusunun ne hale düşeceğini bilmediğimiz.
Ne oldu, Ankara Garı’nı tarumar ettiniz?
Çocuğundan yaşlısına onca canı çığlıklara uğurladınız?
Neresi soğuyan yeriniz?
Hangi kahkaha sabaha huzurla uyuttu sizi? Ekmeği hangi vicdanla ikiye böldünüz o gün sofrada. Koynuna girdiğiniz kadın kan kokuyor muydu? Yan odanızda ağlayan bebek hangi genin evladı?
Ne oldu, bu ülkede aldığınız her bir can, hangi hayatı sundu size? Yurtsuz, bacasız, babasız, anasız, evlatsız bıraktıklarınızın hangisi onurlu kılabilir sizi? Kafatasınızı çatlatsak, buruşturup bu yazıyı beyninize gömsek ne fayda, geninizi bozulmuş, vicdanınız kurumuş sizin?
Ve ne oldu. Bu kentte. Kırşehir’de yakıp yıktınız her yeri?
Kırşehir bundan ne kazandı, ne kaybetti?
Kazandığımızı bilmiyorum, ama çok şeyler kaybettiğimizin farkına varırız bir gün…
Oysa Kırşehir huzur ve barışın adıydı.
Huzur ve mutluluğun, birlik ve kardeşliğin adıydı Kırşehir…
Biz o Kırşehir’i seviyor ve istiyoruz.
Bunu Kırşehir’den, Kırşehirlilerden istemek hakkımız değil mi?
Nedendir bilmiyorum, tarihte mutlaka ara ara belirlenen kargaşalar ve cinayetler şehri mutlaka vardır. Bu istatistik nasıl yapılıyor bilmiyorum, olaylarla efsaneleştirilen dram şehirleri. Ağıtlarını duyduğumuz zaman. Geçmişte; Maraş, Çorum, Sivas katliamları, Malatya Abdi İpekçi suikastı, Nevşehir Abdullah Çatlı efsanesi son zamanlarda ise bir Suruç, bir Ankara cinayetleri. Ve benim barışla yürümekte olan şehrim, Kırşehir’im, güllerinin ateşe verildiği.
Ne söylesem daha fazla. Oysa barışa, öldürerek varılmaz.
Yaşanabilecek bir başka Türkiye, bir başka Cumhuriyet yok.
Ülkemin ve halkımın şehitlerimiz ve Ankara Garı’nda yitenlerimiz ruhuna, başı sağolsun.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .