Toplumsal Hesaplaşma

Toplumsal Hesaplaşma

23.06.2016

Kırşehir’de havalar bir ısındı, tam ısındı. Haziran’ın 20’sinden sonra gelen sıcaklar bizleri bayağı etkiliyor hani… Tabi havaların sıcak olması, ülkemiz gündeminin sıcak olması beraberinde pek çok olumlu ya da olumsuzlukları da getiriyor. İnsanlık, tarihi geride bırakırken yaşanan tüm olumsuzlukları, ileriye giden zamanı güzelleştirmek ve özgürleştirmenin aksine; yeni hesaplaşmaların, yok etmenin, yeni bir yaşamı tasfiye etmenin […]

Kırşehir’de havalar bir ısındı, tam ısındı. Haziran’ın 20’sinden sonra gelen sıcaklar bizleri bayağı etkiliyor hani…
Tabi havaların sıcak olması, ülkemiz gündeminin sıcak olması beraberinde pek çok olumlu ya da olumsuzlukları da getiriyor.
İnsanlık, tarihi geride bırakırken yaşanan tüm olumsuzlukları, ileriye giden zamanı güzelleştirmek ve özgürleştirmenin aksine; yeni hesaplaşmaların, yok etmenin, yeni bir yaşamı tasfiye etmenin çabası içinde olmuşlardır.
Bu durum güncel savaşları, çatışmaları, kavgaları ortaya çıkarmış, insanlık, tarihin her evresinde mağdur ve ihlal edilmiştir. Bu sosyolojik kaosu daha çok eğitim seviyesi ve kültürel düzeyi düşük topluluk ve coğrafyalarda görmek mümkün. En çekirdek topluluklardan en kalabalık topluluklara doğru ülkemizden örnekler vermek gerekirse;
Siyasal anlamda dönemin sağ ve sol çatışmaları,
Toplumsal anlamda Doğu Anadolu’da cumhuriyetin tesisi sırasında Dersim olayları,
Mezheplerin savaşı adına, Suni-Alevi çatışması,
Partiler anlamında dünün genel başkanına karşı bugünün genel başkanın takındığı hırs,
Sivil toplum örgütlenmeleri adına, dünün DİSK gücü bugünün iktidar yanlısı sendikal güçler,
Bireyler anlamında dünün mağduru bugünün kralı,
Ekonomik anlamda, dünün yoksulu bugünün zengini gibi.
Bu zıtlar gerginliği yaşamı ve var oluşu sürekli bir biçimde geriye düşürmüş, insanlık kendi dünyasına sürekli bir şekilde acıyı sunmuştur.
Olgunluk ve güzellikler içinde çoğalma, yerini parçalanmaya, azınlığa bırakmıştır. İktidarı, zengini, azınlığı, mağduru dünün şiarıyla, büyük bir nefret ve öfkeyle bugüne yürürken toplumsallaşma geriye doğru başkalaşmış, insanlık yüzleri yerine bir arada yaşama karşı sırtını dönmüşlerdir. O geçmişin kendini arayan insanlığına şahit olan filozofların, bugün içinden dahi çıkamayacağı karmaşık bir felsefi akım türemiş, oluşan bu girdaba karşı gemisini kurtaranları var olmuştur.
Sevgi yerini sevgisizliğe,
Saygı kendini saygısızlığa,
Doğru kendini aldatmaya,
Kardeşlik kendini ayrışmaya,
Barış kendini savaşa.. kısaca güzellik kendini çirkine bırakmıştır.
Yaşamın teorisi aklı başındalara yeni bir sorumluluğu devretmiş, fikri ve duygu hassasiyeti yüksek olanlar bu sosyolojik ve psikolojik bozulmayı; edebiyat ile, felsefe ile şiir ile, türkü ile, ağıt ile ele almış ise de başarılı olamamışlardır. Birilerinin ısrarla dayattığı bu yaşama karşı savaşanlar, apar topar yok edilmiş, bir bir tasfiye edilmiştir. Geriye sosyolojisi ve psikolojisi bozuk bireylerle bir hayatı sürdürmek, o hayat uğruna böylesine gerilerle savaşmak zorunda kalınmış, ne edilmişse de yeni bir insanlık kazanılamamıştır.
Sonra emperyalist güçlerin verdiği destek nasıl bir toplumsallaşmayı teşhis edemeyen sağı bu ülkede hep iktidar kılmış, Dersim olayları bugün ülkede büyük kayıplara neden olmuş, korkularıyla kabuğunda yaşayan bir alevi Türk toplumu bırakılmış, dün parti genel başkanlarına biat edenler, sıradışı tavırlar takınarak tüm yavşak hünerlerini sergileyen yavşak siyasetçileri türetmiş, işçi mücadelesi yerini paraya tapan ve hamuduyla götüren sendika patronlarını yaratmış, dün sürünmüşlüğünü unutan bugün edindiği ekonomik güç ile adamım diye kravat takınmış sistem düşmanları ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.
Bugün bu ülke çatışmalar içinde kalmışsa; soygunlar vurgunlar, devlet içinde devlet modelinin türemesi bu yüzden. İhanetler, aldatmalar, terör, dış güçlerin ilişmesini kolaylaştıran sistemsel boşluk ve bir dolu ahmak siyasetçi / bürokrat böceklerinin ortaya çıkması. Vatan ve millete rağmen oluşan bilinçsizlik, kendi topraklarını satma, peşkeş çekme, halk kimliğinin giderek çürütülmesi hepsi bir yok olmanın eşiğine doğru gidiyorsa; mücadeleler içinde kazanılmış bir ülke yok olmanın kıyısında bırakılıyor demektir.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .