Siyasi partilerin toplum kıyımı

Siyasi partilerin toplum kıyımı

16.03.2017

Bir ülkeyi yönetimsel çıkmazlara sokan ve o ülkeyi karanlıklarla esaret altına alan en temel gerçek siyasetin uyguladıklarıdır. Bu uygulama, bireyleri, toplumları; halkı sömürme, sindirme, aldatma üzerine kuruludur. Temel eğitimin ve ahlaki tutumların güç bulmadığı tüm coğrafyada siyasetin; bireyi ve toplumu için için yediği kaçınılmaz bir gerçektir. Türkiye siyasetinde, siyasette emek veren birçok bireyin uğraşları boşa […]

Bir ülkeyi yönetimsel çıkmazlara sokan ve o ülkeyi karanlıklarla esaret altına alan en temel gerçek siyasetin uyguladıklarıdır. Bu uygulama, bireyleri, toplumları; halkı sömürme, sindirme, aldatma üzerine kuruludur. Temel eğitimin ve ahlaki tutumların güç bulmadığı tüm coğrafyada siyasetin; bireyi ve toplumu için için yediği kaçınılmaz bir gerçektir.
Türkiye siyasetinde, siyasette emek veren birçok bireyin uğraşları boşa çıkmıştır.
Aldanmış ve aldatılmışlardır. Geleneği ve geçmişi karanlıkla dolu siyasi aktörler kendilerini makyajlar, entelektüel demokrasi, eşitlik, özgürlük ve yoldaşlık nutuklarıyla bir fırtına başlatırlar. Fırtına ile kuyrukçu siyaseti şekillendiren yerli ve ulusal siyasetçiler, umutlarla ardlarında sürükledikleri kitleleri kendi egolarıyla alıp götürürler.
Egosu tavan yapan siyasetçi çarkçı bir politikacıdır.
Ardındaki kitleyi egosunun doyum noktasında unutur, bir başına bırakır, aldatır, bir karanlığa atar gider. Geride siyasi amaçları ve idealleri uğruna bir biriyle dövüşen yurttaşlar, birbirlerini kırdıkları, yok saydıkları, düşmanlaştıkları ile kalır.
Kırşehir’de siyasal alanda sıkça yer aldım. İyi-kötü toplumsal tecrübeler edindim. Bu tecrübeler çerçevesinde yaşadığım pratikler zamanla kendime şu soruyu sorma zorunluluğu hissettirdi: “Bu durumda biz parti neferleri bu ülkenin aydınlığına kastı olanlara karşı mı mücadele edeceğiz? Yoksa o masum, temiz ve gönül verdiğimiz siyasi mekanizmada siyasi mücadelemize taş koyan kendi içimizdeki haydutlara karşı mı mücadele edeceğiz?”
İnanın, bireyin siyasal mücadelesine en çok yorulduğu andır bu an. Hele ki kötülerin iyilere karşı çoğunlukta olduğu bir örgütte mücadele iki anlamda da başarısızlığa uğruyor ise.
Bu siyasal entrika yalnızca CHP’li olduğum için CHP’ye mi has bir durum mudur?
Tabi ki HAYIR.
MHP, AKP, HDP gibi tüm diğer parti mekanizmalarında da durum aynı. Ya salyalarınızı akıtıp yalakalaşacak, el-etek öpecek, varsa milyonlarınızı basacaksınız. Ya da adammış gibi parti önderliklerine getirilen düzencilerin uşaklığını yapmaktan vazgeçeceksiniz.
Sizlere düzenin ve mücadelenin acıtasyonlarından bahsedecekler, “yenildin!” diyecekler, “nasıl partilisin?” diyecekler, kişiliğinizi çekiçleyecekler kendilerince ama nafile!..
Yukarıda belirttiğim gibi bu hiçler uğruna tükettiğiniz ve düşmanlaştığınız bir ömrü daha fazla öldürmeye değmiyor diyeceksiniz mutlaka.
Kendi toplumuna, ailesine sorumluluk taşıyamayan, siyaset önderleri ile siyaset yapmak kadar acı ve korkunç bir şey yoktur.
Ömür sicilleri, yalana, talana, baskıya, tacize, sarhoşa, rantçıya ve sahtekârlığa çıkmış böcek sürüleri ile yazık ki bir ulusu ve bir ülkeyi müdafaa etmeye çalışıyoruz.
Öylesine çirkin politikalara sahipler ki, sizi siyasal mekanizmalarda yenmek için; gelirler namusunuza dokunurlar, ekmeğinize dokunurlar, onurunuza dokunurlar. Sizi insan olmaktan, umut etmekten, beklentilerinizden soğuturlar.
Parti mekanizmalarına gelen kimi kadınlara taciz eden, geçmiş hayatında hayatı sapık saplantılılar, hak gaspları ile dolu başkanlık, yöneticilik ceketi giymiş karanlık kişilikler, genel merkezinde merceklerine yerleştirilmiş başkan yardımcıları adı altında getirilen bir dünya uçkuruna, cebine, harama düşkün adam ile sizin mücadele dünyanızı alt etmek için ellerinden geleni yapmaktadırlar.
Kırşehir’deki siyasal örgütlerde çokça kravatlı arsız tanıyorum bu yolla. Dışarıdan baktığınızda takım elbisenin içinde muazzam bir mücadele adamı. Lakin hiç öyle değil. Ciğeri ve yüreği logarlaşmış bu toplum düşmanı sürüsüyle, inanın ne etseniz faydasız. Evinizden, yurdunuzdan, işinizden, aşınızdan edindiğiniz fedakârlıkla kalıyorsunuz, yoruluyorsunuz, tiksiniyorsunuz.
Bugün toplum bu yüzden sosyal travmalar yaşıyor.
Toplumun yaşadığı huzursuzluk ve umutsuzlukları bu yüzden. Ülkenin değerleri bu yüzden yeniliyor karanlığa. Bu yüzden açlık, yoksulluk, ekonomik bunalım, eğitimsizlik, cinayetler, tacizler, tecavüzler, hırsızlıklar almış başını gidiyor. Siyasetçilerin ve siyasal mekanizmaların adiliğini yeryüzü bir ayna gibi bugün yaşanan gerçekleri kusuyor.
Ne vakit siyaset avarelerinin başı sıkışsa ortaya attıkları kin, öfke, hırs tohumlarını topluma atıyor ve muazzam bir çatışmanın önünü açıyorlar. Bir kaç şarlatanın uğruna sağcı kardeşimizle, solcu kardeşimizle, şuncumuzla, buncumuzla düşmanlaşarak kalıyoruz.
Anlayacağınız, adam olsalardı sizi ve siyasetinizi şahsiyetli insanlar yönetirdi.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .