Siyaseti dedikodu kültürü yönlendiriyor

Siyaseti dedikodu kültürü yönlendiriyor

29.11.2018

Oldum olası şu siyaseti hiç sevemedim nedense! Çünkü siyaset kirli yapılıyor, kirletiliyor belki de bundandır. Şimdi Kırşehir’de dolaşan ve siyaseti çok etkilediğini düşündüğüm yoğun bir dedikodu dalga dalga yayılıyor! Dedikodu adeta bir kültüre dönüşmüş gibi görünüyor. Bırakın “komşuculuk” durumlarında yapılan dedikoduları… Meslekler de, siyaset de dedikodu hastalığının pençesine düştü. Her kademede, her yerde dedikodu kültürü […]

Oldum olası şu siyaseti hiç sevemedim nedense!
Çünkü siyaset kirli yapılıyor, kirletiliyor belki de bundandır.
Şimdi Kırşehir’de dolaşan ve siyaseti çok etkilediğini düşündüğüm yoğun bir dedikodu dalga dalga yayılıyor!
Dedikodu adeta bir kültüre dönüşmüş gibi görünüyor.
Bırakın “komşuculuk” durumlarında yapılan dedikoduları… Meslekler de, siyaset de dedikodu hastalığının pençesine düştü. Her kademede, her yerde dedikodu kültürü hâkimiyet kurdu.
Bu nedenle dedikodu hayatımızın her alanına, her mesleğe girdi.
Belki bu da dedikoduyu, arkadan konuşmayı teşvik ediyor.
Aslında dedikodu iletişimin en kolay, en popüler, en basit yolu…
Adı üstünde: Dedikodu!
Bir emek, bir zahmet gerekmiyor dedikodu yapmak için… Zaten emek, zahmet, araştırma yapıldığı vakit, onun adı dedikodu olmaktan çıkıyor.
Bizim meslekte, yani gazetecilikte “dedikodu” ile “haber” arasında benzerlikler de var, ama ciddi farklar var. Her ikisi de bilgiye dayanır. Ama haber, doğru bilgiye dayanır. Teyit edilmiş bilgiye… Dedikodu gibi sadece duyma eylemiyle elde edilen bilgiye değil!..
Ama gelin görün ki bu dönemde “haber” ile “dedikodu” birbirinin içine fena halde karışmış durumda… Sosyal medyanın varlığı ve gazetecilik mesleğini icra edenlerin seviye problemi iyice düştü ne yazık ki!
Dilin kemiği yok ki, at atabildiğin kadar, yaz yazabildiğin kadar!
Tabi bir sahte hesaplarla yapılan iftiralar, hakaretler, çamurlar var ki onu hiç sormayın!
Kırşehir’de 42 yıldır yayınladığımız ve binlerce haber ve yorumlar kaleme aldığımız “Kırşehir Çiğdem” gazetesi olarak bizlerin böyle bir şansı yok. Yalanla, dolanla, dedikoduyla, tehditle, şantajla işimiz yok, olamaz da…
Malum 31 Mart 2019 tarihinde Türkiye olarak yeni bir yerel seçimlere hazırlanıyoruz.
Kırşehir’i beş yıl süreyle yönetecek belediye başkanlarını, İl Genel ve Belediye Meclisi üyelerini, mahalle ve köy muhtarları seçeceğiz.
Kendinde cevher gören, halka hizmet etmek isteyen herkesin bu görevlere aday adayı olması kadar doğal bir şey olamaz. Çünkü demokrasi bunu gerektirir. Herkes istediği göreve aday adayı olur, partisi ve lideri kimi aday gösterir ve halk ta kimi isterse sandığa gider ve oyunu verir.
Şimdi Kırşehir’de her partiden Belediye Başkanı, İl Genel ve Belediye Meclisi Üyeleri için bir çok hemşehrimiz aday adayı oldular, ya da olmak için kendilerine zemin hazırlıyorlar.
Tabi gönül ister ki bu görevlere talip olanları liderler değil, partilerin üyeleri tespit etsin. Ama maalesef bu olmuyor. Lider kimi uygun görür ve isterse onu aday olarak açıklıyor, biz seçmenler de kuzu kuzu liderlerin bu tercihi doğrultusunda sandığa gidip oyumuzu vererek, bizleri yönetmesine karar veriyoruz o kadar!..
Kırşehir’de Belediye Başkanlığı için AK Parti, CHP, MHP ve İYİ Parti’den bazı isimler ortaya çıktı ve aday adaylığı başvurusunda bulundular. Buraya kadar her şey doğal.
Henüz parti liderleri Kırşehir’in Belediye Başkan adaylarını kamuoyuyla paylaşmadı ya, işte dedikodular kulaktan kulağa yayılmaya başladı. Bu durum bazen hiç te hoş olmayan çirkin dedikodulara neden oluyor ne yazık ki…
Bilindiği üzere AK Parti Türkiye’de 60’dan fazla Belediye Başkan adaylarını açıkladı. Kırşehir Belediye Başkan adayı da henüz Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanmadı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin 31 Mart yerel seçimlerinde illerdeki adaylarından 60’ını açıklarken, aralarında Kırşehir’in de bulunduğu 20 civarındaki ilin belediye başkanını gelecek hafta duyuracağını ifade etti ya, dedikodular ortada cirit atmaya başladı.
Neymiş efendim, AK Parti ile MHP Kırşehir’de ittifak yapacakmış bu nedenle aday bu iki partinin ortak karar vereceği bir isim olacakmış!
Neymiş efendim, 10 yıldır Kırşehir Belediye Başkanlığını yürütün Yaşar Bahçeci üçüncü kez aday gösterilmeyecekmiş!
Böyle daha nice söylentiler, dedikodular kulaktan kulağa yayılıyor.
Bu durum sadece AK Parti’de mi oluyor?
Elbette ki hayır!
İktidar parti AK Parti’de olur da, CHP’de olmaz mı?
Şimdi CHP’de bir takım kişiler aday olacağına kesin gözle bakılan Selahattin Ekicioğlu hakkında olmadık sözler ve iddialar ortaya atarak, parti içi demokrasiden bahsetmeye başladılar bile…
Yıllarca adaylarını ön seçimle belirleyen CHP’liler, Kırşehir Belediye Başkan adayının da bu seçimde önseçimle, ya da üyelerin oylarıyla belirlenmesi gerektiğini ifade ederlerken, CHP Genel Merkezi sürenin kısıtlı olması nedeniyle bunu yapmayacaklarını, il ve ilçelerde yapacakları anketlerle halkın isteklerini değerlendirip, adaylarını belirleyeceklerini deklare etti.
MHP ve İYİ Parti ise Kırşehir’de sessizliğini koruyor ve liderlerin belirleyeceği adayları bekliyor.
Kırşehir gibi bir ilde bu kadar yoğun bir dedikodunun hakim olmasını artık kanıksamaya başladık. Çünkü her partide şu hakim, “küçük olsun, benim olsun!” mantığı…
“Benim adamım olsun da, istersen çamurdan olsun!” diyenler asla Kırşehir’i ve partilerini düşünmüyorlar ne yazık ki!
Hiçbir parti “Biz bu seçimi kimle, hangi adayla kazanır, Kırşehir’e en iyi hizmetleri getirebiliriz”i düşünmüyor nedense!
Varsa yıpratma, yoksa karalama!
Bu kafayla ne bu partiler, ne de Kırşehirliler hizmet alamaz, kendilerini en iyi şekilde yönetecek insanları iş başına getiremez.
Bugün Kırşehir’de kime sorarsanız sorun Yaşar Bahçeci bu memlekete 10 yıl hizmet etti, bir çok kalıcı ve güzel eserler kazandırdı. Kimsenin hayal edemediği onlarca projeyi ve hizmeti hayata geçirdi. Bunları burada tek tek yazmak istemem ama, yiğidi öldür, hakkını da vermek gerekir. Bahçeci’nin yaptığı bu hizmetleri inkâr etmek, karalamak, dedikoduyla yıpratmak ta hoş olmuyor. Elbette insandır, hatası vardır, yanlışları vardır. Bu tartışılabilir. Ama onu yok saymak, onu karalamak, hatta hakkında bir sürü dedikodu çıkarmak ta hiç kimseye yakışmaz diye düşünüyorum.
Yaşar Bahçeci’nin üçüncü kez aday olacağına kesin gözle bakılıyor ya, onu sevmeyenler, hatta parti içinde bulunanlar bir takım dedikodular yapıyor, onun Kırşehir’e yaptığı hizmetleri yok sayıyor, yıpratıyor, “aday yapılmayacak!” diye ulu orta konuşuyor.
Yazık ediliyor Kırşehir’e 10 yıl güzel hizmetler ve kalıcı eserler bırakan Yaşar Bahçeci’ye ve Kırşehir’e…
Diğer yandan CHP’de aday olacağına kesin gözle bakılan ve gelecek hafta isminin açıklanacağı bildirilen Selahattin Ekicioğlu’na gelince, onun da bir Kırşehir sevdalısı olduğunu yakından bilenlerden biriyim.
Gerek Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı görevinde, gerekse kendi işinde başarılı olduğunu bütün Kırşehirliler kabul ediyor. Dürüst, çalışkan, güler yüzlü, memleket sevdalısı, paraya, pula ihtiyacı olmayan Selahattin Ekicioğlu’nu yıpratmak, onu karalamak, onu CHP’ye yakıştırmamak, hatta Kırşehir Belediye Başkanlığına layık görmemek te büyük bir saygısızlık değil de nedir?
Selahattin Ekicioğlu’nu elbette seven de, sevmeyen de olabilir. Ama onu sorgulamak, onu karalamak da hoş olmuyor bence…
Bu bir seçimdir. Tabi herkesin gönlünden geçen adayları Kırşehirliler, partinin kayıtlı üyeleri belirlesin. Ama bu seçimde olmuyorsa ve liderler adaylarını kendileri belirleyeceklerse biz seçmenlerin yapacağı bir durum da yok ne yazık ki…
Kırşehir’de hepimize düşen görev hiçbir adayı olmamış şeylerle karalamak, kötüleyip yıpratmamak olmalı.
Adaylar kim olursa olsun, hangisinin Kırşehir’e ve halka hizmet edeceğine inanıyorsan, sandığa gider oyunu verirsin o kadar. Bu bir yerel seçimdir eğer gönül verdiğin partinin adayını sevmiyorsan, hizmet vereceğine inanmıyorsan, tabi inadına particilik de yapmıyorsan başarılı olacağına inandığın, sevdiğin başka bir partinin adayına oy verirsin, geçer gider. Ama yeter ki şu dedikodudan, yıpratma ve karalamadan da uzak durmak gerekiyor.
Benim bildiğim Kırşehir’i seven seçmen yerel seçimlerde önce partisine, sonra adaylara bakar, onun projelerine kulak verir, hangisi aklına yatarsa, partisine, pırtısına bakmadan sandığa gider, oyunu verir.

***
Anlayana

YOKSUL bir köy, seçim sabahı. Karı koca sandığa oylarını atmışlar, eve dönüyorlar… Kahvenin önünden geçerken adama bağırmışlar:
“Gel ülen, bi çay iç!”
Adam karısını eve yollayıp, kahveye takılmış. Akşam üzeri dönmüş, elinde bir yumurta, karısı sormuş:
“Ne elindeki?”
“Yumurta, görmüyon mu?”
“Gördümde neyin nesi anlayamadım!”
* * *
Adam başlamış anlatmağa:
“Kahvede otururken biri geldi, bana bir yumurta verdi. Hediye!”
“İyi de ne olacak bu yumurta?”
“Zengin olacağız… Yumurtayı karşı komşunun kümesindeki tavukların altına koyacağım, civcivler çıktıktan sonra bir tane dişi alacağım. Bu dişi büyüyüp tavuk olacak, bir sürü yumurtlayacak. Onları da kuluçkaya yatıracağım, yine civcivler gelecek. Sonunda o kadar çok civciv, tavuk, yumurta olacak ki, bunları satıp bir inek alacağım!”
Karısı “eee!” diye meraklanmış:
“İneği, komşunun öküzüyle çiftleştirip, doğan buzağıyla yine çiftleştireceğiz. O kadar çok ineğimiz, öküzümüz olacak ki, satıp bir ev, bir kaç tarla alacağız. Sonunda çok paramız olacak. Paranın üçte biriyle yine ev ve tarla, üçte biriyle üst baş, üçte biriyle mobilya, beyaz eşya alırız.”
“Sonra?”
“Üçte birden kalan parayla da, ben biraz gezip tozacağım!”
Kadın hırsla yerinden kalmış:
“Gezip tozacaksın öyle mi?”
“Öyle!”
Kadın yumurtayı kapıp, yere atmış kırmış…
Kırılan yumurta mı, yoksa hayal mi?
Şimdi gelecek hafta Kırşehir Belediye Başkan adayları büyük olasılıkla açıklanacak. Açıklandıktan sonra, kimbilir kaç yumurta kırılacak?

***

Sevdiğim bir söz

Gerçek ve dedikodu ürünü arasında ayrım yapmanın oldukça zor olduğu bir dünyada yaşıyoruz. (Christina Daniels)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .