Sevmeyi bilen

Sevmeyi bilen

13.02.2019

“Şu dünyada ki; en mutlu kişi, sevmeyi bilendir.” Şarkısının sözlerinde geçen, “sevmeyi bilmek” vurgusu, oldukça derin anlamlar barındırmaktadır. Sevmek, sevilmek sadece şarkı sözlerinde mi kaldı acaba? Sevgiden o kadar uzaklaştık ki, biri birini seven iki insanı bir arada gördüğümüzde, neredeyse ’’ hiçbir şey göründüğü gibi değildir ya’’ diye, kendimizi avutur hale geldik. Ay zaten sosyal […]

“Şu dünyada ki; en mutlu kişi, sevmeyi bilendir.”
Şarkısının sözlerinde geçen, “sevmeyi bilmek” vurgusu, oldukça derin anlamlar barındırmaktadır.
Sevmek, sevilmek sadece şarkı sözlerinde mi kaldı acaba?
Sevgiden o kadar uzaklaştık ki, biri birini seven iki insanı bir arada gördüğümüzde, neredeyse ’’ hiçbir şey göründüğü gibi değildir ya’’ diye, kendimizi avutur hale geldik.
Ay zaten sosyal medyada mutlu pozlar verenler, aslında mutsuz değilse narsist, ya da onay bağımlısı kişilik bozukluğu varmış. Çünkü onlar anı yaşayacaklarına resim paylaşarak kendilerini beğendirmeyi tercih ediyorlarmış.
‘’Amerika’nın bilmem ne üniversitesindeki bilim insanları dediydi.’’
‘’Ayşe teyzemde resim paylaşmayın, sonra size nazar değer dediydi.’’
Şimdi resim paylaşanlara göz değince, haset edenlerse; kıskançlıktan çatlayacak. Bu durumda herkes çatlıyor. Hangisi daha acı vericidir acaba; nazardan mı, kıskançlıktan çatlamak mı?
Ya arkadaş, bu yabancılar hem sosyal medyayı icat ediyorlar, hem de bunu sıklıkla kullananları psikolojileri bozuk, mutlu resimleri görenleri ise ‘’ah neden bende gezip tozup gülüp oynamıyorum’’ diye bunalıma giriyorlar teşhisini hemen herkese rahatlıkla koyabiliyorlar.
Kimileri bir insanı, kimileri eşyayı, kimileri makamı, kimileri hobilerini, kimileri hayvanları sever. Yani içindeki sevgi ihtiyacını bir şeyle sembolleştirerek hayatında bir anlam yaratır.
Kimileri sevginin kendine emek verirken, kimileri de güç sahibi olduğunda sevginin nesnesini elde ederek sevgiye, mutluluğa kavuşacağını sanır. Böylelikle hayatını öteler.
Hayatın zorlu akışı içerisindeki koşuşturmalarda insan kendini, ruhunu ihmal eder. Görünüşte sevdiklerimizi ihmal etmiş gibi görünsek bile aslında ihmal ettiğimiz kendimizizdir.
Heraklitos:’Aynı nehirde iki kez yıkanılmaz ’der.
Yani akan zaman içinde her şey değişir.
Bazı öğretilerse : ’ Anda kal’ der.
Örneğin, sevgi beslediğiniz her kim varsa hayatınızda veya ihmal ettiğiniz, her an ömrünüzden gidiyordur. İhmal ettiğiniz çocuğunuz ise, büyüyecek ve siz onun çocukluğunu, sevgili ise size karşı ilgisinin, hatta sizdeki sevginin kalacağının bir garantisi yok. Dolayısıyla telafisi de yok. Tüketim dünyasının bakış açısına sahipseniz şayet, gidenlerin yerini başkaları alıyor da diyebilirsiniz. Peki, gidenin sizin ömrününüz olduğunu sevgilerle beslenerek daha güçlü, daha mutlu, hayatın zorlukları, oluşturacağınız sevgi çemberiyle, daha güzel aşılmaz mı?
Sevgi eşittir mutlulukken. Neden sevmek yerine, kıskanmaktan, nefretten, kibirden, senden benden diyerek ayrımcılıkla besleniriz?
Örneğin neden annemizi, babamızı bize benzeyenleri öncelikle severiz? Olsa olsa yakınlarımıza karşı ifa etmemiz gereken sorumluluklarımız olmalıdır.
Sadece bize benzeyenleri dost, bizden farklı olduklarını sandıklarımız mı kötü?
Bu bakış açısı görünüşte işlerimizi kolaylaştırıyor olabilir. Yani az bir insana karşı sorumluluğumuz olur. Diğerlerinin başına bir şey gelse de, bu bizi pek fazla etkilemez sanırız.
Öyleyse neden kapılarımız kale duvarları gibi çelikten?
Çocuklarımızı amcalarının bile kucağına almalarından korkar olduk.
Çünkü sevgisizlik, eşittir güvensizliktir. Nefrettir, yalnızlıktır, şüpheciliktir, her türlü akıl tutunmasını yaratan bağımlılıktır.
Kim bilir; sevgi dolu bir dünyayı yaratmanın yolu, belki de kendi dünyamıza sevgi katmaktan geçiyordur.
Gülperi Kılıç

Gülperi Kılıç

Latest posts by Gülperi Kılıç (see all)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .