Seviyeli bir seçim!

Seviyeli bir seçim!

28.04.2015

Toplum olarak ne yaptığımızı, ne yapacağımızı bilemiyoruz desek fazla abartmış olur muyum bilmiyorum ama insanlar gerçekten ne yaptığını, ne yapacağını şaşırmış durumda. İyiyle, kötüyü, başarıyla başarısızlığı bile idrak edemiyoruz. İnsanlar belli bir saplantıyla yaşıyor, bildiği, inandığı yolda yanlış ta olsa yürümeyi tercih ediyor. Bu işte toplumumuzun genel bir hastalığı konumunda. Her hangi bir kişi bir […]

Toplum olarak ne yaptığımızı, ne yapacağımızı bilemiyoruz desek fazla abartmış olur muyum bilmiyorum ama insanlar gerçekten ne yaptığını, ne yapacağını şaşırmış durumda.

İyiyle, kötüyü, başarıyla başarısızlığı bile idrak edemiyoruz.
İnsanlar belli bir saplantıyla yaşıyor, bildiği, inandığı yolda yanlış ta olsa yürümeyi tercih ediyor.
Bu işte toplumumuzun genel bir hastalığı konumunda.
Her hangi bir kişi bir siyasi partinin üyesi olabilir, yöneticisi olabilir, hatta il ve ilçe başkanlığı, İl Genel ve Belediye Meclisi üyeliği, oda ve dernek başkanı, hatta mahalle veya köy muhtarı da olabilir.
Seçimlerde halkın oyunu almak için her türlü vaadi de verebilir. Ama kazanırsa verdiği sözleri yerine getirmek için çaba gösterir, vermediği, ama halkın yaşadığı sorunları da o ili yönetenlere ileterek çözümünü sağlar.
Bu demokratik bir ülkede yaşanan doğrulardır.
Belli makam ve mevkilere gelenler eğer belli bir saplantıyla hareket edip “Bu Belediye Başkanı, ya da oda başkanı, yahut mahalle muhtarı benim görüşümde değil, filan partili der” ve kendisini o makama getiren insanların sorunlarını çözmek için birlik ve beraberliği tercih etmez, muhalefet olursa ne temsil ettiği halkın, ne de bölgenin sorunlarını çözemez.
Ama tam tersini yapar “Beni buraya hizmet için seçenler benim siyasi görüşüme bakmadan oy verdi. Ben bu halka hizmet etmeye mecburum” der ve siyasi görüş ve düşünceleri farklı da olsa hizmet getirmekle yükümlü olan belediye başkanlarıyla, oda başkanlarıyla ya da mahalle muhtarlarıyla sürekli iyi bir diyalog ortamı hazırlarsa hem halkın, hem de o yörenin sorunları kısa sürede çözümlenir.
İşte demokrasinin gereği de budur.
Sandık seçimden seçime halkın önüne konulur. Halk tercihini burada yapar ve herkes o tercihe saygı gösterir.
Sırf katı particilik yapar bu benim partili değil, bu benim görüşümde değil derse hem kendi kaybeder, hem de oyunu aldığı insanların umudunu boşa çıkarır.
İşte geçtiğimiz aylarda bir dostumuzla sohbet ederken, söz döndü dolaştı belediyenin hizmetlerine geldi.
Bu dostumuzun siyasi görüşü ile Kırşehir Belediye Başkanı Yaşar Bahçeci’nin siyasi görüşü zıt. Ama yapılanları takdir ediyor ve “Yapılan hizmetleri görüyor ve takdir ediyorum. Bizim mahallemizin şu şu sorunları vardı, hepsini olmasa bile bir kısmını çözümledi. Bunu takdirle karşılıyorum. Mahallemizin ne zaman bir sorunu olsa kendisine ulaşıyor ve iletiyorum, inanın en kısa sürede çözümleniyor. Bundan güzel bir şey olur mu? Belediye Başkanı belki benim görüşümdeki partiden seçilmiş olsaydı, kendisine bu kadar kolay ulaşıp, yaşadığımız sorunların çözümünü isteyemezdim. Belki isteseydim yapılmazdı” dedi.
İşte bir hemşehrimizin görüşü.
Doğru söylüyor. İnsanlar yapılanları ve yapanları takdir etmesini bilecek, hem de yapılmayanları çıkıp söylemesini de öğrenecek.
Dedim ya “bu benim partilim” değil der ve iyiye kötü, kötüye iyi derse bu son derece yanlış olur.
Elbette insanların düşünceleri, siyasi görüşleri farklı olabilir. Ama iyi iyidir, kötü kötüdür demesini bilecek. Çünkü doğru tektir.
Ama insanlarımızın kafa yapıları küçükse “Sen bizim partilisin, sen nasıl başka partinin adamlarını över, hatta oyunu nasıl verirsin!” diye hesap sorar, kafa tutar, yerden yerde vurmaya kalkarsa onların toplum nezdinde hiçbir güvenilirliği ve saygınlığı kalmaz.
Size bir örnek daha…
Bir hemşehrimiz milletvekili adaylarını eleştiriyor kendince…
“Kırşehir’i tanımayanlar, Kırşehir insanını bilmeyenler milletvekili aday adayı oldular. 50-60 Kırşehir sevdalısı çıktı. Hepsine saygı duyuyoruz, hepsi medeni cesaret örneği gösterdiler. Keşke hep seçim dönemlerinde çıkıp gelmeseler, Kırşehir’in iyi gününde, kötü gününde bizimle olsalar.”
Kırşehir 7 Haziran seçimlerine huzurlu bir ortamda geçiyor. Kimse birbirini üzmüyor, her aday yapacaklarını anlatıyor, Kırşehir’in içinde bulunduğu sorunları yorumluyor kendince. İnşallah da bu ortam seçim sonuna kadar böyle devam eder.
Birbirlerine iftira ve çamur atmayan milletvekili adaylar ve partiler olduğu sürece seçimin huzurlu ve sakin bir ortamda geçeceğini düşünüyorum.
Ancak iktidar partisi AK Parti’de gördüğüm bir takım yanlışları da dile getirmek istiyorum. Bazen görüyorum bu partide kamu çalışanları, hatta daire müdürleri girip çıkıyor, bunların çalıştıkları kurumlarda oy toplamak adına bir takım yanlışlar içinde olduklarını duyuyorum.
Bu durumu kimse kabul edemez. Bir kurumu temsil eden yetkili bir kişi partizanlık yapıyorsa, insanların siyasi görüşüne bakıyorsa, ya da çalışıp hizmet etmek yerine yan gelip yatıyor, çalışanlara ve halka zorluk çıkartıyorsa buna herkes gibi benim de itiraz var.
Bir kurumun amiri makamını siyasetçilere alet etmemeli, emrindeki çalışanlarına siyasi baskı uygulamamalı. Bu gerçekten çok büyük yanlış olur. Çünkü başında bulunduğu kurumu kimsenin siyasallaştırmaya hakkı yoktur, olamaz da… Olursa bu kurum itibarını kaybeder.
Eğer bir daire müdürü, şefi veya amiri sanki bir partinin il ve ilçe başkanıymış hareket ediyorsa, sırf koltuğunu ve makamını korumak adına bir tutum ve davranış içine giriyorsa ki –giriyor- çok üzücüdür.
Herkes bulunduğu makamlarda geçici olduğunu unutmamalı. Gün ola, harman ala…
Buradan Sayın Valimize Necati Şentürk’e birkaç hatırlatmada bulunmayı kendime görev sayıyorum. Lütfen daire müdürlerini, amirlerini bu konuda uyarınız. Kurumların siyasallaştırılmasına izin vermeyiniz. Partiler ve iktidarlar gelip geçicidir, baki olan devlet ve kurumlardır, halktır.

Biraz da gülelim!

İyi dostmuş!…

Ölmek üzere olan bir adam, hem arkadaşı, hem de ortağı olan zatı başucuna çağırmıştı:
Dinle beni, birazdan öleceğim. Senden af dilemek istiyorum. On sene önce kasadan eksilen beş bin lirayı hatırlıyorsun tabii. O parayı ben almıştım!…
Biliyorum!…
Mağazamızdaki yangını da hatırlıyorsundur. Sigorta şirketinin ödediği zarar, ziyan sana söylediğimden çok fazlaydı. Aradaki farkı kendime alakoymuştum.
Biliyorum!…
Ne iyisin, dostum. Bir şey daha var. Çoktandır karın…
Biliyorum.
Sen meğer hakiki bir dostmuşsun. Bana kızmadın ya. Nasılsa ölüyorum, bana hakikati söyleyebilirsin.
Boş yere üzülme. Sana neden kızayım? Bütün bunlar yüzünden seni zehirleyen ben değil miyim?
Sevdiğim bir söz
İster kadın ol ister adam, bu dünyada cesarete sahip olmadan hiçbir şey başaramazsın.
James Ailen



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .