SELGÂH ŞİİRLERİ

SELGÂH ŞİİRLERİ

25.11.2015

Adil Gülvahaboğlu Ahi düşünürü Mustafa Karagüllü’ye… Selgâh Kırşehir’de bir küçük vadi Kuzeyinde Kılıçcı Köprüsü, Güneyinde Dinekbağı Kimler gelip, kimler geçmiş bu köprüden ve Selgâh’tan Kılıççı’dan Mustafa Kemal Dinekbağı’ndan A.Kadir geçmiş Yıldızlara baka baka yatmış 4 yıl Kırşehir Hapishanesi’nde Selgâh’tan Mehmet Boyacıoğlu, Bektaşoğlu Mehmet geçmiş Çayıroğlu’nun faytonu taşımış geçmişi günümüze Dualarla karşılamış Hasan Akıllı Selgâh Mescidinde […]

Adil Gülvahaboğlu
Ahi düşünürü Mustafa Karagüllü’ye…

Selgâh Kırşehir’de bir küçük vadi
Kuzeyinde Kılıçcı Köprüsü,
Güneyinde Dinekbağı
Kimler gelip, kimler geçmiş bu köprüden ve Selgâh’tan
Kılıççı’dan Mustafa Kemal
Dinekbağı’ndan A.Kadir geçmiş
Yıldızlara baka baka yatmış 4 yıl Kırşehir Hapishanesi’nde
Selgâh’tan Mehmet Boyacıoğlu, Bektaşoğlu Mehmet geçmiş
Çayıroğlu’nun faytonu taşımış geçmişi günümüze
Dualarla karşılamış Hasan Akıllı
Selgâh Mescidinde imam, genç yaşında göçüp gitmiş
Demir,Çelik,Tunç…Yazmışlar adlarını kara kalemle
Zaman silememiş adlarını
Sayfalar çevrilmiş,kalemler yazmış
Özgür, Özdener bir de Halide
Yüz yıllık konakla taşımışlar Osmanlı’yı
Cumhuriyet Kültürünün aydınlığına

Kimler gelip geçmiş Selgâh’tan
Cağ dönerinin sıcaklığında oturmuş
Sarolun dibinde Vali Mustafa Yıldırım
Hasretini savurmaktadır: Çorum’da Atatürkçü leblebi
Kayseri’de Erciyes olur tırmanır yüceliğe
Malatya’da türküsünü söyler kaysı ağaçlarının
Ah!… Bir de dayanabilseydi Çoruh’un uzaklığına

Selgâh!… Burası bir akademi,demokrasi parkı
Kimler gelip geçmiş buradan?
Anıl Çeçen, Yekta Güngör Özden, Palaoğlu Mustafa Kemal
Ceyhan Mumcu, Kadim Kırşehirli, bir de
İstanbul’da doğup, Strasbourg’ta zirveleşen Vanlı Prof. Server Tanilli
Çarpar kalbi Ankara’nın Selgâh’ta
Meclis olur, güzergâh olur, yol olur uzaklara

Kimler gelip geçmiş Selgâh’tan?
Ahi Baba Karagüllü Mustafa
Bardağın üstünde iki parmak kalmalı yatayına
Birazdan davudi sesiyle Türk Sanat Müziği söyleyecektir
Yaşını sorarsanız ”iki otuz beş”, der
Kırşehir’in yaşlanmayan delikanlısı
Tam bir Selçuklu beyefendisi
Yine felsefe yapmaktadır Hacı Gülten
Herkes dersini iyi alsın esnafın duayeninden :
”Küçük memuru süslü avradı, köylüyü inadı,
Zengini de hayırsız oğlu batırır
Benden nasihat olsun sizlere!”
Bir de Mustafa Erdem,öz-be öz Kırşehir’li oğludur Rahmi Beyin,
Kalbi altın,beyni uranyumdandır, işlenmemiş!
Her nasılsa kahrı ağırdır feleğin
İstanbul Hukuk mezunu, arkadaşı Deniz Gezmiş’in
Celâl Doğan’ın, bir de Kavak Cavit’in

Kimler gelip kimler geçmiş Selgâh’tan?
Ağlayacaksan gürül gürül ağla dostum Adil
Hayır gelmez mıymıntı göz yaşlarından
Pirin, üstadın mütefekkir şair Celal Tekiner’i de
Verdin toprağa 26 Şubat 2002’de
O,yatar şimdi Aşıkpaşa’da Kırşehir’in 3 dağına bakarak:
Baranlı, Kervansaray, Obruk
Bütün bir yanın hasret
Hasrete saygı duy gazeteci, Şevket Güner.
Bak yine çıkageldi Mehmet Metintürk
Hacı Baş’ın türküsüyle inler Kılıçözü Irmağı
Ortak malıdır Kırşehir’de gazetecilik Güner kardeşlerin
Tebessümünde bile bir ciddiyet küçük kardeş Salih’in
Yık hasretini sılanın üstüne!
Kol geziyor güvercin hırsızları
Bu kaçıncı soygun! Bıktım,usandım!

Yine kaptırmış fötr şapkasını Tomi’ye Fötr Kâzım
Tıbbiyeyi Yörücek’te hukuku Selgâh’ta okumuş!
Tam bir üniversiteli!…
Yalvarır Tomi’ye, Tomi yapma, Tomi etme,eyleme
O fötr Cumhuriyet fötrüdür, Atatürk’ün, İnönü’nündür,
Celal Bayar’ındır. Değildir billahi Demirel’in
Kurbanın olayım, getir fötörümü

Getir Tomi, eyleme Tomi, Yapma Tomi
Tomi anlamaz bu dillerden
Bilmez devrimleri, Cumhuriyet’i, Sibirya Kurdu!
Ağız değiştirir Kâzım:
”Yaptığım güvecin yarısını sana vereceğim”
”Andım olsun, ahtım olsun!”
IMF de söz veriyor, kandırır Kâzım nihayetinde Tomi’yi de.
Şapka bir yanda, güveç bir yanda
Ne yazık ki güveç sarımsaklı, Tomi yüzüne bile bakmaz
Atmıştır bir kazık bizim fötr Kâzım bizim Sibirya Kurdu Tomiye’de
Yaz bunları gazeteci Şevket Güner, yaz kalsın bizim de
Adımız hayatın renginden, hayatın özünden
”Söz uçar, yazı kalır”demişler.
Gülen insanlardır hayatı renkli kılan
Bektaşi ol, Hoca Nasrettin ol, Karadenizli Temel ol!
Gül gülebildiğin kadar duyulsun kahkahaların
Selgâh’tan, Kılıçözü’nden.

Kimler geldi, geçti Selgâh’tan
Kırşehir duayen gazetecisi Dursun Yastıman inatçı kalem
Abdi İpekçi’den almış basın ciddiyetini
Mikroskopla bulur çıkarır en gizli yanlışları
Kalem bir ifrit olur onun elinde
Feleğin tekmesini bu yüzden çekti sinesine
Kılıçözü’nde, Kervansaray’da
İzi vardır tarihinde, kültüründe, siyasetinde
Arşivinden bilim adamları zor çıkar dokuz ayda
Şimdi bakıyordur Ege’nin mavi sularına
Kırşehir’i düşleyerek ”Ot, kökü üstünde durur” demişler.

Kimler geldi geçti Selgâh’tan
Burası bir akademi
Üyesi olmaz mı Dr. Uğur Gönül
Kitap kurdu, mürekkebi bitmez kaleminin
Hastalara uzman, kitaplara uzman, bilgisayarda uzman
Ne fayda politikada uzaktır handikaplara, canbazlığa düzenbazlığa
Yeşilli Kâzım’ın küp şarapları nerde yıllandı
Dr. Uğur sen ondan haber ver!
Hayat direndikçe güzeldir, çirkinliklere, yolsuzluklara
Bizim Selgâh’tan yine çalmışlar güvercinleri hem de yumurtalarıyla
”Şeytan ayrıntıda gizlidir” Dr. Uğur
Kliniğinde yok mu hırsızlara bir reçete
Hayat direndikçe güzeldir. Dr. Uğur Gönül

Herkes gelip geçti Selgâh’tan…
Ahi düşünürü, Bektaşi Piri
Bilim adamları, bilginler, yazarlar, şairler
Kaldı bize yadigâr
Boyacıoğlu Mehmet’ten
Orta yerde asırlık dut ağacı
Aralık–2014



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .