Seçimler deyince…

Seçimler deyince…

06.11.2018

“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi köşe yazarlarından Salih Güner’e arkadaşları takılırlar, “Sen niye siyasete girmiyorsun?” diye. O da, herkese mavi boncuk dağıtma, ayak oyunlarına girme, seçmenin bir dediğini iki etmeme, yalanları havada uçurma, yağ çekme gibi özelliklerin kendinde olmadığını bildiğinden soranlara, “Benden olmaz!” deyip geçiyorum diye yazıyor 1 Kasım tarihli “Siyasetle bir yerlere gelmek isteyenlere!” başlıklı yazısında. […]

“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi köşe yazarlarından Salih Güner’e arkadaşları takılırlar, “Sen niye siyasete girmiyorsun?” diye. O da, herkese mavi boncuk dağıtma, ayak oyunlarına girme, seçmenin bir dediğini iki etmeme, yalanları havada uçurma, yağ çekme gibi özelliklerin kendinde olmadığını bildiğinden soranlara, “Benden olmaz!” deyip geçiyorum diye yazıyor 1 Kasım tarihli “Siyasetle bir yerlere gelmek isteyenlere!” başlıklı yazısında.
“Orda Bir Köy Kurancılı” kitabımın (Ürün yayınları, Eylül 2018) 83-84. sayfalarında Seçimler Deyince başlığı altında şunlar var:
“Nedense seçim deyince usuma hep aldatılmışlığımız, geri bıraktırılmışlığımız, kullanılmışlığımız gelir. Bu oyun sürüp gitsin, ucuz oy deposu olmaktan kurtulmasın diye de geniş halk kesimleri bilisiz, sırasında aç bırakılır, karnından sıpa sırtından sopa eksik edilmez, televizyonlarda suya sabuna dokunmayan eğlence ağırlıklı izlencelerle oyalanıp uyuşturulur, tek sesli haberler boca edilir. İşte aldatılmışlığımıza, geri bıraktırılmışlığımıza, kullanılmışlığımıza bir örnek: Kırşehir ilinin 1954’te Osman Bölükbaşı’nın partisine oy verdi diye kaldırılıp ilçelerinin başka illere pay pay edilmesi olayıdır. Bunu nasıl unutabiliriz. Buna siyaset diyebilir miyiz, siyaset bilimse bunun bilim de yeri var mıdır.
Bu ve benzer konulara yıllardır kafa yoran usanmaz bir Kırşehir aşığı olan yılların gazetecisi Şevket Güner, “İnsanları ve Olaylarıyla Demokrasi Kalesi Kırşehir” kitabında (Minpa Matb., Ankara, 2003, 697 s.), Kırşehir’in bir türlü değişmeyen makûs talihinden yakınır.
Siyasetçilerin Kırşehir için birlik olamadıklarını, elbirliği yapamadıklarını, birinin ak dediğine ötekisinin bile bile kara dediğini, kısır kavga ve çekişmelerle günleri heba ettiklerini, hiçbir zaman iktidarla bir olmanın nimetlerinden yararlanmayı bilmediklerini, iktidara kafa tutma huyundan Kırşehir’in çok çektiğini, geri kalmasının bir nedeninin bu olduğunu, kötü siyasetçiler yüzünden iyi ve dürüst hemşehrilerin politikaya girmekten korktuğunu, onlar girmeyince de politikanın yozlaşıp günden güne ayağa düştüğünü, seçilen siyasetçilerin Kırşehir’in kalkınması ve yüksek çıkarlarıyla hiçbir ilgisi olmayan basit ve kişisel işlerle uğraştıklarını, Kırşehir’in bir kez ilçe haline getirilmesinden sonra bir daha belini doğrultamadığını, bu duruma inatçı ve kaprisli politikacılar yüzünden düşürüldüğümüzü, yabancıyı tutup yerliyi kaçırdığımızı, Kırşehir’in havasından mıdır suyundan mıdır aynı partiden milletvekillerinin bile kendi aralarında kavgalı oldukları, Kırşehir için bir araya gelemedikleri, Osman bölükbaşı’nın dizeleriyle Kırşehir’in, “Çok arife gördü bayram görmedi, / Leylâ’ya kavuşup bir dem sürmedi, / Bu milletin bahtına akıl ermedi, / Böyle kara bahta yanar ağlarım, döner ağlarım.” (agy, s.300) durumunda olduğunu, siyasetçiler uğruna çalınan davul zurna havalarına yazık olduğunu, makamda iken eğildiklerimize makamdan ayrılınca görmeyiz bile” diyen Şevket Güner, “Kırşehir kadar kendi insanına hor bakan, yabancı hayranı bir il yok sanırım” diyerek oylumlu kitabında Kırşehir ve Kırşehirliler hakkında önemli saptamalarda bulunur.
Kırşehir’in yetiştirdiği büyük siyasetçilerden olan Osman Bölükbaşı’nın oy kalelerinden biri de bizim köydü. Hayranları çoktu. Ömer Pehlivan, Kuru Ziya, Mehmet Vapur gibi insanlar Bölükbaşı’nın mitinglerini kaçırmazlar hatta bunlardan Mehmet Vapur güçlü fiziğiyle Bölükbaşı’yı omuzunda taşırmış.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .