SEÇİM ve GEÇİM..

SEÇİM ve GEÇİM..

27.01.2015

Seçim ve geçim… Ülke gündemi seçim atmosferine girilmesi nedeniyle liderlerin söylemlerine, birbirlerine ağır ithamlara varan açıklamalarına kilitlendi gibi görünse de sokaktaki vatandaş geçim derdinden ne seçimi, ne adayı, ne de liderleri takip etmiyor aslında… Siyasilerin ve siyaset çevresindekilerin dışında sokakta şöyle kulağınızı kabartıp vatandaşı dinleyin ya birbirinden borç para istiyor, ya hastalığından dem vuruyor ya […]

Seçim ve geçim…

Ülke gündemi seçim atmosferine girilmesi nedeniyle liderlerin söylemlerine, birbirlerine ağır ithamlara varan açıklamalarına kilitlendi gibi görünse de sokaktaki vatandaş geçim derdinden ne seçimi, ne adayı, ne de liderleri takip etmiyor aslında…

Siyasilerin ve siyaset çevresindekilerin dışında sokakta şöyle kulağınızı kabartıp vatandaşı dinleyin ya birbirinden borç para istiyor, ya hastalığından dem vuruyor ya da geçimin ne kadar zora vardığından bahsedip, “Al birini vur ötekine” dercesine hükümete yükleniyor.

Aldıkları üç kuruşla geçinmenin artık neredeyse imkânsızlaştığından yakınarak, “Devletin başına kim gelirse gelsin, hangi partiden olursa olsun hepsi aynı… Meydanlarda bol keseden atıyorlar, ancak iktidara geldikten sonra verilen sözlerin yakınından dahi geçmeden, seçimden seçime kapısını çaldıkları vatandaşı unutup vurun abalıya misali üstümüze yükleniyorlar. Artık hiçbirine güvenimiz kalmadı… Hepsinin altından bir sürü yolsuzluk, şaibe ve kendi aralarında dalaşmadan başka bir şey çıkmıyor. Vatandaş aç, perişan kimim umurunda?” deyip çaresizliğin resmini çiziyorlar…

Hal böyleyken sandık başına gidildiğinde de bildiğinden şaşmama gibi bir garipliği olan vatandaş, daha bir gün önce esip gürlediği partiye ya da adaya mührü basıp yine başa dönüyor…

Sonra bir dahaki seçime kadar, “Keşke oy vermeseydim… Artık akıllandım…” diyerek kendi kendine esip gürleyen vatandaş portresi hiç ama hiç değişmiyor…

Vatandaşın ruh hali inişlerle çıkışlarla böyle gide dursun, Haziran seçimlerine geri sayımın başladığı şu günlerde yerelde çok hareketlilik gözükmese de aday adayları tek tek ortaya çıkmaya başladı…

Kırşehir’de parti kulislerinin hareketlendiği şu günlerde Haziran’da yapılacak seçim öncesinde aday adaylığı düşünen ya da açıklayanlar kulis faaliyetlerine yavaş yavaş da olsa başladı.

İktidar partisi AKP’de aday adayı sayısının 20’den fazla olmasına kesin gözle bakılıyor. CHP ve MHP’de ise aday adayları yavaş yavaş isimlerini açıklamaya başladılar bile…

Partililer ve siyaset çevreleri CHP madem özgürlükçü demokrasiye inanan bir parti, o zaman ön seçim yapılması gerektiği noktasında birleşirken, şu süreçte CHP’nin milletvekili çıkartabilmesi için ön seçimin şart olduğunu, merkez yoklaması ile belirlenen adayın seçilme noktasında çok zorlanacağını dillendiriyor…

Ama artık ön seçim de CHP’yi kurtarmaz gibi geliyor bana… Çünkü delegeleri yazanlar belli, çizenler belli. Hepsi “asker” konumundalar. Kim yazdıysa onun adamıdırlar. Öyle olunca da başarı çıkmıyor. Görüldü bu durum geçmişte Kırşehir’de… “Benim adamım olsun da çamurdan olsun!” mantığı da kurtarmıyor CHP’yi…

Halk kimi aday görmek istiyor, kimi milletvekili görmek istiyor bu çok önemli. Bu tüm partiler için geçerli bir durum.

AKP, MHP ve CHP’de Kırşehir’de milletvekili çıkaracak partiler. Bu partilerin aday belirlerken ince eleyip sık dokumaları gerekiyor. “Halk kimi istiyor?” derler ve bu konuda çalışma yaparlarsa ve buna göre adaylarını belirlerlerse o zaman belki hem partiler, hem de Kırşehir kazanır diye düşünüyorum.

Ama dedim ya bunu yaparlar mı?

Tepedekiler biat kültürüyle hareket ederlerse, biz Kırşehirli seçmenler de Meclis’te el kaldırıp, el indiren vekillerle temsil ediliriz. Sözde Kırşehir’in vekili, özde genel başkanların vekili olmaktan kurtulamayanlarla geçer gider yıllarımız.

Kaybeden de hep Kırşehir olur…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .