Sağlıkta sağlıklı ticaret uygulaması

Sağlıkta sağlıklı ticaret uygulaması

02.03.2016

Kırşehir sağlık sektöründe hizmet vermeye çalışan Devlet Hastanesinin yetersiz kaldığını, sadece oraya yolu düşen kimse görür ve öğrenir. Birçok hastalığa müdahale edilmediğini veya edilemediğini hastaneye yolu düşen bilir. Bazı hastaların Ankara veya Kayseri’ye havale edilmesi bize bunun ispatı değil mi? Tabi havale edilen hasta yolda yaşamını yitirmez ise! Çünkü pek çoğunun yolda vefat ettiğini biliyoruz. […]

Kırşehir sağlık sektöründe hizmet vermeye çalışan Devlet Hastanesinin yetersiz kaldığını, sadece oraya yolu düşen kimse görür ve öğrenir. Birçok hastalığa müdahale edilmediğini veya edilemediğini hastaneye yolu düşen bilir.
Bazı hastaların Ankara veya Kayseri’ye havale edilmesi bize bunun ispatı değil mi? Tabi havale edilen hasta yolda yaşamını yitirmez ise! Çünkü pek çoğunun yolda vefat ettiğini biliyoruz.
Şehrimizde Devlet Hastanesinden başka bir tek özel hastane var. Başka da tedavi yeri yok. Devlet Hastanesi’nin kapısına araştırma hastanesi yazmakla olmuyor. Eğer bir kan tahlili için bile özel laboratuar aranıyorsa, anjiyo ve bazı filmler ve tahliller için dışarıya gönderiliyorsa o zaman araştırma falan hastanesi olmaz.
Kırşehir’de Tıp Fakültesi’nin açılması ve daha fazla tedavi merkezleri kurulması ve buralarda uygulamalı olarak ders alan doktor adaylarının daha kaliteli ve bilgili yetişeceğini ümit ederiz.
Tıp Fakültesi kurulması lâfta kalmamalı. Kırşehir artık bir eğitim merkezi olmalı. Bu uygulama büyük şehirlere kümelenen talebe yoğunluğunu azaltır ve aynı zamanda fazla bir iş yeri olmayan şehrimize azda olsa istihdam yaratır. Kırşehir için yaratılan istihdam yeterli mi? Kesinlikle hayır.
Hastalık hastası olan bir toplumda, her aileye ayrı ayrı hastane bile yetmeyebilir. Her evde poşetler dolusu ilaçlar var. Bunlar içinde tarihi geçenler ve yanlış kullanılanlar ayrı ayrı tehlike doğuracağını söylüyor tabipler. Aile doktoru uygulaması bir nebze olsun bunun önüne geçebilir.
Türkiye’de sağlık sektörü bir nevi ticari sektöre dönüşmüş durumda. Bu dereceye nasıl ve neden gelindi sorusunun cevabını verecek doğru dürüst bir makam yok. Çünkü sorunun muhatabı bu organizasyonun içinde. Onun vereceği cevap çok basit ve belli. Dönen çarkın dişlilerinden bir kısmı devletin hamuruna un verir.
Nasıl mı?
Hükümetin elinin altında hazır partiye yakın olanların atama alanı. Düşünebiliyor musunuz, derdine çare aramaya gelenlerin üzerinde siyasi pazarlık hesaplar ki, hastane kapısına gelenlerin birçoğu sigortalıdır.
Birçoğu diyorum, çok para kazanıp hiç vergi ve sigorta primi yatırmayan uyanıklar hastane kapılarında da karşımıza çıkıyor!
Peki, başkalarının parasıyla tedavi olmak helâl mi, haram mı, bunu da sorgulayan yok.
Yetkili veya mesul kimse işine gelince helâl, gelmeyince haram. Bizim çocukluğumuzda öğrendiğimiz pek çok haram şey şimdi helâl olmuş!
Hele yeşil sermaye ağaları çoğalınca, ticarette kârın adı da değişti. Bu işler böyledir şaşılacak bir durum yok, kazanınca kâr payında bir sorun yok. “Sigara içenlere hizmet vermeyeceğim!” diyen sigortalar acaba hangi rejimin idari mekanizmasında?
“Sen benim dediğimi yemezsen, ben de seni aç bırakırım!” gibi bir şey. Tabi büyüklerimiz neyin iyi olacağına, veya neyin iyi olmayacağına karar verir! Halka sadece “âmin” demek düşer. Çünkü geri zekâlıyız ya!
Parlamentoda zil zurna içeni, halkın ödediği parayla ayıktır, ama tarlasında çalışıp teri kıçında gelene, dinlenirken iki fırt çekene “sana yasak!” de. Bunu da adalet ve demokrasinin arasına itele!
Hastanelerin durumu ayrı bir dram, kayıt ve hasta kabulünde komik bir uygulama. Giriş kapısında muayene odasına kadar uzun kuyruklar. İçeriye giriyorsun her doktorun odasında üç beş tane hasta tespih boncuğu gibi sıraya dizilmiş. Herkes herkesin bütün hastalığını ve sorununu doktorla beraber dinliyor. Gizlilik kuralları hiç nazari dikkate alınmıyor. Cinsel sorunu olan bir bayanın veya bayın o kalabalık doktor odasında ne anlatacağını düşünebiliyor musunuz?
Yine de her şey yolunda, ameliyat için bıçak parası da ödendi, hastanın ön kontrolü için gerekli ilâç, emar veya film gibi çok önemli ön hazırlıkların hastane dışında fazlasıyla tedarik edilmesi ayrı bir komedi. Bunun çok sakıncaları olabilir, doğruluk yaftasının tanıtım levhası yok. Personelde tasarruf amacı düşüncesiyle refakatçi kabulü ayrı bir dram ve yanlışlık ve aynı zamanda hasta ve hastane açısından çok tehlikeli.
Başka bir dramatik ve komik muayene seansı var ki hastayla doktor arasında gizli kalması gereken bilgileri doktordan başka muayene odasında bulunan herkes duyuyor ve hatta doktora yardımcı olan hastalarda çıkmıyor değil!
Mesela yaarnı ağrıyan ve kulunç şikâyeti olan Haçca teyzenin hontundan sızlama şikâyetine, benzer bir durumu bilmem neredeki hocanın üfürüğü iyi geliyor diyerek doktorun işini kolaylaştıran, hasta müşterilerde çıkmıyor değil.
Hasta yatırıldı ve başarılı bir ameliyattan sonra hasta karnında unutulan ve resmi hizmete mahsus olan ameliyat malzemeleriyle taburcu edilir ve es kaza yaşama devam ederse arkasında hastane masraflarının faturası hastaya gönderilir. Tabi hasta öder, ödemez o onun insafına kalmış, Eğer hasta yaşamına devam ediyorsa!
Bunları eleştiri babından yazarken 40-50 yıl öncesine bakarak çok çok iyi yerde sağlık sektörü. Daha iyi olamaz mı? Elbette herkes ister, ama biz anca bu kadarını beceriyoruz. Daha iyi hizmet mekanizmasını kuruncaya kadar veya öğreninceye kadar sabırlı olmalıyız.
Peki, sağlık sektörü daha iyi hizmet verebilmesi için ne yapması lâzım. Bu işle uğraşanlar nasıl yapılacağını elbet de benden çok daha iyi bilir, fakat neden uygulanmaz?
İşte sorun burada. Çünkü yeni uygulama! Mesela Almanya’daki sistem şu anda en iyi sistem olarak kabul ediliyor dünyada. Yaşamın her safhasında kolaylaştırıcı ve eziyetsiz hizmet, biraz da iyi niyete ve eğitimli personele bağlı.
Son zamanlarda sahte hasta kabulü yapan özel hastaneler olduğunu duyuyoruz. Başka bir olay ki akıllara ziyan, sahte doktor. Gülünç ve skandal derecesinin daha ötesinde bir uygulama, ayıp ve ahlâksızlık. İki olayı ben de yaşadım ve bunu Alman hastalık kasası AOK´nın uyarısı ile öğrenmiş oldum.
Aile doktoru uygulaması en sağlıklı sistem olduğu kadar hasta açısından da çok yararlı olacağına inanıyorum. Fakat şu andaki yapı bunu kaldırabilir mi, bilmiyorum, yalnız bu uygulamada da suistimaller olmayacağının garantisi yok. Çünkü yasalar işlenen suçların çok gerisinde ve hatta bazı cezalar nerdeyse mükâfat yerine geçecek nitelikte.
Mesleğini suiistimal edene meslekten el çektirmeli ve diploması iptal edilmeli. Trafik suçunda nasıl ehliyet iptal ediliyorsa, diploma da pek âlâ iptal edilebilir insan sağlığı mevzubahis ise.
Hastaneler şu andaki görüntüsüyle bir tedavi merkezinden ziyade, başıboş ve kontrolsüz bakterilerin üreme alanı ve pazar yeri görüntüsünde. Tabi hepsi de aynı kategoride değerlendirilmez. Hastanın dışarıdan getirilen yiyecekle beslenmesi ne kadar doğru bunu tedavi eden doktor bilir. Hastanelerin finans problemi olduğu doğru, bilhassa devlet hastaneleri sıkıntıda.
Hastanenin problemsiz ve tartışmasız tek gelir kaynağı olarak, hastane etrafında araba parkları iyi bir gelir kaynağı olabilir. Avrupa hastanelerinde bu uygulama var ve herkes severek bu parklarda az bir para karşılığında hastalarını ziyaret sırasında arabalarını bırakabiliyorlar. Uygulamalı hasta bakıcılığı seçen hemşire adaylarının belli bir ders saatini hastanelerde geçirmesi, hem talebe için, hem de hastanenin harcama gücünü biraz hafifletir. Tabi davulun sesi uzaktan hoş gelir. Problemleri, ihtiyaçları bizler fazla bilemeyiz, bir doktor zamanını ayırır ve kâğıda dökerse bizler de bilmiş ve öğrenmiş oluruz.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .