POMEM Müdürü Varol: “Akan kanın durmasını ve çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını bekliyoruz”

POMEM Müdürü Varol: “Akan kanın durmasını ve çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını bekliyoruz”

05.03.2015

Polis Meslek Eğitim Merkezi öğrencilerine “büyük Resmi Görmek” adlı bir konferans veren Polis Meslek Eğitim Merkezi Müdürü Kasım Varol, terör olaylarının nasıl ve ne şekilde geliştiğini anlatarak, bunun için dünyada öngörülen çözümlerden bahsetti…

KIRŞEHİR Polis Meslek Eğitim Merkezi’nde eğitim programının yanı sıra konferans ve seminerlerle öğrencilere yenilikçi eğitim çalışmaları veriliyor.

Polis Meslek Eğitim Merkezi’nde 4 Mart Çarşamba günü saat 14.30’da Okul Müdürü Kasım Varol tarafından öğrencilere “Büyük Resmi Görmek” konulu konferans verildi.
Bulunduğu coğrafi konum itibariyle 1800’lü yıllardan itibaren değişik yer ve zamanlarda terör olaylarına maruz kalan Türkiye’nin, dünya tarihinde, terörden en fazla etkilenen, jeo-stratejik, jeopolitik ve jeo-ekonomik açılardan büyük birikimleri olan bir ülke olduğunu, Türkiye’nin batı camiası ile bütünleşen, İslam aleminin demokratik, laik ve çağdaş bir üyesi olan, az gelişmiş bir çok ülkenin örnek aldığı bir model ülke olduğunu, zengin ve fakir ülkeler arasındaki farklılığın hızla büyüdüğü dünyada, BM’ye üye 185 ülke içerisinde satın alma gücü paritesine göre gayri safi milli hasılası ile dünyanın 16’ncı büyük ekonomisine sahip bulunduğunu belirten POMEM Müdürü Kasım Varol, bu durumun, bütün dünya uluslarının dikkatini çektiğini ve bu coğrafya üzerinde emelleri olan milletlerin iştahlarını kabarttığını, her geçen gün, gelişmekte ve kalkınmakta olan Türkiye’nin, yıllarca terörün her çeşidiyle demokratik kurallar çerçevesinde mücadele ederek başarılı olan dünyanın sayılı ülkelerinden birisi olduğunu belirtti.
Türkiye’nin, geçmişte olduğu gibi günümüzde de üzerinde ve yakın çevresinde dünya güç dengesini etkileyebilecek tarzda, sürekli ve çok yönlü olarak çıkar-güç çatışmalarına sahne olan, hassas bir bölgede bulunduğunu, bu nedenle öğrencilerin günlük olaylarla değil daha geniş perspektiften bakarak “Büyük Resmi Görmesi” gerektiğini, çünkü Türkiye Cumhuriyeti üzerinde kurulduğu tarihten itibaren “değişik isimlerle” çeşitli oyunların oynandığını ve oynanmaya devam edildiğini, Türkiye’nin kalkınmasını istemeyen güçlerin, sürekli olarak onu siyasi, ekonomik, sosyal, politik ve kültürel yönlerden baskı altında tutmanın yollarını aradığını ifade eden Kasım Varol, toplumun en küçük parçası olan, bireylere kadar inen, bütün ekonomik sorunları çözmeye çalışan, insanın refahını ve toplumun gelişmesini hedef alan kalkınma hakkının, evrensel, devredilemez bir hak ve temel insan haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu ve kalkınmanın temel konusunun birey olduğunu, ayrıca kalkınmanın, insan haklarını kullanmayı kolaylaştırdığını, bu nedenle, ekonomik kalkınmanın ardında, insan öğesine yapılan yatırımların ve genel olarak yaşam standartlarının gelişmesinin bulunduğunu belirten Okul Müdürümüz Sayın Kasım VAROL; Ülkedeki güvenli ortamın ekonomik kalkınma için ana koşul olduğunu, Bir ülkede kendini güvende hissetmeyen sermayenin o ülkeye yatırım yapmasının beklenemeyeceğini kaydetti.
Türkiye’nin 1950’li yıllardan sonra sanayisini ve toplumsal yapısını güçlendirerek eğitilmiş ve uzmanlaşmış yeni insan gücü ile statik toplumdan dinamik toplum sürecine geçmek için başlattığı kalkınma ve güçlenme hamlelerinin, ne yazık ki belirli dönemlerde yaşanan terör olayları sonucu kesintiye uğradığını ifade eden Varol, Türkiye’nin dünyada terörle mücadele eden birçok ülkenin aksine, yıllardır bu mücadelesini demokratik kurallar içerisinde yürüttüğünü ve yürütmeye devam ettiğini ifade etti.
Terörle mücadele eden ABD gibi dünyadaki birçok gelişmiş ülkenin terör olaylarını bahane ederek ve güvenlik endişesi ile bireylerin, toplumun özgürlüklerini kısıtlayabildiğini ve bazı yurttaşlık haklarını askıya alabildiğini, bazı ülkelerin ise terör olaylarının önlenmesi için yatırımları azalttığını, işçi çıkarttığını, hatta kamu harcamalarında tasarrufa gittiğini ifade eden Kasım Varol, “Yıllardır batılı ülkeler tarafından bölgede Türkiye’ye biçilen rol bazı ülkelerin güvenliğini temin etmek ve batının doğuya geçişini sağlayan bir kara parçası olmaktan ibarettir. Türkiye’den ziyade gelişmiş ülkelerin çıkarlarını korumaya yönelik bu yaklaşım biçimi, Türkiye’nin geri kalmasında, sanayileşememesinde ve kalkınamamasında etkili olmuştur. Terör için Türkiye’nin harcadığı para ile 10 adet GAP, 15 adet nükleer santral, 80 adet Atatürk Barajı, 77 adet Boğaz Köprüsü, 87 adet Marmaray ve 87 bin 500 adet okul yapılabilirdi. Batılı ülkeler Türkiye’nin her zaman batının desteğine muhtaç bir ülke olarak kalmasını istemektedir. Oysa bir ülkenin kalkınmasının, sanayileşmesinin, üretiminin, yatırımın, ihracatın yani reel sektörün gelişmesi, ancak toplumsal barışın teminatı ile mümkün olacaktır. Sonuç olarak Türkiye, teröre karşı gösterdiği yüksek duyarlılıklarla ve tüm milli güç unsurlarıyla yaklaşık 30-35 yıldır demokratik kurallar içerisinde terörizme karşı yürüttüğü mücadeleyi kazandı. Meselenin çözümünde dünya tarafından da kabul görecek demokratik bir modeli geliştirdi. Bu modelin geliştirilmesinde Şey Edebali’nin Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda Osman Gazi’ye verdiği ‘Ey Oğul; İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ nasihati etkili olmuştur. Yıllardır Türkiye’de tırmanan tüm şiddet olaylarına ve provokasyonlara rağmen insanı yaşatmanın gerekliliği çözüm sürecinin doğmasını sağlamıştır. Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen bölgeye yayılan çatışma, ölüm ve yıkıma karşı Türkiye’nin elinde barışı, istikrarı temin edecek bir çözüm modeli bulunuyor. Tüm anne ve babalar evlatlarını artık bu şiddet sarmalığı içerisinde kaybetmek istememektedir. Akan kanın durmasını ve çözüm sürecinin başarıya ulaşmasını bekliyoruz” şeklinde konuştu.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .