PETLAS, ÖDÜLÜNÜ ALDI

PETLAS, ÖDÜLÜNÜ ALDI

06.10.2017

Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği Fortune 500’de, TÜPRAŞ birinci olurken, PETLAS 182’nci olmuştu…

Fortune 500 Türkiye listesine giren şirketlere ödülleri düzenlenen törenle takdim edildi.
Kırşehir’in ihracata açılan kapısı olan ve 500 sanayi kuruluşu içerisinde 101’inci sırada yer alma başarısını gösteren Petlas A.Ş., Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği Fortune 500’de, 182’nci sırada yer almıştı.
2 bin 611 çalışanı ile her geçen gün gelişen ve büyüyen PETLAS, 1.005.459.970 TL ciro ile 500 kuruluş arasında 101’inci sırada yer alma başarısını gösterdi.
2016 yılında üretimden yaptığı satışla 965.062.553 TL gelir elde eden Petlas Lastik San. ve Tic. A.Ş., 155.043 dolar ihracat yaptı.
TÜPRAŞ, Türkiye’nin en büyük 500 şirketinin belirlendiği Fortune 500’de, 34,8 milyar liralık net satış geliriyle birinci oldu.
“Fortune 500 Türkiye 10. Yıl Ödül Töreni”nde konuşan Türk Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (TÜSİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik, Türkiye ekonomisinin bu yılın ilk yarısındaki büyüme rakamlarının herkesi memnun ettiğini belirterek, “Ancak memnun olmanın yetmediği, göz kamaştırmamız gereken bir dönemdeyiz. Bunun sırrı da büyüme performansının sürdürülebilir, kaliteli ve sağlıklı bir kompozisyona sahip olmasından geçiyor” dedi.
Erol Bilecik, Türkiye’nin, içinde bulunduğu coğrafyanın getirdiği riskleri ve siyasi belirsizlikleri aşabilecek güce sahip bulunduğuna dair inançlarının tam olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin zor dönemlere girdiğinde akıl, mantık ve sürdürülebilir büyüme odaklı politikaların rehberliğiyle hep ayakta kaldığını ve tekrar yukarıya çıkışı seri şekilde gerçekleştirdiğini belirten Bilecik, ülke ekonomisinin bu yılın ilk yarısındaki büyüme rakamlarının herkesi memnun ettiğini dile getirdi.
Bilecik, şunları kaydetti:
“Ancak memnun olmanın yetmediği, göz kamaştırmamız gereken bir dönemdeyiz. Bunun sırrı da büyüme performansının sürdürülebilir, kaliteli ve sağlıklı bir kompozisyona sahip olmasından geçiyor. Yılın ilk yarısında ekonomiye çok önemli bir ivme verildi. Şimdi bu kazanılmış zamanı kalıcı ve sağlıklı reformları yapmak için kullanmamız gerekiyor. İktisadi olarak alınmış kararlar yeteri kadar etki etmez. Ekonominin yeni yol haritasından en belirgin pozitif etkiyi demokrasi, hukuk sistemi, temel hak ve özgürlük alanlarında kaydedilecek gelişmeler yapacaktır. Ayrıca reformların başarısı için toplumsal desteği pekiştirecek ve Türkiye’nin uluslararası saygınlığını, çekim gücünü ve marka değerini yükseltecek iletişim stratejisine de ihtiyacımız var.”
Erol Bilecik, son dönemde Türkiye ekonomisinin en büyük kazanımının mali disiplin olduğunu vurgulayarak, “Mali disiplini kaybedebileceğimiz bir yola kesinlikle girmememiz gerekir” dedi.
Son yıllarda ülkenin çok talihsiz olaylar yaşadığına değinen Bilecik, “Artık bunları geride bırakmamız ve normalleşmemiz gerekiyor. Bu doğrultuda özellikle yatırımcılara normalleşme sinyallerinin verilmesinin önemli olduğunu vurguluyoruz. Güvenlik ve özgürlükler normalleşmeye dönük olarak birbirini tamamlayan öncelikler. Güven eksikliğini telafi edemezsek, yatırımcıların önüne açık ve net yol haritası koymazsak yüksek büyümeyi sürdürmemiz maalesef mümkün değil. Büyümenin ötesinde, gerçek anlamda kalkınmak istiyorsak ekonominin yanı sıra yargı, vergi, eğitim ve güvenlik dahil olmak üzere kurumlarımızı güçlendirmeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.
Bilecik, son dönemde mali politikaların özellikle dış ticaret açığı, dış borç ve konjonktürel tehditleri göğüslemeye yönelik savunma harcamaları gibi gerekçelerle vergi artışları odağında şekillendiğini belirterek, “Elbette devlet ve toplum arasında güvenlik, eğitim ve sağlık gibi temel ihtiyaçların karşılanması için uygulanan toplumsal sözleşmelerin en önemli ödevi şüphesiz vergidir. Ancak vergi artışları bireysel ve ticari hayatı baskılar. Nihayetinde devletin bütçesi artsa da ekonomik büyümeyi sağlamaz” yorumunu yaptı.
Bilecik, finansal kurumlar için kurumlar vergisinin yüzde 20’den yüzde 22’ye çıkarılmasının dış dünyada dikkati çektiğini aktararak, “Tüm dünyada yatırım çekmek amacıyla vergi indirimine gidilirken Türkiye’de böyle bir artış yapılmasının çok eleştiri alacağımız bir gelişme olacağını düşünüyoruz. Ağırlıklı olarak yabancı sermayenin olduğu sektörde bu tip ani vergi artışları Türkiye’nin yatırım ortamına yönelik imajını da negatif etkileyecektir.” diye konuştu.
Organizasyon kapsamında, “Türkiye Ekonomisinin Geleceği, Riskler ve Fırsatlar” başlıklı bir panel de düzenlendi.
Sabancı Holding Üst Yöneticisi (CEO) Mehmet Göçmen, panelde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin bundan önceki ekonomik düzene adapte olmasının 50-70 yıl aldığını ve bu geri kalmanın bedelinin ekonomik büyüklüklerde yaşandığını söyledi.
Göçmen, “Şimdi iyi olan bir şey var; dünyada kartların yeniden karıldığı, bütün değer zincirlerinin tekrar oluşturulduğu bir dönemdeyiz. Bu yeni dönem bize fırsatlar sunuyor. Bunu kendiişlerimizi daha ileri götürmek ve yeni bir rekabet gücü oluşturabilmek için kullanabiliriz” dedi.
Türkiye’nin genç ve iyi eğitilmiş nüfusuyla, sağlam kurumsal yönetişim yapısıyla yeni dönemde de rekabetçilik avantajını kullanabilecek düzeyde bulunduğunu vurgulayan Göçmen, şöyle konuştu:
“Belki de eskisine göre çok daha ileri gidebilecek bir durumdayız. Yasal yapı, mevzuat, rekabetin tekrar tanımlanması, teknolojinin kullanılması, kurumsal yönetişim modellerinin gelişmesi ve yetenek yönetiminin stratejik bir araç olarak kullanılmasıyla fark oluşturacağız. Şu anda yeteneklerimize dünyadan talep var. Bu dönemde bir Türkiye hikayesi yaratmalıyız. Bu hikayeyi her türlü büyüklükte ekonomik aktörlerin ve sosyal katmanların benimseyerek hayata geçirecekleri yeni bir süreci başlatmalıyız.”
Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül ise Türkiye’nin kişi başı milli gelirde iyi bir noktaya gelse de burada takılıp kaldığını ifade ederek, “Yeni bir hikaye lazım. Eğer buradan yukarı gideceksek bu hikayeye teknoloji, dijitalleşme ve inovasyonu koymalıyız. Mevcut kompozisyonla daha fazla yukarı gitme şansımız yok. Onun için teknolojiyi tabana yaymalıyız.” görüşlerini aktardı.
Yeni açılacak iş sahalarının şimdikilerden farklı olacağına işaret eden Yüngül, grup olarak yapay zeka avukatlığı için 2 kişiyi yurt dışına gönderdiklerini kaydetti.
Ömer Yüngül, melek yatırımcılığın bir sosyal sorumluluk projesi olarak görülüp desteklenmesi gerektiğini dile getirdi.
Limak Yatırım Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Özdemir de yeni nesil insan kaynağının öncekilere benzemediğini belirterek, “Galiba hepimizin Z kuşağı ile ilgili eğitim alması gerekiyor. En büyük değişiklik eğitimde olacak. İstihdam için gereken üretim ile mezunlar birbiriyle uyuşmuyor. Özel sektör, devlet ve üniversiteler neye ihtiyaç olduğu, ne üretileceği ve istihdama nasıl katkıda bulunulabileceği konusunu beraber hesaplamak durumunda” ifadesini kullandı.
Panelin ardından düzenlenen törende, Fortune 500 Türkiye listesine giren şirketlere ödülleri takdim edildi.
Geçen yıl net satışı en yüksek şirket Türkiye Petrol Rafinerileri AŞ (TÜPRAŞ) olurken, Enerji Piyasaları İşletme AŞ (EPİAŞ) ikinci, OMV Petrol Ofisi de üçüncü sırada yer aldı.
Türk Hava Yolları 2016’da Fortune 500 ihracat şampiyonluğunu devam ettirirken, ihracatını en fazla artıran şirket BİLKOM oldu.
Fortune Türkiye 10. Yıl Özel Ödülü TÜPRAŞ’a, Türk Telekom Özel Ödülü Kale Grubu’na, Schneider Electric Pozitif Enerji Özel Ödülü OPET’e verildi.
(AA)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .