Oyuna gelmeyin, yok oluruz…

Oyuna gelmeyin, yok oluruz…

22.12.2016

Kıymetli Kırşehir halkı ve “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi okurları. Biliyorum hepimiz benzer kaygının ve benzer sancının içerisindeyiz. Bu yazımda mecburen yazımı biraz uzun tutacak, sizlerin dili ve sesi olarak, şahsımı günlerdir uyutmayan vatan kaygılarımı titizlikle dile getireceğim. Tarihin benzer acılarını yine yaşatacaklar. Tarihin karanlık günlerini ülkeye ve halka yine dayatacaklar. Biz Türk Halkı uyanık kalırsak eğer, […]

Kıymetli Kırşehir halkı ve “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi okurları. Biliyorum hepimiz benzer kaygının ve benzer sancının içerisindeyiz. Bu yazımda mecburen yazımı biraz uzun tutacak, sizlerin dili ve sesi olarak, şahsımı günlerdir uyutmayan vatan kaygılarımı titizlikle dile getireceğim.
Tarihin benzer acılarını yine yaşatacaklar. Tarihin karanlık günlerini ülkeye ve halka yine dayatacaklar. Biz Türk Halkı uyanık kalırsak eğer, düşmanlar kirli oyunlarında asla başarılı olamayacaklardır.
Tarihin 60-70 ve 80 yıllarını hatırlayın; tüm sağcı ve solcu kardeşlerimizi birbirine kırdırmışlar, binlerce insanın hayatını karartmışlardır. Toplumu birbirine düşürmenin derinlerine; komünizm, faşizm ve din üzerinden öfke ve kışkırtma tohumları atarak, ideolojik kargaşalar yaratmışlardır. Evvela üniversite öğrencileri başta olmak üzere, tüm sosyal ve toplumsal kurumları birbirine kırdırmışlar, sözde ele başları adı altında siyasi ve etnik kanattan bir çok insanı idam etmişlerdir. Bir çok insanı işkenceden geçirmişler, tecavüz etmişler ve bir çok insanı faili belirsiz bir biçimde kalabalıklarda, sokak aralarında, bir başına kurşunlamışlardır.
Darbe ve ihtilal süsü baskısıyla toplumu dışarı çıkma yasağa ile evlerine hapsetmişler, boş ve kimsesiz sokak aralarında pusu kurarak, toplumun refahını ve yaşam hakkını geriye düşürmüşlerdir.
Maraş katliamı, Sivas katliamı, Çorum katliamı gibi tarihin karanlık yıllarında, alevi kardeşlerimize karşı büyük oyunlar oynanmış, binlerce insanı mezhep kavgasına iterek canından, malından ve hayatından etmişlerdir. Kimlerin Alevi olduğunu belirginleştirmek için mahalle evlerinin kapılarına çarpı işareti atılarak, tüm toplum fişlenmiş büyük kıyım yaratmışlardır.
Üniversitelerde, sendikalarda, siyasi partilerde, derneklerde geliştirilen toplumsal kincilik hareketiyle toplum adeta ölüm makinesine çevrilmiş, ülke büyük çıkmazlara sokulmak istenmiştir. Sözde, vatana ihanetten binlerce masum insan idam edilmiş, işkencelerde öldürülmüş, satın alınan katiller tarafından kurşuna dizilmişlerdir.
Son yıllarda ise, toplum üzerinde uygulanmak istenenlerde benzer şeylerdir.
15 Temmuz kalkışma girişimi ise, ileriyi açıkça göstermektedir. İş birlikçilerin yaratmak istediği, İslam felsefesi üzerinden hareketle yaratılmak istenen kaos, toplumu ve toplum önderlerini tarihin tartışmalarına çekmek istemekte, hazırlanmış yeni oyunlarla, herkes fişlenmeye çalışılmaktadır. Kapalı kadınlar, açık kadınlar, Aleviler, Kürtler, sağcılar, solcular, din farklıkları gibi tehlikeli değerler temel alınarak, yeni ve benzer toplumsal kargaşanın girişimleri yapılmaktadır. Ülkemizin gücü sarsılmak istenmekte, ülke önü alınmaz çıkmazlara itilmek istenmektedir.
Böyle bir girdapta uyanık olmak, birbirimize karşı her ne sebepten olursa olsun Türk halkı olarak düşman olmamak, kimsenin siyasi özgürlüğüne karışmamak, siyaset yaparken kinci duygulardan uzak durmaktan, devletimize karşı (bir başka iktidar da olsa) bağlılıktan vazgeçmemek gerekir.
Biz Türkiye’yiz; her türlü etnik ve mezhepten meydana gelmiş, ulusal kurtuluş savaşı mücadelesi vermiş bulunmaz bir milletiz.
PKK, IŞID, FETÖ, PYD, YPG ve benzer düşmanlaştırma gruplarına dahil olmamak; tek yürek, tek vücut olmak, hep birlikte halk olmak, vatan olmak durumundan öte mecburiyetimiz yoktur. Yaşayacağımız bir başka ülke yok. Gafillere ve hainlere karşı uyanık olmak, halkın ve ülkenin çıkarları için gerekirse, içinde bulunduğumuz tüm toplumsal ve siyasal mekanizmalarda ülkenin birliğinin açıkça haykırmalı, toplumsal çalışma ve katılımlarını yapmalı, elimizi masaya vurmalıyız.
Zira bir bir gidiyor çocuklar…
Nereye gittiklerini bilerek. Yüreklerindeki yurtseverlik ve halkına olan inançlarıyla. Korkmadan, kar boran ve tipi yüklü bir mevsimle. Giderken üşüyen elleri, hasretle atan kalpleri, tetikte bekleyen parmaklarının zonklayan sinir uçlarıyla. Islanmış ayakları, buza kesmiş bedenleri, parkalarının cebinde taşıdıkları yar kokusu, ana feryadı, babalık duygularıyla. Gitseler, Artlarında bıraktıkları dul, yetim, oğulsuz anne su lietleri; kalsalar yurtsuz, kalsalar vatansız olacaklar.
Kahreden gitmeleri değil, kahreden Artlarında bıraktıkları gittikçe büyüyen ölüm. Kahreden geride bıraktıkları bir halkın umutsuzluk içinde kalışı. Giderek sivrilen terör, düşmanlaşma, kutuplaşma, doğunun tampon bölgesinde tehlike altındaki hudutlar, metropol patlamaları… Yeryüzünde anıları, gökyüzünde ruhlarıyla huzur içinde, biliyorum uyuyamaz bizim çocuklar.
Ülkenin şehirleri, kasabaları, vardiyaları, köyleri aynı ezgi ile büyüyen anne çığlıkları, omuzları hıçkırıklar ile sarsılan babalar, sevdaları pusuya düşmüş yar kalabalıkları. Tabutlara acılı bakışlarını çivileyen çocukların gözü yaşları. Nereye yürüsek aynı acı, nereye yürüsek aynı yalnızlık ve nereye yürüsek aynı ölüm. ”Güle güle şehidim” cümlesinin çaresizliğiyle kalıyoruz. Yaşamdan ölüme uzanan bu koridorda tükeniyoruz.
Kendimi bildim bileli; ölüm susmuyor bu ülkede. Kendimi bildim bileli yönetim hatalarının bedelini ölümlerle ödüyoruz. Sokakta ölüyoruz, grevlerde ölüyoruz, mitinglerde ölüyoruz, asker olup ölüyoruz, polis olup ölüyoruz. Sağcı olup ölüyoruz, solcu olup ölüyoruz. Türk’üz diye ölüyoruz, Kürt’üz diye ölüyoruz, Alevi’yiz diye ölüyoruz, Ermeni’yiz diye ölüyoruz. Dahası büyükelçiyiz diye ölüyoruz. Birilerini siyasal oyunlarını dengede tutmak için ölüyor, öldürüyoruz. Bir bir intikamın peşine düşüyoruz. Ne çok oğul, ne çok evlat verdik bu ülkeye. İdamlardan, ihtilallerden, çetelerden, kontrgerillalardan, terörden, pusulardan, suikastlardan geçiyor ömrümüz. Nereye dokunsak yaralıyız, nereye dokunsak kanıyoruz.
Lakin bu ülke çok tarih gördü. Bu ülke tarihin ilmiğine asılmış çok hain gördü.
Bu ülke hak edene o haklı unvanı her zaman verdi. ”Vatansever.”
Ve bu ülke bir kez daha gömecek acıları toprağa. Bir kez daha şerefsizlik madalyasını takacak oyun oynayan, kurgu kuran tüm hainlerin yakasına. Ülke acılar içine büyürken sermaye odalarında halkı tartanlar onursuzluklarıyla gidecekler bir gün.
PKK’yı, IŞID’i, FETÖ’yü, tüm hain unsurları şımartanlar şerefsizlikleriyle anılacak.
Türkiye yılmayacak, yorulmayacak, susmayacaktır. Tüm etnik gruplarıyla ölüm ve oyunlara karşı kardeşçe, barış içinde yaşayacaktır.
Şehitlerimize saygımız, vatana bağlılığımız varsa biraz, dik durur, onurlu olur, düşmanlaşmayı ve düşmanları asla aramıza almamalıyız.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .