ÖTÜCÜLÜK

ÖTÜCÜLÜK

20.02.2016

Ötmek tabiri genellikle kuşlar için kullanılan bir deyimdir. Kırşehir’de tanıdığımız ve memleketimizde bulunan pek çok ötücü kuşlar vardı. Vardı diyorum, şimdi yok oldu. Nesilleri tükenenlerde olsa kıyıda köşede ve insanların yetişemediği dağ köşelerinde hâlâ yaşamını sürdüren kuşlar olsa da fazla koruduğumuz için onlarında nesli tehlikede. Biz korumayı silahla yaptığımızdan dolayı, koruduğumuz hayvanları avlayarak her halde […]

Ötmek tabiri genellikle kuşlar için kullanılan bir deyimdir. Kırşehir’de tanıdığımız ve memleketimizde bulunan pek çok ötücü kuşlar vardı. Vardı diyorum, şimdi yok oldu.
Nesilleri tükenenlerde olsa kıyıda köşede ve insanların yetişemediği dağ köşelerinde hâlâ yaşamını sürdüren kuşlar olsa da fazla koruduğumuz için onlarında nesli tehlikede.
Biz korumayı silahla yaptığımızdan dolayı, koruduğumuz hayvanları avlayarak her halde daha fazla öldürüyoruz.
Bunlarda keklik denen bir kuş vardı ki, (vardı ki diyorum şimdi oda yok çünkü bu güzelim hayvanın neslini bitirdik), bazı süs hayvanları satıcılarında kafes içinde yaşıyorlar, güzelliği ile âşıkların yavuklusuna asırlar boyu yaktığı türkülere redif olmuş. Tempolu ötüşü ile boğazında gerdanlığı ile ayağının kınalılığı ile tanrının güzellik modeli harikası.
İnsan ve doğa yaşamına hiç mi hiç zararı olmadığı gibi pek çok yararları vardır. Tarıma zarar veren böceklerle beslenen bu kuşun nesli tükenmek üzere ve bazı bölgelerde tamamen bitmiş durumda. Kenelerin son zamanlarda sık sık insanları öldürmesi, bu kuşların neslinin azalmasına bağlıyorlar uzmanlar. Keneyle beslenen kuşların azalmasıyla kene artışı hızlanmış ve insanlar için tehlikeli olmaya başlamış.
Saka, bülbül ve onlara benzer göçmen kuşlar zaten artık memleketimize uğramaz oldu.
Niye uğrasınlar ki onların barınacağı bir yer ve yeşillik kaldı mı ki uğrasın?
Kırşehir’in kırk sene önceki halini bilenler pek kalmadı, İkizarası’nda talebeliğimiz zamanında bin bir türlü kuş sesleri arasında ders çalıştığımız günler artık çok uzaklarda kaldı. Kuşların barınaklarına iki ayaklı kuşlar tünedi. Doğa içerisinde yaşayan misafirleriyle güzel, kuşlar, kurtlar, doğada yaşayan bütün hayvanlar, doğayı süsleyen canlılardır. Fakat o alanda da güçlü olan ayakta kalanlardır, eli silahlı hâlâ kırlarda dolaşan insanlar var ne aradıkları merak konusu, kuş katliamının adı da spormuş, neresi sporsa. Çünkü avlayacak tek canlı kalmadı artık. Ara sıra tilki görüyoruz oda her halde kurnazlıklarından kıyıda, köşede saklanarak yaşam mücadelesi veriyorlar.
Domuzdan çok bir şey kaldı mı avcılarımız sayesinde, oda biterdi de çok ürediği için aradaki farkı kapatıyor.
Bir de üfürükle öttürülen nefesli müzik aletleri vardır. Enstrümanlar arasına giren ve ahengiyle öttürülürse ruhları ferahlatan çok güzel sesleri vardır. Tabi ustasının elinde olursa. Ama kaide ve usulünü bilenin elinde olursa dinleyeni mest eder, şamataya renk katar. Ama ustasının elinde olmaz ise dinleyene ızdırap verir. Ne dediğini bilmeyen politikacılar gibi.
Ötmeden nerelere geldik?
Ötmeyi argo lisanına sokan sokak kültürü deyimi de değişik ifadeler arz eder. Suçlunun “karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar” deyimine eş değer olarak halk arasında itiraf etti sözüne karşılık “öttü” deyimi çokça kullanılan terimdir. Suçlu suçunu kabullenmemekten ısrar ederken bazen birden bire yüreğine ilham gelir ötmeye başlar. Bu politikacılarda çok sık görüldüğü gibi yerlerinden her hangi bir şekilde uzaklaştırılan kuşlarda, ellerinde yağlı makam alınınca geride kalan arkadaşlarını başlar gammazlamaya. Horozlanıp cılız sesler çıkararak başlar ötmeye. Bu tip insanlar basiretsiz ve korkak yaradılışa sahip ve vatan millet yaygarasında artık bir menfaat elde edemeyeceğini anlayınca kıkırdarlar.
Biz bilmem hangi suçu veya hırsızlığı beraber yaptık falan gibi. Ne kadar haysiyetsiz ve korkakça yapılan itiraf ötmesi değil mi?
Bir insan doğru olabilir, o doğruluğun derecesi ve kriterleri de belli değil, her insana göre doğruluk ölçüsü değişiyor. Biri çalması gerekirken hepsini değil de kendisine yeteri kadarını çalana da, deveyi hamuduyla yutana da “götürdü!” diyorlar.
Devletin en üst düzeyinde görev al ve sana bağlı olan her hangi bir kamu kurulunun başındaki adamı, bulunduğu şehri parselleyerek sattığını bil ve bunu görevdeyken çık açık açık söyle ve sonra da siyaseti bırakınca tek tek anlatacağım de. Sonra da soğukta kalmış öksüz çocuk gibi boynunu bükerek beni affedin dercesine halkın önüne çık, “yol arkadaşlarım şu şu yolsuzlukları yaptı, bunlardan benim haberim vardı!” de.
Kusura bakma ağam öyle küllükte ayrılanı kolay kolay istediği gibi öttürmezler. Her horoz kendi küllüğünde öter, sen o küllükte uzaklaştırıldın. Erken öten bazı zatların dilini boğazına tıkarlar, aynen siz zat gibi. Eski abilik suya düştü, öküz öldü ortaklık bitti. Kahrolsun eski kral, yaşasın yeni kral.
Bu işler böyledir sayın zatım işin bitti, en iyisi torunlarınla ihtiyarlığın tadını çıkartmaya bak. Bu memleketi idare edecek sizden başka çok zatlar bekliyor sıradan. Formatlanan siyasi konvektörde bir zat değil birçok zat küllükten uzaklaştırılmıştır. Ama avazı çıktığı kadar konuşan tek zat sizsiniz, diğerleri sadece kikikliyor.
Güven ve huzur içinde ol, bıraktığın harabe küllükte, akortlu ve ahenkli ötenler elbet bulunur. Ankara’da adet böyledir, çirkini oynatırlar güzeli de söyletirler.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .