Ortadoğu…

Ortadoğu…

09.01.2020

Ortadoğu coğrafyası tam bir kaos içerisinde, her bir yerinden kan kokuları yayılıyor etrafa. Şiddetini her geçen gün biraz daha sertleşerek artıran terör Irak, Suriye, Libya derken İran’a da yayıldı. Deyim yerindeyse terör kana doymuyor. Ortadoğu coğrafyasında güven yok, huzur ve sükûnet ise bozulmuş durumda. Yerleşim yerlerinde ölüm adeta kol geziyor, yaşamak sanki tam bir mucize. […]

Ortadoğu coğrafyası tam bir kaos içerisinde, her bir yerinden kan kokuları yayılıyor etrafa. Şiddetini her geçen gün biraz daha sertleşerek artıran terör Irak, Suriye, Libya derken İran’a da yayıldı. Deyim yerindeyse terör kana doymuyor.
Ortadoğu coğrafyasında güven yok, huzur ve sükûnet ise bozulmuş durumda. Yerleşim yerlerinde ölüm adeta kol geziyor, yaşamak sanki tam bir mucize. Bu bölgede yaşayan Kürtler, Araplar, Türkmenler yani tüm halk korku ve panik içerisindeler. Zaten birçoğu tek kurtuluş reçetesini Türkiye’ye kaçarak kurtulmak olarak görüyor.
Maalesef bu bölgeler yıllarca teknolojiden yoksun bırakılmış, bilimden uzak tutulmuş, adeta karanlığa mahkûm edilmişlerdir. Bu gün küçük gruplar halinde eline silahı alan etrafına ölüm saçmakta ve bölge insanı silahların gölgesinde yaşam mücadelesi vermektedirler. Ortadoğu maalesef kendi kaderini tayın edememektedir.
Başta ABD olmak üzere özelikle de Rusya ve Avrupa birliği ülkelerinin bölgeye barış ve huzur getireceği umudu yaşanmaktadır. Ancak bu ülkeler yani emperyalist ülkeler barış ve huzur getirmek yerine bölgede çatışma ortamı hazırlamış, savaşın parçası olmuş, güven ve huzurun yok olması için de zemin hazırlamışlardır. ABD’nin İranlı bir üst düzey askeri Bağdat ta öldürmesi bunun en belirgin örneğidir.
Bugün itibarıyla, Ortadoğu da yaşamak mucizelere bağlı hale gelmişse bunun sorumlusu elbette ki emperyalist ülkelerin yayılmacı politikalarından kaynaklanmaktadır. Amaçları ise bu bölgenin zengin yeraltı kaynaklarının en belirleyici etken olmasıdır.
Tabii ülkemizde birçok sorunlar yok değil, iktidar bu sorunları çözüp insanımıza onurlu bir yaşam ortamı hazırlayacağına, Ortadoğu coğrafyasının birçok yerinde meydana gelen olaylara zaman ayırmakla meşgul olmuştur. Aylarca, Suriye’nin içişleri ile uğraşmak, Suriye’ ye asker göndermek gündemimizi oluşturmuş, şu ana kadar Suriye de ne güven ne de huzur sağlanabilmiş değildir.
Şimdi de gündemimizde Libya var. Libya ya Türk askeri gönderilecek, orada mevcut üç parçalı bir yapılanma oluşmuş durumda ve halen çatışmalar devam ediyor. Ölümün adeta kol gezdiği, Libya da askerimiz görev yapacak, nasıl bir görevse anlaşılır gibi değil. Bilinmelidir ki savaş demek silah demek, kan demek, ölüm demek olduğu unutulmamalıdır. Bunun başka türlü izahatı da yoktur.
Oysa Mustafa Kemal Atatürk “Yurtta sulh Cihanda sulh” diyerek mecbur kalmadıkça savaşın her türlüsüne karşı çıkarak, barıştan yana tavır koyduğu unutulmamalıdır.
Ortadoğu artık sözün bittiği yere gelmiş durumda desek yanlış olmaz. Kullanılan silahlara baktığımızda ABD ve AB ülkelerinde üretilen silahlar olduğunu zaten ulusal basında yazıp çiziyor. Demek ki silah tüccarları savaş oyunlarını sahneye koyup sonrada kenara çekilip localarında izlemektedirler. İyi ama ölen bunca canların, yerlerinden, yurtlarından sürülen insanların hesaplarını kim verecek!
Umarım sağduyu egemen olur, bu topraklarda ezilen yoksul halkın canları daha fazla toprağa düşmez. Barış ve kardeşlik adına huzurlu bir haftayı yaşamak dileğiyle sağlıklı kalın.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .