Ölüm sunmayın ülkeme

Ölüm sunmayın ülkeme

23.07.2015

Bu ülkede hiçbir şeyin yaşamaya hakkı yok. Bu ülkede depremlerle geçiyor zaman. Bu ülkede kuşundan ağacına, ormanından insanına her şey yaralı. Ve zirvedekiler sağır. Bu ülkede çocuklar tedirgin, bir bombanın gürültüsüyle uyanan kuşlar kaygılı, börtü böcek şaşkın, nereye konsalar pusuya düşer baharları. Kırşehir’de huzur, sükunet, sessizlik, bir arada yaşam oldukça görkemli. Barış içinde kucaklaşıyor insanlar. […]

Bu ülkede hiçbir şeyin yaşamaya hakkı yok.
Bu ülkede depremlerle geçiyor zaman. Bu ülkede kuşundan ağacına, ormanından insanına her şey yaralı. Ve zirvedekiler sağır. Bu ülkede çocuklar tedirgin, bir bombanın gürültüsüyle uyanan kuşlar kaygılı, börtü böcek şaşkın, nereye konsalar pusuya düşer baharları.
Kırşehir’de huzur, sükunet, sessizlik, bir arada yaşam oldukça görkemli. Barış içinde kucaklaşıyor insanlar. Ülkenin dört bir yanından üzerimize düşen ölüm bulutları ise üzüyor, kahrediyor beni. Ölen çocuklar, polisler, askerler, her kimse yitenler, bu kadar öfkeli kılacak ne yaptılar size?
Kan kokuyor her yer. Her yer öfke kokuyor. Güvercinler ölüme uçuyor adeta. Bir ölüm azgınlığı koparıp alıyor aramızdan bir bir yurttaşlarımızı.
GEZİ’de, SURUÇ’ta , ULUDERE’de ölenlerin acısına sevinen içsiz bir topluma dönüşmek ne acı. DOĞU’da şehit düşen polis ve askerlerimize sevinen bir başka içsiz toplumun kaygısını zaten anlamıyorum.
İşte Urfa’da bir Kırşehirli polisimiz de şehit edildi. Baba ocağına ateş düştü. Bu tür vahşetleri kimse kabul edemiyor, olacak şey değil.
Bir ülke bir bir koparılıyor; bir arada yaşamdan, barıştan. Hep bir aldanışın ardına düşüyoruz. Şunu görmek istemiyoruz, bu ülke bizim, bu ülkede yitenlerde. Yıllardır yitenlerin sayısı az değil ve sözde barışı tesis etmek adına girişilen silahlanma, cinayet ve katletme bir yere getirmedi hiç bir zaman ülkeyi. Barışa öldürerek varılmıyor, anlıyor musunuz?
Ben halkımı seviyorum. Ben bu ülkede bir tek kuşun dahi ölmesini istemiyorum. Bir tek zeytin dalının kırılmasını. Lanetlenmiş bir toplumun ölüm ülkesi olmasını ise asla istemiyorum. Bunu istemek, çürümektir. Bunu istemek kokuşmaktır. Bunu istemek namussuzluk. Bunu istemek şuursuzluk, ruhsuzluktur. Bunu istemek vatan hainliğidir. Bu yüzden çok bilmişlerin galeyanıyla hiçbir bireyin kendi toplumuna namlu çevirmesi akıl alır gibi değildir. Kravatlı plancıların, Amerikan uşaklarının çevirdiği oyunda lütfen ölüm tetiğine dokunmayın. Öfkeye kapılmayın. Daha çok barışın, daha çok kucaklaşın, hiç değil geleceğimiz için.
Neylerseniz eyleyin. Biliyorum adam olmayanların ve arsızların sayısı az değil aramızda ve tepemizde. Bil hassa ülke kaynaklarını sömürerek ceplerinde şişkin cüzdan taşıyanlar. Ne deyim, sizlere ruh sağlığı diliyorum.
Çok bilmeye, çok konuşmaya ve entelektüel gevezelik yapmaya gerek yok. Bu ülkede ki ölümlerden herkes sorumludur.
Kolay mı sanıyorsunuz paramparça ağaçlarda asılı kalmak?
Kolay mı gencecik yaşta yitip gitmek?
Şehitler ölüyor işte ölmez dediğiniz, vatanda bölünüyor.
Oysa ölüm bütün topraklarda aynı acıdır , bütün annelerin ağıtları aynı anlama gelir.
Bir kez daha söylüyorum, barışa öldürerek varılmaz. Bildiğim tek büyülü cümle, daha çok barış.
Bu ülke bizim, bu ülkede öldürülenlerde.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .