İlk salnâmeden 126 yıl sonra ‘KIRŞEHİR ANSİKLOPEDİSİ’

İlk salnâmeden 126 yıl sonra ‘KIRŞEHİR ANSİKLOPEDİSİ’

22.02.2016

OLAYLAR ve GERÇEKLER… İlk salnâmeden 126 yıl sonra ‘KIRŞEHİR ANSİKLOPEDİSİ’ İçinde bulunduğumuz Şubat ayının ilk hafta sonu Kırşehir tarihî günlerinden birini daha yaşadı. İstanbul’daki Kırşehirli akademisyenler, hemşehriler ve Kırşehir sevdalıları bir araya gelerek gerçekleştirmek için ilk adımını attıkları dev bir kültür projesini tanıtmak üzere Kırşehir’e geldiler. Projenin idare heyeti üyesi olarak benim de İzmir’den katıldığım […]

OLAYLAR ve GERÇEKLER…

İlk salnâmeden 126 yıl sonra ‘KIRŞEHİR ANSİKLOPEDİSİ’

İçinde bulunduğumuz Şubat ayının ilk hafta sonu Kırşehir tarihî günlerinden birini daha yaşadı. İstanbul’daki Kırşehirli akademisyenler, hemşehriler ve Kırşehir sevdalıları bir araya gelerek gerçekleştirmek için ilk adımını attıkları dev bir kültür projesini tanıtmak üzere Kırşehir’e geldiler. Projenin idare heyeti üyesi olarak benim de İzmir’den katıldığım dolu dolu bir programla iki gece, üç gün Terme Grand Otel’de ağırlanan kültür elçileri Cumartesi günü Vali Necati Şentürk ve Milletvekili Salih Çetinkaya’nın da katıldıkları toplantıda hazırlamakta oldukları her biri 500 sayfadan oluşacak 5 ciltlik “Kırşehir Ansiklopedisi”ni tanıtmanın heyecanını salonu dolduran Kırşehirlilerle paylaştılar ve 32 sayfalı örnek fasikülü davetlilere sundular.
Kırşehir Valiliği ile Kırşehir Belediyesi’ne “Kırşehir Ansiklopedisi”nin hazırlanmasında görev alanların Grand Otel Terme ve Kütük Ev’de ağırlanmasında, Kırşehir’in tarihî ve turistik yerlerin, gezip görmelerinde gösterdikleri yakın alâkaları nedeniyle teşekkür etmeyi borç biliyoruz. Toplantıda konuşulanları “Kırşehir Çiğdem”de çeşitli kalemlerden okumuşsunuzdur. Bu nedenle toplantıyla ilgili ayrıntıları konuşmayacağım. Heyetimize rehberlik yapan Belediye görevlisi Sadi Manav’a gösterdiği sıcaklıktan dolayı özellikle teşekkür etmek istiyorum.
Resmî kalıpların dışına çıkamasalar da bir çeşit ansiklopedi sayılabilecek vilâyet salnâmesiyle Kırşehir ilk defa bundan tam 126 yıl önce tanışmıştı, ancak o salnâmenin bir parçası olarak… Hicrî 1320, Milâdî 1890 yılında Ankara vilâyetine bağlı bir sancak olan Kırşehir ile ilçeleri Keskin, Avanos ve Mecidiye (Çiçekdağı), nahiyeleri Hacıbektaş ve Mucur yer almıştı. 269 sayfalı Osmanlıca salnâme Kırşehir’den başka Kayseri, Yozgat ve Çorum sancaklarına ait çeşitli bilgileri de kapsıyordu.

1993 YILLIĞI’NDAN ADIMI SİLDİREN KİŞİ
HÂLÂ BOZGUNCULUK PEŞİNDE…

1924 yılında il olan Kırşehir’de salnâmenin yerine geçen ilk yıllık Cumhuriyet’in ilânından 43 yıl sonra Vali Mithat Saylam’ın yeğeni Namık Sezgin’in valiliği döneminde “Kırşehir İl Yıllığı / 1967” adıyla yayınlanmıştır. Bu yıllık çıkarıldığında Cevdet Sunay cumhurbaşkanı, Süleyman Demirel başbakan, Dr. Faruk Sükan içişleri bakanı idiler ve yıllığın ilk sayfalarına resimleri konulmuştu. Yıllığın çıkarılması için Muzaffer Mermer, Arif Başar ve Ortakları, Mehmet Ali Ökse, Hüseyin Aktaş, Mehmet Gülten, Orhan Çopuroğlu, Cevat Coşkuntuna, Yahya Selçuk ve Kardeşleri, Sadettin Doğangün, Şükrü Tanca ve Kardeşleri, Ali Rıza ve Muammer Ekinci Kardeşler, Ünallar Otobüs İşletmesi, Mümtaz Nail Gürses, Eşref Karakaya, Kâmil Yükselen, Mehmet Atabey, Ahmet Gümüş, İki Kardeşler (İbrahim ve Ahmet Ülgen) reklâm vermek suretiyle destek sağlamışlardı.
İkinci Kırşehir yıllığı “Cumhuriyet’in 50. Yılında Kırşehir – 1973 İl Yılllığı” adıyla çıkarılan en kapsamlı yıllıktı. En başa Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk’ten sonra Vali Mustafa Bezirgân’ın resmi yerleştirilmişti. Nedense başbakanın resmine yer verilmemişti.
Cumhuriyet’in 70’inci yılında çıkarılan “Kırşehir-1993” adlı il yıllığını kavgalı gürültülü valilik yapan ve bu gün hayatta olmayan Neşet Kanyılmaz hazırlatmıştı. Yıllığın ilk sayfalarında Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Tansu Çiller, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ve Vali Neşet Kanyılmaz’ın resimleri bulunuyordu. Bakan Gazioğlu’nun gülerken çekilmiş resminin yıllığa konulmasını “Kırşehir Çiğdem”de sert bir şekilde eleştirmiş ve bunun İçişleri Bakanı’nın ciddîyetiyle bağdaşmadığını savunmuştum. Bir de yıllığın hazırlanmasına katkıda bulunduğum halde her nasılsa hazırlama komisyonuna alınmış biri Ankara’daki matbaaya kadar giderek yıllığın künyesinden adımı sildirmişti. İçişleri Bakanı’nın gülen pozdaki resmini eleştirdiğim yazımda bu kişiye de lâyık olduğu dersi vermiştim ki aynı kişinin bu gün hâlâ bozgunculuğu sürdürdüğünü, o gazete senin, bu gazete benim kapı kapı gezerek gazetelerin oluşturduğu birliği dağıtmaya çalıştığını öğrendim.

PROF. İLHAN ŞAHİN CEVAT HAKKI’YI YAŞATIYOR

Elimizdeki son Kırşehir yıllığını hükûmetin girişine güvenlik duvarı ördürme hatasıyla halktan tepki toplamış olmasına rağmen adı unutulmayacak valiler arasına girmiş olan M. İrfan Kurucu Cumhuriyet’in 75’inci yılı dolayısiyle 18 yıl önce 1998 yılında yayınlatmıştı ve “Kültür Şehri Kırşehir” adını taşıyordu. Bu yıllığın ilk sayfalarında yine Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Başbakan Mesut Yılmaz ve Vali M. İrfan Kurucu’nun resimleri yer almıştı.
Saydığımız salnâme ve yıllıklardan sonra geniş kapsamlı “Kırşehir Ansiklopedisi”nin hazırlanması Kırşehir kültür tarihine geçecek önemli bir olaydır. Tabiî ki Cevat Hakkı Tarım üstadımızın 1960 yılında ilk fasikülünü çıkardığı, ancak arkasını getiremediği “Kırşehir Ansiklopedisi”ni anmamak vefasızlık olur. Ama Prof. Dr. İlhan Şahin hocamız Kırşehir’in tarihine yönelik çalışmaları ve “Kırşehir Ansiklopedisi” girişimiyle Cevat Hakkı Tarım’dan boşalan yeri şimdiden doldurmuştur.
İstanbul heyetinde yer alanlardan Kırşehir’in yetiştirdiği değerli bürokrat Burhan Ulutan’ın eşi Türkân hanımefendi özellikle Terme Kaplıcası’ndaki ve Hirfanlı Barajı bölgesinde bulunan Toklumen köyündeki geziler sırasında eşinin hizmetlerinden söz edildikçe duygulanıyor, gözleri buğulanıyor, merhum eşinin kıymetinin anlaşılamamasından duyduğu üzüntüyü dile getiriyordu.
Grand Otel Terme’deki toplantının sunumunu yapan Yard. Doç. Dr. Erol Ülgen de her plâtformdaki konuşmaları ve esprileriyle sempatisini arttırdı. Ben de kendisine birkaç kere “Erol Bey, Şemsi abiden boşalan İstanbul’daki hemşehrilerimizin değnekçisi artık sensin” diye takıldım.
Bazen Şevket Güner ve Murat Seyitgazioğlu ile, bazen de yalnız dolaşırken Kırşehir’i tanımakta güçlük çektiğimi itiraf ediyorum. Ahi Evran Üniversitesi’nin getirdiği hareketi bir tarafa bırakırsak eski Kırşehir giderek kaybolma sürecine girmiş. Özellikle Özbağ, Kındam, Üçgöz, Hızırağa, Dinekbağı gibi belli yerler dışında yeşil yer kalmamış gibi. Eski Ekizarası’nın yerinde oluşturulan Kent Park büyük şehirlere özentiden başka bir şey değil. İmar ediyorum derken yeşil dokuyu yok etmenin Kırşehir’e hizmet etmekle bağdaşmadığı söylemek haksızlık olmaz. Üzüntüyle ifade edeyim ki İzmir’e dönerken Kırşehir’i özlem duygusunu artık kaybetmiştim.

——————————————–

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…

Av. AHMET ŞÜKRÜ TAŞKIN’IN ANILARI (11)
ZİRAAT BANKASI, TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ,

ET ve BALIK KURUMU ARASINDA SIHRÎ HISIMLIK VARDIR

İbret levhası olur dile kaleme aldığım bu olay aynen olmuştur.

İnsanlar arasında hısımlık denilince hemen akla iki çeşit hısımlılığın varlığı gelir: Kan hısımlılığı ve sıhrî hısımlılık. Kan hısımlığı aynı kandan gelen, eski tâbirle usul (asıllar), füruğ (aynı asıldan türeyenler) olarak bilinir. Sıhrî hısımlılık ise sonradan evlenme ile oluşan hısımlılıklar ki işte kayın baba, kayın kardeş, yenge-görümce, baldız ve benzeri hısımlılıklardır.
Devlet dairelerinde de böyle hısımlılıklar oluşur. Hemen “Olur mu böyle şey?” demeyin. Olur efendim, olur. Hemen hemen hepimiz gittiğimiz her yerde yolumuz, ya da işimiz bir Ziraat Bankası şubesine düşse gözümüz Mithat Paşa’nın büyükçe bir fotoğrafına takılırdı. Neden bu zât-ı muhteremin her şubede resminin olduğu üzerinde durmayız. Ya da “İşte efendim, Ziraat Bankası’nın kurucusu imiş de onun için” der, geçeriz.
Bence Mithat Paşa’nın fotoğrafının sadece Ziraat Bankası şubelerinde değil, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin, hattâ Et ve Balık Kurumu’nun şubelerinde de olması gerekir. Zira Ziraat Bankası ile Toprak Mahsulleri Ofisi ve Et ve Balık Kurumu arasında bir sıhrî hısımlılık vardır da ondan. Şöyle ki:
Efendim, Mithat Paşa padişahlık döneminde Tuna valisi iken ziraî faaliyetlerin dağınıklıktan kurtulup el birliği altında bu faaliyetlerle uğraşanların bir sandık kurmalarını ve bu sandığa aidat ödeyerek sermaye biriktirip daha cesur bir dayanışma hâlinde icraî faaliyetlerini sürdürmelerini kapsayan bir düzen kurma yoluna girer. Bu yüzden de başına pek çok dertler açar. Bu düşünüş batıdaki kooperatifçiliğin bizde bir başka anlayış ve isim değişikliğidir. Zamanın padişahı “Bunun ucunda sinsi bir faizcilik vardır. Bu da dine aykırıdır” diye Paşa’ya hasım kesilir. Ama sandık yine de kurulur. Cumhuriyet’ten sonra da bu sandığın adı bugünkü hâline dönüşerek T. C. Ziraat Bankası olur.

ZİRAAT BANKASI’NDAN OFİS, OFİS’İN
BÜNYESİNDEN DE ET ve BALIK ÇIKTI

İkinci Dünya Savaşı’nın arefesinde devlet elde edilen toprak ürünlerinin kontrol altına alınması ve de daha bol ve kaliteli mahsul elde edilmesi için Ziraat Bankası bünyesinde bir daire ihdas ederek bu günkü Ofis’in temelini atar.
İkinci Dünya Savaşı’nın ilk yılında da kendi nüfusuna göre büyükçe bir ordu beslemek zorunda kalan devlet idarecileri Ziraat Bankası bünyesindeki bu birimi bankadan ayırıp bağımsız bir kurum hâline getirir ve Toprak Mahsulleri Ofisi adıyla yurdun her tarafından şubelerini açar. Bu durumda Ziraat Bankası Ofis’in sıhrî babası konumuna gelir. Böylece Ziraat Bankası derin bir “Oh be! Şu memur fazlalığından da kurtuldum” diye derin bir nefes alır.
1950’li yıllara kadar Türkiye’de margarin denilen sun’î yağın adı bilinmezdi. Ben Toprak Mahsulleri Ofisi’nde memur iken (ki Ofis o tarihte sonradan Yüksek Plânlama Teşkilâtı’nın faaliyet göstereceği yerde ve Ticaret Bakanlığı da onun tam karşısında idi) ilk defa margarin sanayii kuruldu. Tabiî ki bu pek hoş karşılanmadı. O tarihe kadar sadece nebatî yağ olarak pamuk çiğitinden elde edilen yağ biliniyordu ki o da hiç tutulmazdı.
Bu kez de bu margarin atılımının bir disiplin altına alınması için de üç tarafı denizlerle çevrili bulunan Türkiye’deki deniz mahsullerinin değerlendirilmesi ile ilgili bir sektöre gereksinim duyuldu. Bu sektör aynı zamanda dünya piyasasındaki et, balık ve yağ konjonktürünü de yakından takip ederek iç ve dış piyasayı bir âhenk içinde takip ve intaç etmesi amacı ile Ofis bünyesinde bir Et, Balık ve Yağ Müdürlüğü kuruldu. Bir süre sonra bu müdürlüğün de kendisine yüklenen görevi böyle dar bir kadro ve mekânda başaramayacağı kanaatine varılarak bu günkü Et ve Balık Kurumu kurulmuş oldu. Bu kez de “Oh be! Kurtuldum şu gereksiz memur yığınından” demek sırası Ofis’e gelmişti. İşte böylece Ziraat Bankası Ofis’in babası, Et ve Balık Kurumu’nun da sıhrî dedesi olmuş oldu.

———————————————–

ZAMAN TÜNELİ

60 YIL ÖNCE KIRŞEHİR

Hazırlayan: DURSUN YASTIMAN
Kaynak: KIRŞEHİR SESİ Gazetesi
———————————————–

Şiddetli fırtına hasar yaptı

6 Nisan Cuma Sabahı başlayan çok şiddetli fırtına şehrimizde birçok zarar yapmıştır. Bu meyanda iki evin çatılarını uçurmuş ve birçok ağacı devirmiştir. Bilhassa öğleye doğru fırtınanın hava kaldırdığı toz bulutundan şehirde hayat âdeta felce uğramış ve havanın kırmızı bir renk alması halkı telâşa ve hayecana düşürmüştür.
Haber verildiğine göre fırtına bilhassa civar köylerde bilhassa ekinler üzerinde fazla hasar yapmıştır. Bir kısım ekinlerin köklerini meydana çıkarmış ve ekili tarlalar kumla örtülmüştür.
Zarar veren köyler gerekli yardımın yapılması için Kaymakamlığı müracaat etmektedirler.

Yeni telefon santralı işletmeye açıldı

Bir müddetten beri teknisyenler tarafından monte edilmekte olan 200’lük telefon santralı ikmal edilerek işletmeye açılmış ve abonelere müracaat sırasına göre hatları bağlanmaya başlanmıştır.
Şehrimize modern bir telefon santralı kazandırarak çok mühim bir ihtiyacı karşılayan PTT Umum Müdürlüğü’ne halkımız adına teşekkürlerimizi bildiririz.

Mesut bir nikâh

Şehrimiz eczacılarından Dündar Anıldı ile Müjgân Koçak’ın nikâhları 7 Nisan Cumartesi günü Yeşil Saray Sineması salonunda kalabalık bir davetli huzurunda kıyılmıştır.
Gençlere saadetler ve mes’ut günler dileriz.

Köşemizdeki haber, yazı ve ilânlar 14 Nisan 1956 tarihli gazeteden alınmıştır.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .