OKUMALIYIZ

OKUMALIYIZ

31.10.2017

Pazartesi akşam Kırşehir Kültür ve Turizm Müdürlüğü toplantı salonunda Çanakkale, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Görme Engelliler Derneği tarafından Çanakkale Savaşlarını anlatan program vardı. Program öylesine duygulu ve manalıydı. İnsanlarımıza, milli ve manevi bilinci öğretmek için bu program sadece Kırşehir’de değil, tüm Türkiye’de yapılmalıdır. Programda konuşan Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal bey […]

Pazartesi akşam Kırşehir Kültür ve Turizm Müdürlüğü toplantı salonunda Çanakkale, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve Görme Engelliler Derneği tarafından Çanakkale Savaşlarını anlatan program vardı. Program öylesine duygulu ve manalıydı. İnsanlarımıza, milli ve manevi bilinci öğretmek için bu program sadece Kırşehir’de değil, tüm Türkiye’de yapılmalıdır.
Programda konuşan Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Kemal bey ile Çanakkale Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Hoca’nın anlatımları bir o kadar manidar ve düşündürücüydü. Salonda bulunan Kırşehirliler dikkatle dinlediler kendilerini. Her iki konuşmacı da iki şeyin altını önemle çiziyorlardı. Yaklaşık yüz elli yıldır ülkemiz üzerinde oynanan oyunlar karşısında gaflet uykusundan uyanmamız ve tarihimizi bilmek için çok okumalıyız diyorlardı.
İki konuşmacı sadece Türkiye tarihini değil Kırşehir tarihini Aşıkpaşa’dan, Ahi Evran’a, Şeyh Edebalı’ya, Yunus Emre’ye ve Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş kararının Kırşehir’ de alındığına kadar iyi biliyorlardı.
Konuşmacıların değindiği eksiklikler sadece Kırşehir için değil Türkiye’ de yaşayan tüm insanlar içinde eksiklikti. Kırşehir ve Türkiye’deki bu eksiklik okumamak ve gaflet uykusundan uyanmamaktır. Her iki konuşmacıda okumanın her problemi çözeceğini belirterek ısrarla üzerinde durdular ve milli bilinç ile manevi değerler konusunda benim yıllar önce yazdığım, “Artısıyla, eksisiyle bir döneme damgasını vuran merhum Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız Turgut Özal Japonların batıya meydan okuyan ilerleyişi karşısında Başbakan olduğu 1980 yıllarda Japon eğitim sistemine ilgi duyar. Bu sebeple inceleme ve araştırma yapmak üzere bir Japon pedagog heyetini Türkiye’ ye davet eder alanında uzman olan bu Japon heyeti ülkemizin çok değişik yerlerinde inceleme ve araştırmalar yapar, görüşme ve temaslarda bulunur sonra bu faaliyetlerin sonuçlarını takdim etmek üzere, dönemin Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler’le birlikte Başbakan Turgut Özal’ın huzuruna çıkar. Eğitim alanında uzman olan Japon heyetinin kararı kısa ve kesindir.
“Sizin gençlerinizde milli şuur yok” derler.
Bu karar Başbakanlıkta bulunan Türk yetkililer üzerinde bomba tesiri meydana getirir ve büyük bir şok yaşatır. Biraz şaşkınlık, biraz hayretler içinde:
“Peki siz Japonlar, gençlerinize milli şuur verme adına ne yapıyorsunuz? Hangi programları uyguluyorsunuz?” derler.
Bunun üzerine Japonlar ilginç, ilginç olduğu kadarda bizim açımızdan acı ve bir o kadar da düşündürücü şu cevabı verirler:
“Biz çocuklarımızı belli yaşlarda eğitime tabi tutarız. İlk eğitime şok testler uygulayarak başlarız eğitime. Bu çocukları uçak kadar hızlı giden trenlere bindirir ve çok katlı yollardan geçiririz. En üstün teknolojiyle robotlarla çalışan dev fabrikaları gezdiririz. Baş döndürücü teknoloji karşısında şok olan çocuklarımıza deriz ki : “gördüğünüz bu hızlı trenleri ve üstün teknolojiyi sizin atalarınız yaptı. Eğer siz daha çok çalışırsanız, daha hızlı giden ulaşım araçları yapar, daha üstün teknoloji meydana getirir, daha gelişmiş ve modern fabrikalar kurarsınız.” Daha sonra bu çocukları alır Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüp gezdiririz. 2. Dünya savaşında atom bombasıyla yerle bir edilen bu bölgeleri biz, gelecek nesillere ibret olsun dite aynen koruruz. Buraları çeşitli bilgiler vererek onları gezdirir ve gösteririz. Atom bombasının etkisiyle hiçbir canlının ve bitkinin yaşayamaz hale geldiği bu yerleri çocuklarımız büyük bir dikkat ve hayretle seyrederler. Bu gördükleri şeyler onların taze hafızalarında hiç bir zaman silinmeyecek derin izler bırakır. Ve yine deriz ki: “eğer siz çalışmazsanız, vatanınızı korumazsanız, milletinizi sevmezseniz, birlik ve beraberlik içinde olmazsanız; işte böyle düşmanlar sizin ülkenizi bombalar, yakar, yıkar ve yaşanmaz hale getirirler. Ama çalışırsanız, güçlü olursanız düşmanlar size saldırmaya cesaret edemezler. Vatanınız yücelir, milletiniz yükselir. dünyadaki bütün insanlar size saygı duyarlar. Artık çalışmak ve çalışmamak konusunda kararınızı siz verin.”
Bu ikinci şokla çocuklarımız kendilerine gelerek iyi ve çalışkan bir Japon olmaya doğru ilk adımı atmış olurlar. Böylece de milli şuur kazanırlar.
Tam bu sırada Türk heyetinden biri:
“İyi de bizim atom bombası atılmış Hiroşima ve Nagazakimiz yok ki” der.
Bunun üzerine Japonlar derler ki:
“Sizin Hiroşima ve Nagazaki gibi binlerce değerleriniz var. Bizimkilerinden çok daha etkili ve tesirli bölgeleriniz var. 1. Dünya Savaşı içerisinde meydana gelen ve bir metre kareye 6 bin merminin düştüğü, mermilerin havada birbirleri ile kaynak olduğu Çanakkale zaferinin kazanıldığı bölge; çocuklarınızın ve gençlerinizin şok olması için yeter de artar bile diyerek Türkler Dünyanın en gelişmiş ve en güçlü ordularına karşı ve üstün teknolojiye rağmen olmazları olduruyor ve bütün dünyayı hayretler içerisinde bırakan zafer kazanıyorlar. İmanın, azmin ve teknolojiyi yendiğini ispatlıyorlar. Bütün dünya ya meydan okuyorlar. İşte sadece bu olay, bu bölge ve bu zafer dahi gençlerinizin milli şuur kazanmalarına yetecek mahiyettedir. Bu sebeple gençlerinizi gruplar haline Çanakkale’ye götürüp gezdirmelisiniz. Her Türk genci Çanakkale savaşlarının olduğu bölgeyi mutlaka gezerek görmeli ve öğrenmelidir. Daha sonra demelisiniz ki; Sizler birlik ve beraberlik içerisinde çalışmazsanız, güçlü ve kuvvetli olmazsanız, düşmanlar yine Çanakkale’ye gelirler ülkemizi işgal eder ve öz yurdumu da hür yaşamayı size çok görürler. Ama çalışırsanız, birlik ve beraberlik içerisinde olursanız teknolojiyi yakalarsınız. Ülkenizi kalkındırır ve müreffeh bir hale getirirsiniz yazısını aynen anlattılar.
Evet iki konuşmacıda Türk Milleti’nin okumasını, araştırmasını ve tarihini öğrenmesini istiyor. Peki haksızlar mı ? Haklılar. Eğer okuyan bir toplum olsak Haçlı devletlerin yüz elli yıldır üzerimizde oynadığı oyunların farkında oluruz. Bakın haçlı devletleri sürekli olarak Türkiye üzerinde oyun üzerine oyun oynuyorlar. Geçmişte sağcı–solcu, Alevi-Sunni kavgasını çıkaranlar bu gün Türk-Kürt olaylarını çıkartarak Türkiye’de kardeşi kardeşe, Türk’ü, Türk’e, Müslüman’ Müslüman’a öldürtüyorlar. FETÖ terör örgütüne darbe yaptırıyorlar Ortadoğu’yu kan gölüne çeviriyorlar.
Tüm bu sebeplerden dolayı gaflet uykusundan uyanmamız ve tarihimizi öğrenmek için milli ve manevi bilinçten uzaklaşmamak için dinimizi bilmek ve yaşamak için okumalıyız.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .