O kazanın faili kim?

O kazanın faili kim?

07.01.2016

Ne çok soruyoruz bu soruyu? Ölümlerle çoğalıyoruz ve hiç bir ölümün faili yok! Kör değiliz görüyoruz katilleri, ancak resmi kayıtlarda hiç bir ölümün bu ülkede sorumlusu yok! Her defasında büyük bir sorumsuzlukla kalıyoruz. Siz halkına karşı bu denli umursuz bir başka ülke gördünüz mü? Diyelim ki gördünüz; ben halkım için bahşedilen hassasiyete bakarım… Geçtiğimiz Pazartesi […]

Ne çok soruyoruz bu soruyu?
Ölümlerle çoğalıyoruz ve hiç bir ölümün faili yok!
Kör değiliz görüyoruz katilleri, ancak resmi kayıtlarda hiç bir ölümün bu ülkede sorumlusu yok!
Her defasında büyük bir sorumsuzlukla kalıyoruz. Siz halkına karşı bu denli umursuz bir başka ülke gördünüz mü?
Diyelim ki gördünüz; ben halkım için bahşedilen hassasiyete bakarım…
Geçtiğimiz Pazartesi günü sabah saatlerinde gerçekleşen Kırşehir karayolunun 25. kilometresinde meydana gelen Kırşehirimizin bir firmasına ait yolcu otobüsü kazasındaki ölü ve yaralı bilançosunu hepimiz biliyoruz.
Otobüsün devrilmesi sonucu üst üste binmiş insan bedenleri, o çetin kar ve tipiye rağmen buhar buhar soluyan yardım seveler, sağlık ekipleri, polis ekipleri ve kurtarıcılar.
Kazanın ölüme ve yaşam mücadelesine yatmış onca insan öyküleri.
Edinilen bilgilere göre insan insana karışmış, kimlik kimliğe, kazazedeleri tespit etmek her zaman olduğu gibi yine karma karışık bir hal almış.
Elim bir kaza, ilk dakikalarda onlarca ölüm bilançosu, yaralı bilançosu; birilerinin hantallığı ve sorumsuzluğu sonucu bu dehşette yine o bildiğim bürokratik asılsız suratlar birbirlerine aval aval bakıyorlar. O yumuşak deri koltuklarından kalkmadan. Utanmazlığın tüm bakiyelerini kullanarak. Öyle ya ölümleri yaratmayı ve ölümleri görmezden gelmeyi en iyi onlar bilirler. Ölümü en iyi onlar tetiklerler.
Sonra dağ dağ büyüyen bir kaza öyküsü. Değişik ağızlarda değişik trajediler.
Son zamanlarda Kırşehir ne çok çoğalıyor halk felaketlerinde. Medya objektiflerini, ne çok dönüyor şehrimize.
Son zamanlarda medya maymunu idareciler ne çok takla atıyor. Oysa açıkça ortada, kazanın gerçekleştiği balık sırtı o yolda tipi oldukça güçlü ve bu güç yoğun bir kaygan zemin oluşturuyor. Çok değersiz bir kar kalınlığı var ama zemin kayganlaşıyor. Rüzgârın şiddetiyle araçlar sarsılıyor ve o kaygan zeminde adeta zikzaklar çiziyorsunuz. Direksiyon hakimiyetini kuramıyorsunuz. Tehlike ve ölüm bir soluk kadar yakın.
Karayollarının tüm teknik imkanlarını kullanmadığı açıkça ortada. Hani o internet dünyasında sıkça paylaşılan Japonya’nın 18 metrelik kar kalınlığına sahip simsiyah karayolu geliyor aklınıza, şaşkınlık ve öfke içinde kalıyorsunuz.
Şimdi yetkililer diyecek ki, o ve bazı ülkelerin karayollarında güneş enerjisi panellerinden yararlanılarak tesis edilmiş asfalt ısıtma sistemi var.
Var biliyoruz. Peki size soruyorum?
Ekmek var, maaş var, gariban bir ülkem var yer misiniz? Bu karayolunu ısıtma sistemi Kayseri Büyükşehir Belediyesi yolcu taşıma hatlarında tesis edilmiş ve kullanılıyor. Var mı daha ötede verilmesi gereken ders niteliğinde bir örnek?
Bu ülkede halkın sorunlarını size anlatmak ne güç? Her şeyden öte şunu düşünüyorum, bu sorumsuzluğun gücünü nereden alıyorsunuz?
Yine bu kazanın ardından çok geçmiyor ki; Metro Turizm, Maraş Elbistan Turizm aynı yerde benzer kazaya uğruyor.
Gösteriyor ki, önlemler konusunda hala kayıtsız kalınıyor. O esnada Ankara’dan dönüyorum. Son iki otobüsün orta refüjde devrilmiş vaziyette yattığını görüyorum.
Akpınar ilçesinden Kırşehir’e doğru o koşuldaki yola bire bir tanık oluyorum. Büyük bir tedirginlik ve dikkatle ilerliyorum. Aracımın hızını 60 Km. hıza düşürüyorum. Aracın orantılı frenleme, dengeleme ve kayma sistemlerini çalıştırıyorum. Kış lastiklerim olmazsa olmazım. 4 çekeri devreye alıyorum. Ne etsem faydasız aracı zapt edemiyorum. Sonra karşıma sağ cepkende tedbirsiz kurulmuş bir polis çevirmesi çıkıyor. Sol yanda bekleyen polis memuru açıkça ortada, olası kaymaya maruz kalacak bir araca karşı savunmasız.
Şehirler arası tüm otobüsleri çevirmekteler, cepkene almaktalar kontroller gerçekleştirmekteler. O bölgeyi geçiyorum, asfalt giderek kaygan bir hal alıyor ve tipi aracı resmen bir beşik gibi sallıyor. Zaman zaman aracın kontrolünü yitiriyorum. Sağ yanda tedbirsiz yola çıkmış ve maruz kalmış araçlar. Gözüme karayollarının yardım aracı takılıyor. Ağır ağır ilerliyor. Yol çift şeritten tek şerite düşmüş, sisisin yorganlaştırdığı kar örtüsü nedeniyle. Ne kar küreme paleti, ne yol temizleme ekibi, nede tuzlama ekibi göremiyorum.
Düşünün 3. otobüs devrilmiş. Ambulanslar ben ilerlerken Akpınar istikametine telaşla, ard arda ilerliyor. Mahşeri bir an. Çekici hizmetleri toplanmış hurda yığını otomobilleri sırtlanmış ilerliyor. Öfke, isyan, hüzün ve endişe diz boyu. Ne çok düşündüm bedava ölüme gidenleri.
Kırşehir’de şehir içinde, otobüs firmalarının servis şoförlerinden tutun otobüs şoförlerine dek, çok kontrolsüz araç kullandıkları da ayrıca bir sorun.
Diyebilirim ki, tam bir trafik felaketi. Çokça dikkat ettim, servis şoförleri yolcularına ve dış trafik akışına karşı hayli öfkeli, uzun yol otobüs şoförleri ise ellerinden cep telefonlarını ve ağızlarından sigaralarını düşürmemekteler. Firma merkezleri ise yolcu kapma yarışında adeta, koşulları göz ardı ederek şoförlere baskı kurmaktalar. ”Bas Gel. Yolcu Bekliyor. Yetiş.”
Ne diyebilirim ki, bu ülkede bedava öldürdükleriniz vicdanınıza gömülsün.
Ölenlere ve yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .