Nerede o eski bayramlar?

Nerede o eski bayramlar?

30.05.2019

  Nerede o eski bayramlar?   29 günlük Ramazan ayının ardından Salı günü Bayrama ulaşacağız.Ramazan kültürünü doya doya yaşamaya çalıştık. Gündüz oruçlar tutuldu. Geceleri sahura kalkıldı, akşamları teravihler kılındı. İftar davetlerinde dost ve arkadaşlarımızla görüşüp hasret giderdik. Pazartesi günü son oruçlarımızı tutarak bayrama kavuşacağız. Kırşehir’de ramazan ayı bu yıl oldukça sakin ve huzurlu bir ortamda […]

 

Nerede o eski bayramlar?

 

29 günlük Ramazan ayının ardından Salı günü Bayrama ulaşacağız.Ramazan kültürünü doya doya yaşamaya çalıştık. Gündüz oruçlar tutuldu. Geceleri sahura kalkıldı, akşamları teravihler kılındı.

İftar davetlerinde dost ve arkadaşlarımızla görüşüp hasret giderdik.

Pazartesi günü son oruçlarımızı tutarak bayrama kavuşacağız.

Kırşehir’de ramazan ayı bu yıl oldukça sakin ve huzurlu bir ortamda geçti diyebiliriz. Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl Belediye tarafındarn iftar çadırları kurulup, her gece ramazan şenlikleri düzenlenmedi.

Bunun elbette ekonomik boyutu var. Borç yükü altında bulunan ve çalışanların maaşlarını ödemede sıkıntı yaşayan Kırşehir Belediye Başkanı Selahattin Ekicioğlu’nun  gösteriş ve şovdan uzak bir yapıda olmasından kaynaklanıyor. Yine de birkaç geç akşamları Cacabey Meydanı’nda Ramazan Etkinlikleri programları düzenlendi.

Ramazanın en güzel tarafı imkânlarımız ölçüsünde fakirlere yardım edip, muhtaçları hatırladık. Ramazanda maddi, manevi ve huzur mutluluğu bir arada yaşadık.

Tabi hepimizin ortak istek ve dileği bu bayramı bayram gibi yaşayıp, bayram gibi kutlamak… 

Bayramlarımız, dini ve milli bayramlarımız…

Coşku, huzur ve mutluluğun sembolü bayramlar. Milli ve manevi kültürümüzün

temel taşı bayramlar.

Coşku ve sevinci doya doya yaşadığımız bayramlar..

Bayram deyince çocukluk yıllarım gözlerimin önüne gelir. Heyecandan uyuyamadığımız bayram geceleri…

Sabah erkenden  büyüklerimizle  birlikte  bayram namazına gittiğimiz  o günler…

Artık hepsi mazi oldu. Çok gerilerde kaldı…

O çocukluk yıllarımızdaki bayram hazırlıkları… Daha bir ay önceden kendimizi bayrama hazırladığımız günler.

Sonra da ev ev gezip şeker topladığımız yılları dün gibi hatırlıyorum.

Kırşehir’de çocukluğumu yaşadığım mahallede herkesi tanıyor ve biliyorum. Hatta eşini, çocuklarını hep adıyla hatırlıyorum.

Şimdi böyle mi?

Bırakın mahalledeki herkesi tanımayı aynı apartmanda oturan 5-10 kişi bile birbirini tanımıyor. Ne bayramda, ne de cenazede bir araya geliyor!

Oysa eski bayramlar, eski komşuluklar böyle miydi?

Ben çok iyi hatırlıyorum. Her bayram evimizde bir hazırlık başlardı. Evde süpürülmeyen, silinmeyen tek köşe kalmazdı. Camlar büyük bir itinayla silinirdi, en ufacık leke bulunmazdı. Kapılar, pencereler elden geçerdi. Kırık, bozuk, boyasız ise onarılırdı. Halılar yıkanırdı. Bir gün önceden yani arife günü evdeki bütün işler biterdi. Akşamdan banyomuzu yaptırırdı annem…

Sabahı zor eder, babamla birlikte bayram namazına giderdik. Namazdan gelince tertemiz giysilerimizle anne ve babamın, ağabeylerimin, büyüklerimin ellerini öperdim. Komşu gezmelerinden sonra akraba ziyaretlerimiz başlardı. Komşularımızı ziyaret ederdik.

Eskiden komşularımız bol bol şeker ikram ederlerdi. Annem “birer şeker alın!” diye sıkı sıkı tembihlediği için birer şeker alıp teşekkür ederdik. Ev sahibi ısrar ederse ikinci şekerleri de sevinçle alırdık. Bazen harçlık da verirlerdi ama kâğıt para değil, madeni para olurdu hep…

Almadan önce annemizin gözüne bakardık. Gözüyle onaylarsa alırdık, yoksa reddederdik.

Bayramda evimiz dostlarımız, akrabalarımızla dolup taşardı. Bize gelenlere biz de iade-i ziyarette bulunurduk. Şimdi bir çok değerlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi kaybettiğimiz gibi bayramlarımızı da bayram gibi kutlayamıyoruz. 

Nedendir bilinmez ama bu böyle. Şimdi bizim çocukluğumuzdaki gibi çocuklarımızın giyim ihtiyacı yok, bayramlık kıyafet ne ki! Anne ve babalar çocuklarına her gün kıyafet alıyor. Çünkü modayı günlük takip eder olduk.  

Bırakalım konu komşuyu da bayramda bile babamızı, anamızı, amcamızı, dayımızı, halamızı ziyaret edip, bayramlarını kutlamıyoruz ne yazık ki…

Şimdilerde bayramı tatile çevirenler var. Çoğu misafir ağırlamamak için adeta kaçıyor, tatil yörelerine…

 Kendilerinde belki haklı gerekçeleri vardır. 3-5 gün yatıyor, dinleniyor, bayramdan sonra dönüyor memleketlerine…

Tatil tatil gibi, bayram bayram gibi yaşanmalı diye düşünüyorum. Unutmayalım ki akrabalık, komşuluk ve aile bağlarımız bayramlarla güçlenir.

Evet, şimdi artık Kırşehir’de o eski bayramların tadı, tuzu kalmadı artık. Ya yaşımızın ilerleyişinden ya da ekonomik nedenlerden dolayı olsa gerek bayramı bayram havasından yaşamıyoruz.

İşte 4 gün sonra bir bayrama daha ulaşacağız ya alışveriş merkezlerinde şeker ve çikolata alanları yoğunluğunu göreceğiz. Mezarlıklarda kaybettiğimiz aile büyüklerimizin kabirlerini ziyaret edeceğiz o kadar.

Kırşehir’de eskiden bayram öncesi akrabalar, komşular bir araya gelir pastalar, börekler, baklavalar yapar, bayramda ziyaret edenlere ikram ederlerdi. Şimdi bu geleneğimiz de bitti. Neredeyse evde tatlı yapılmaz oldu. Ne de olsa tatlıcılar var. Al kilo kilo ye, ikram et. Bayram ziyaretleri de bitti gibi.

Akrabaların çoğu birbirine küs, kırgın.  Bacı kardeşin, kardeş kardeşin kapısını çalmıyor bayramda bile…

Sonra bayram sabahı hocalarımız vaaz verir cemaate, hadisi şerefleri hatırlatır ve der ki “Birbirinizle münasebeti kesmeyin! Birbirinize sırt çevirmeyin! Birbirinize kin ve düşmanlık beslemeyin! Birbirinizi kıskanmayın! Ey Allah’ın kulları, kardeş olun! Bir Müslümanın diğer kardeşine darılarak üç günden çok uzaklaşması helâl değildir.”

Buna inanan, gereğini yapanlar var mı ki?

İnsanların içini kin ve nefret kaplamış, hasetlik ve çekememezlik için şu üç günlük yalan dünyanın nimetlerine kapılmış gidiyor.

Ne diyelim, üç kuruşluk menfaat için kırkla takla atıp, her türlü riyakârlığın ve dedikodunun içinde olanlara yazıklar olsun.

Evet bu etkenlerden dolayı ne acı ki kimsenin, kimsenin kapısını çaldığı yok.

Aynı binada oturanlar bile bırakın bayramlaşmayı neredeyse birbirlerine yabancı…

Gençler neden örf ve adetlerinden, komşu ve aile bağları giderek zayıflıyor. Hepsi cep telefonuna, bilgisayara bağlanmış, akrabayı gören, tanıyan, sevip, sayan var mı?

Bırakalım eski bayramların güzelliklerini de millet olarak tüm değerlerimizi kaybetmeye başladık. Bence artık o özlem duyduğumuz bayramları yeniden yaşayabilmek için akrabalar ve dostlar arasında sevgi bağını yeniden inşa etmeliyiz. Bayramları bayram gibi yaşamak çok mu zor acaba?

Sağlık ve mutluluk içinde bayramları bayram tadıyla doyasıya yaşamak istiyoruz hepsi o kadar…

Unutulmayan, birbirinden güzel anıların bu bayram yaşanması ve gelecek bayramlara da taşınması dileğiyle; bütün okurlarımın ve Kırşehirli hemşehrilerimin bayramını kutluyor, sağlık ve mutluluk içinde nice bayramlar diliyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .