NEDEN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE?

NEDEN ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE?

31.05.2017

Atatürk’ün büyük yolculuğunda Kırşehir kültürünün önemli bir yeri vardır. İstanbul-Samsun-Amasya-Erzurum-Sivas-Kayseri-Hacıbektaş-Kırşehir-Ankara yolculuğu, yeni Türk devletinin temellerini atıyor. Türk rönesansını muştuluyordu. Kurulacak Cumhuriyet’in nitelikleri daha Erzurum’dayken belirmeye başlamıştı. Deha geleceğin yorumunu ve metodunu Erzurum yolculuğunda kurmuştu. Lâik ve demokratik devlet. Kul’dan yurttaşa geçiş. İnsan aklının yaratısını kabullenmek. Bilimin,aklın kılavuzluğunu temel ilke saymak. Egemenliğin ilahi kuvvetten ulusa geçmesi. […]

Atatürk’ün büyük yolculuğunda Kırşehir kültürünün önemli bir yeri vardır.
İstanbul-Samsun-Amasya-Erzurum-Sivas-Kayseri-Hacıbektaş-Kırşehir-Ankara yolculuğu, yeni Türk devletinin temellerini atıyor. Türk rönesansını muştuluyordu. Kurulacak Cumhuriyet’in nitelikleri daha Erzurum’dayken belirmeye başlamıştı. Deha geleceğin yorumunu ve metodunu Erzurum yolculuğunda kurmuştu.
Lâik ve demokratik devlet. Kul’dan yurttaşa geçiş. İnsan aklının yaratısını kabullenmek. Bilimin,aklın kılavuzluğunu temel ilke saymak. Egemenliğin ilahi kuvvetten ulusa geçmesi. Din ve vicdan özgürlüğünün gerçek kaidesine oturtulması. Allah’ın yüceliğinin insan aklına bırakılması. Özgür inancın, özgür ibadetin anayasal güvenceye alınması. Din ve mezhep, ırk, kültür ayrımcılığına son verilmesi.Ulusal bağımsızlık,ulasal dayanışna ruhu, sosyal devlet, sosyal adalet. Hukukun üstünlüğü, yönetimin ulusa yayılması. Eğitimin bilimin ve aklın kurallarına göre yapılması. Hanedanlığın, ağalığın, feodalitenin parçalanması ve tarihe karışması. Özgür ulusun Özgür devleti. Atatürkçü düşünce bu bağlamda Türk Ulusu ile özdeşti.
Yeni devletin temellerini oluşturan ilkeler, ilkler, birimler açılımlar, sosyal ve tarihi olgular,Türk tarihinden çıkıyordu.
Ortaçağda Ankara ve civarında kurulmuş olan Ahi Devleti tam 70 yıl yaşamıştır. Lâik ve demokratik, sosyal dayanışmacı bir yapıya sahipti. Bu tarihi gerçeği ozan ve düşünür yazar Ceyhun Atuf Kansu “Atatürkçü Olmak” adlı araştırma-inceleme kitabında şu şekilde belirler:
“Bütün bir Anadolu tarihi, onun damarlarından taze bir halk ırmağı gibi akıp geliyordu Kırşehir’ in Ahi kardeşliği kokan bu yüzde yüz Türklük kalesinin varoşlarında, Kılıçözü bağlarında 24 Aralık 1919 günü Kırşehirli gençler,Mustafa Kemal Paşa’yı karşıladılar. Gençlerle konuşan temsilciler kurulu başkanı genç, Paşa, yeni Türk halk hareketinin temellerini açıkladı: ULUSUN GÜCÜNE DAYANACAĞIZ, ULUSAL KURTULUŞUNU DÜŞÜNMELİ VE DUYMALIDIR. ULUSAL BİLİNCİN UYANMADIĞI YERDE ULUSAL BAĞIMSIZLIK GERÇEKLEŞMEZ. En önemli bir kurtuluş ilkesi halkın örgütlenmesidir. Örgütlenmeyen bir halk, saray karşısında da sömürgeciler karşısında da yenilir, ezilir. Öyle ise genç aydınlar! Size sesleniyorum. Halkın önüne düşeceksiniz, ulusal bilincin ateşini yakacak ve Türk halkını bağımsızlık savaşımızın halkasında örgütleyip birleştireceksiniz. “(S.28,1977)
Kurtuluş Savaşı ateşi bir kez de Atatürk’ün diliyle, sözüyle Kırşehir gençlerine verdiği nutukla tutuşuyordu. Ahi Evran ve Hacı Bektaş’ın, Âşık Paşa’nın, Ahmed-i Gülşehri’nin… dil ve düşüncesinde yaşayan laik ve demokratik ulusal Türk kültürü, Mustafa Kemal’in eylemiyle siyasal bir devlet felsefesine ve eylemine dönüşüyordu. Atatürk, soylu ve büyük bir geçmişin artezyeni olarak fışkırıyordu. Deha, büyük bir tarihçi, büyük bir sosyal mühendis, büyük bir edebiyatçı, büyük bir asker, büyük siyaset bilimcisi, büyük bir devlet kurucusu olarak kendi ulusunun rönesansını yaratıyordu. Öyle ki, O’nu bilimsel tarih bilincinden, tarih bilincini O’ndan koparmak mümkün değildi.
Evet 570 yıl önce Horasanlı Türkmen ahiler de “halka ve emeğe” dayanan bir ortaçağ Cumhuriyeti’ni Ankara’da kurmuşlardı.Tarihte yaklaşık 70 yıl süren ilk Cumhuriyet, bu “Ahi -Türkmen Cumhuriyeti”dir. Bu ilk Türk Cumhuriyeti “çalışmaya, emeğe, halka, esnaf ve emekçiye ve de kardeşçe bir dayanışmaya” dayanıyordu. Atatürk Cumhuriyeti de aynı ilkelere dayanmıyor muydu?
Bağımsızlık ruhu itibariyle de Ahi Cumhuriyeti modern Cumhuriyetimizle özdeşti. Moğol saldırılarına karşı koyan halkı örgütleyip direnen Ahi birlikleriydi. Kuvayi Milliye ruhu Ahi ve Bektaşi ruhundan gelerek modern Cumhuriyetimizin harcı oluyordu.
ahi uygarlığının yaşama ilkeleri şunlardı:
aa/ Dünya yaşayışına bağlanmak,dünyadan el-etek çekmemek,
bb/ El emeğini, çalışmayı kutsal bir yaşama ilkesi haline getirmek ,
cc/ Herkesin bir iş yaparak Ahi topluluğu içinde yer alması,
çç/ Bütün insanlara karşı sevgi ve yardım,
dd/Kardeşlik dayanışması içinde askerleri,emekçileri,esnafı birleştirmek,
ee/ Halkçı-ulusal bir düzen içinde , egemen,sömürücü,emperyalist güçlere karşı çalışan,üreten halkın çıkarlarını savunmak, (AGY.,S. 152-153)
Büyük Atatürk ne diyordu?
Bu ülkede hak sahibi olmak herkesin bir iş görmesi esasına bağlıdır.Sırtüstü yatmak suretiyle hak sahibi olduğunu ileri sürmek mümkün değildir.” Demek ki Atatürk’ün sosyal devlet ilkesinin de kaynağı Türk tarihindedir.
Türk toplumunun yaşadığı geçmişteki deneyimlerdedir. Tıpkı egemenlik devrimi gibi. Meclis-kurultay benzerliği gibi. Kadınların İnsanî devrimi gibi. Yani tam bir yurttaş, tam bir insan sayılmaları gibi, kölelikten kurtulması gibi.
Andre Gide ,bir sözünde “nasıl güçlük çekmeyeyim? Söylemek istediklerim yeni!”der. Elbet te yeniyi kabul ettirmek zordur. Yaygın yanlışı silmek zorun da zorudur, Atatürk bunu yaptı.Olmaz denilenleri “olur” duruma soktu. Büyük bir uygarlık yolu açtı.
O’nun cumhuriyeti ısmarlama olmadığı Türk tarihi ile,Türk ulusu ile özdeş olduğu için asla yıkılmayacaktır.Sonsuza dek sürecektir.
Bilge şair, deneme ustası,romancı Melih Cevdet Anday’ın aşağıya aldığım şiiri Atatürk olgusunu, Atatürk devrimini, Atatürk rönesansını özetler:
Atatürk’ün bir atı vardı, Etilerden beri yaşardı,
Atatürk’ün bir resmi vardı,buğday tarlası gibi ağardı,

Atatürk’ün bir sözü vardı, yediveren gül gibi açardı,
Atatürk’ün bir saati vardı DURMADI.
Evet, geçmişten hız alıp geleceği yaratmak, Atatürk’ün baş döndürücü genel devriminin özetidir.
Atatürk’ü, Atatürkçü düşünceyi anlamak hiç kuşkusu yok ki bir kültür sorunudur.Bu yolda yaya kalmış olanlara bu büyük dahi için yazılmış olan altmışbin kitaptan en az yüz tanesini okumalarını salık veririm.
O, söylediklerini hayata geçiren bir bilgeydi. Soyutun değil, somutun adamıydı. Gerçekçi ve kalıcı kılan neden budur.
Atatürkçü Düşünce Dernekleri bu ihtiyaçtan doğmuştur. Yani böylesine geniş, büyük, derin bir düşünce sistemini savunmak ve hayata geçirmek ihtiyacından.”Cumhuriyetimizin temeli kültürdür” diyen Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni kültürsüz, boş, sığ, yalın kat kafalar koruyamazdı. Nitekim, bu Cumhuriyete saldırılar artmıştı. Şeriat diktasına dayalı “kızıl” bir rejim kurmak isteyenler çoğalıyordu. Eğitim birliği parçalanmıştı. Atatürkçü aydınlar, İran’ın kızıl rejiminden ‘kaynaklanan cellatlar tarafından öldürülüyordu. Ya da öldürtülüyordu. Ülkede maşaları, casusları vardı. Cezayir’de, Mısır’da tavuk keser gibi insan boğazlayan kızıllar onbinlerce kişiyi katletmişti. Ülkemizde bunları öven başbakanlar vardı. Muammer Aksoy, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Onat Kutlar, Turan Dursun, Ümit Doğanay, Orhan Yavuz… gibi bilim adamları, yazarlar şeriat diktasına dayalı bir rejim kurmak isteyenlerce katledilmişlerdi.
İşte bunun içindir ki, Atatürkçü Düşünce Dernekleri kurulmuştur.
Bütün yolculuklar biter; bitmez Atatürk yolculuğu!



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .