NE OLDU ŞİMDİ?

NE OLDU ŞİMDİ?

20.02.2016

Kırşehir’den ülkemizin durumuna bakıyor, üzülüyor, kahroluyoruz. Her gün şehit haberleri, bombalı saldırılar… Ülkemizin her bölgesinde masum insanlar toprağa veriliyor, şehit ediliyor. Kırşehirimiz de bu süreçte kaç tane vatan evladını kara toprağa verdi? “Türkiye neden bu hale getirildi?” sorularının karşılığını bulamıyoruz. Hakikaten,gerçekten ne oldu? 15 Temmuz 2015’de Bese Hozat(KCK üst örgütü eş başkanı) “devrimci halka savaşı” […]

Kırşehir’den ülkemizin durumuna bakıyor, üzülüyor, kahroluyoruz.
Her gün şehit haberleri, bombalı saldırılar…
Ülkemizin her bölgesinde masum insanlar toprağa veriliyor, şehit ediliyor. Kırşehirimiz de bu süreçte kaç tane vatan evladını kara toprağa verdi?
“Türkiye neden bu hale getirildi?” sorularının karşılığını bulamıyoruz.
Hakikaten,gerçekten ne oldu?
15 Temmuz 2015’de Bese Hozat(KCK üst örgütü eş başkanı) “devrimci halka savaşı” ilan etti. Daha sonra bu ana temanın altını doldurmak için “Öz yönetim” dendi, “demokratik özerklik” dendi.
Önce savaş ilan ettiniz sonra diğer kavramlar peşisıra geldi. Bu durumun açıklaması önceliğin savaş ilanı olmasıdır.
İlan edeceğiniz bu savaş için ön hazırlıklar da yaptınız. Bu savaş için taktikleriniz hendek kazmak,keskin nişancılar getirip belli bölgelere konuşlandırmak, Kobani’de size dış güçlerin uzmanları tarafından öğretilen “el yapımı patlayıcılar” tuzaklamak,mahalleleri Kobani’deki gibi perdelerle bölmek,barikatlar vs kurmak oldu.
Tüm bunları yaptınız. Hükümet te göz yumdu. “Aman barış sürecine bir şey olmasın” diyerek.
Aslında sizin o sürece sahip çıkar görünmeniz de bir aldatmacanın ve yukarda sözünü ettiğim hazırlıkların yapılması süreciydi.
Aymazlık oldu,ihmalkarlık oldu ,nedenler ayrı bir konu.
Partiniz HDP sizin savaş ilan edeceğinizi bilmiyormuydu acaba?
Tüm Türkiye’den oy isterken neden bir yüzünü devamlı gizledi?
Olan oldu.
Uyuyan iki polisimizi kalleşçe enselerinden vurup öldürdünüz,yolları kesip araçları ateşe verdiniz,eşinin ve çocuğunun yanında alçakça bir subayımızı katlettiniz. Sivil kıyafetli güvenlik görevlilerimizi arkalarından sinsice yanaşıp vurdunuz. Çınar ilçesinde bomba yüklü araç patlattınız. On binlerce evi boşalltınız, Kürt vatandaşlarımızı bu kış kıyamette evsiz barksız bıraktınız. Geriye ağlayan analar,öksüz çocuklar,bırakarak “devrimci halk savaşının” sonucu olan “Öz yönetim” ilan ederek o mahallelerin güya idaresini ele aldınız.
Ve ne oldu şimdi?
Bu yazının müsveddelerine göz atıyorum. Başlangıçta Genel Kurmay’ın açıklaması 448 terörist etkisiz hale getirildi diye. Şimdilerde bu sayı 800’ün üstüne çıktı.
Askerlerimiz ve polislerimiz şehit oldu. Mahalleler oturulamaz hale geldi. “demokratik özerklik”, “öz yönetim” anlayışınız yüzünden.
Oysa bir zamanlar kendisini “Türkiye’nin partisi” olduğuna biraz inandırmış HDP bu konuları parlamentoda tartışsaydı. Konu Meclis’te tartışılsaydı. Uygar ülkelerin yaptığı tartışmalar yaşansaydı ne kaybedilirdi?
Bu kadar acı olaylar, korkunç olaylar yaşanırmıydı?
Heyhat!
İstediğiniz tam da yaşamakta olduğumuz bu süreçti.
Kaotik bir Türkiye, gücünü içe vermiş bir Türkiye.
Gerisi umurunuzda değildi. Çünkü ağababalarınız öyle istemekteydi. Siz de piyon olarak bunları yapma durumundaydınız.
Bu arada HDP’de kendisine hükmedilen bir parti olduğunu bir kere daha ispatladı.
Silvan’da 13 askerimiz şehit edildiği gün “demokratik özerklik” ilan ettiler.
Sonra bazı bölgelerde bu ilanı tekrarlayarak sokak savaşlarını başlatanlara sessiz kalmayı tercih ettiler.
Bütün bunları “de facto” gerçekleştirdikten sonra içini doldurmak için DTK (Demokratik Toplum Kongresi) düzenlediler.
HDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ın “çok güzel kararlar alınacak” dediği toplantı yani.
Aslında kararlar KCK ve üst akıl tarafından çoktan alınmıştı. Bir göz boyama taktiği vardı.
Nedir bu “demokratik özerklik” denen şey?
Bakalım:
“Aljazeera.com” ve “Sendika.org” internet sitelerinde tüm detayları var. Daha çok bilgi sahibi olmak isteyenler buralarda detaylara bakabilirler.
Tüm savların altlarını çize çize detaylarıyla okudum. Empati yapmaya çalıştım.
Sanırım kendileri de bazı olmazların farkına varmışlar ki sonunda “eleştiriye ve tartışmaya açığız” demek zorunda kalmışlar. Yani savaşı başlat,kendince o kararları al sonunda “tartışmaya aç”. Yersen.
Burada aklıma bir fıkra geldi:
Bir memlekette inancı kıt birinin yolu camiye düşmüş. Hoca vaaz veriyormuş: “Tanrı ne yerdedir,ne göktedir,ne yer, ne içer,ne erkektir ne dişidir vs” diye.
İtikadı kıt kişi hocaya: “Yav hoca, “yok” diyeceksin ama bir türlü dilin varmıyor” demiş.
Bunlar da biz aslında “Kürdistan” diye bağımsız bir toprak istiyoruz demiyorlar, sözcükleri eveleyip geveliyorlar. “Güney Kürdistan” demelerinin ne anlama geldiği besbelli değil mi?
Şimdi bu DTK kongresinin sonuç bildirgesine şöyle bir göz atalım:
Birkaç komşu şehir birleştirilerek “demokratik özerk bölgeler” oluşturulacakmış. Tüm Türkiye kast ediliyormuş ama biz ne olduğunu anlayabiliyoruz.
Aslında bazı alanlarda merkez yükünün azaltılması için bazı sahalarda bu birleştirmeler yapıldı. Bunun içeriği de genişletilebilir. Adam gibi öneri ve tartışmalarla tabii.
Bildiriye devam edelim: “Abdullah Öcalan’a özgürlük” Bu da günü kurtarma. Adamın lafını dinleyen mi var? Ona kalsaydı ilk Newroz bildirisinden sonra PKK silahlı unsurlarını sınır dışına çıkaracaktı. Dinleyen kim?
7 Haziran 2015 seçim sonuçları irdeleniyor. 1Kasım 2015 seçimlerindeki oy kaybı gündemlerinde yok. O oy kaybı yok hükmünde.
Bu arada “hendek siyaseti” savunuluyor.
Devlet durduk yerde tutuklama ve infaza giriştiği için “halk meclisleri” “öz yönetim” kararı almış. Hendek kazıp tuzaklayarak,cephane,silah,mühimmat yığarak,suçsuz uyuyan polisleri enselerinden vurup katlederek, “meşru direniş” (!) geliştirilmiş. Tüm bunlar “özünde kendi kendini yerelden yönetme,yerel demokrasiyi inşa etme talebi ve mücadelesidir.” diye devam ediyor sonuç raporu.
İyi mi ?
Binlerce Kürt vatandaş, çoluk çocuk kışın evsiz kaldı,göç etmek zorunda kaldı,çocuklar eğitimsiz kaldı, okulları yakılıp yıkıldı,bazıları serseri kurşunlarla hayatını kaybetti. İyi “öz yönetim” oldu!
Bazen ne diyeceğini,ne yazacağını bilemiyor insan.
Bu nasıl bir akıl tutulmasıdır Yarab?
7 Haziran 2015 seçimlerinde HDP’nin barajı aşıp parlamentoya girmesini isteyenlerden biri de bendim. Bu süreçten sonra nasıl yanıltıldığımızı aslında onların bir B planı uygulaması olduğunu şimdi daha iyi anlayabiliyorum.
Hem önce “devrimci halk savaşı” ilan edecek,hendek kazıp barikat kurup,keskin nişancı konuşlandırıp, “de facto” bir durum yaratıp kendi tezini dayatacaksın. Arkasından da bildirgene “çözüm siyasi müzakere zemininde olmalıdır” diye bir cümle yerleştirerek ne kadar demokrasi aşığı olduğunu vurgulayacaksın.
Kanarsanız.
Bildiriden bir cümle daha: ” Kürt halkı öz yönetim ilan edildiği yerlerde direnişini giderek büyütmektedir.”
Kürt halkı sizin o saçma eylemlerinizden dolayı perme perişan oldu. Gözlere nasıl bir perde çekilmiştir ki; ya da Kandil korkusumudur nedir, böyle cümleler kurabiliyorsunuz?
Bildiri sizin de tahmin edebileceğiniz gibi bu minvalde devam edip gidiyor.
Bildirinin bir başka bölümünde “Türkiye demokratik özerkliğe dayalı bir siyasi ve toplumsal sistem yaratmadan Türkiye’nin demokratikleşmesi mümkün değildir” deniyor.
HDP’nin kazandığı yerel yönetimlerde halkın sosyo kültürel seviyesini daha üste taşımak varken,refahını yaşama koşullarını daha üst seviyelere taşımak varken, yerel yönetim araçlarıyla cephane taşımaları,hendek kazmaları, paraların illegal işlerde kullanıldığını gördük. Belediye başkanlarının bile KCK tarafından yargılandığına şahit olduk. Bu nasıl bir demokratik anlayış acaba?
Bulanık ve belirsiz.
Tekrar bildiriye dönelim: “Yeni anayasa talebi”…
Eyvallah.
12 Eylül Anayasası artık Türkiye’yi taşıyamıyor.
Kabul. Tartışılacağı yer-becerebilirlerse- meclis.
Yeni anayasının içeriği konusunda kafalar yine karışık. Netlik yok.
Biraz da özetleyerek DTK bildirisinin diğer maddelerine şöyle bir bakalım:
3. maddede seçilmişlerin görevden alma yetkisinin kaldırılması var.4. maddede: tüm kesimlerin “doğrudan katılım” talebi var. 5. madde kadınlarla ilgili. Kadınlarla ilgili olan kararların “kadın meclisleri” tarafından alınması öngörülüyor. Böyle bir yapıda bir genel meclis,gençlik meclisi,kadın meclisi öngörülüyor.7.madde eğitimle ilgili. “Eğitim öz yönetimlere bırakılacak”, Tüm ana diller eğitim öğretim dili olacak. Türkçenin yanında Kürtçe ve diğer etnik diller de resmi dil olacak. Sağlık ve tedavi hizmetleri özerk yönetime devredilecek,yargı sistemi ve adalet hizmetleri buna göre yeniden düzenlenecek,tüm kaynaklardan,üretimden özerk bölge pay alacak,bütçeyi özerk yönetim yapacak,bazı vergiler öz yönetimce toplanacak,yerel vergileri öz yönetim alacak,asayış ve trafik için resmi yerel güvenlik birimi kurulacak vs.
Ne demek isteniyor?
Yorumu size bırakıyorum.
Tüm kesimlerin bu talepleri desteklemeye davet edildiği bildiride “Kürdistan” tabiri de kullanılarak tüm kesimler bu “meşru taleplere”dayanışmaya çağrılıyor.
Kısaca ve özetle genişletilmiş DTK’nın 26 Aralık 2015’de toplanarak, HDP başkanının “önemli kararlar alınacak” dediği kararlar bunlar.
Benim yazımın başında anlattığım kısa fıkra da bu nedenden.
Bunlar elbette ki tartışmaya açık olmalı,elbette ki tartışılabilir olmalı.
Yazılacak o kadar şey var ki…
Kısa kesiyorum.
Ne oldu şimdi? diye soruyorum. Biliyoruz ki birileri Türkiye’nin yaşadığı bu süreçten çok memnun.
Yazık olmadı mı? Bu kadar acılara,insanların kinlendirilip geri dönmesiz bir nefret yükü dolması kime yaradı ya da yarıyor.
Her gün şehit haberleri…
Her gün bombalı saldırılar…
Yazık ediliyor ülkemize ve insanlarımıza…
Elbette ki tartışmalı.
Ama önce o silahlar yok olmalı,o hendekler yok olmalı,acımasız katiller defolup gitmeli ki bu tartışmalar yapılsın ve sonuçlansın.
Birileri de artık demokratiklik oyunlarını falan bıraksın içlerinden geçeni dolambaçlı yollardan değil de açıkça söylesinler.
Daha doğru olmaz mı?
Hiç olmazsa herkes nerede duracağın daha rahat karar verir.
Bizlere şu an huzur içinde olduğumuz ortamı sağlayan kahramanlara sonsuz teşekkür ve başarı dileklerimi iletiyorum. Şehitlerimize Allah’tan rahmet yakınlarına sabırlar diliyorum.Nurlar içinde yatsınlar.
Türkiye’mizin tarihte olduğu gibi bu uğursuz problemlerin üstesinden geleceği inancıyla.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .