Ne kadar memleket sevdalıları varmış göreceğiz!..

Ne kadar memleket sevdalıları varmış göreceğiz!..

05.02.2015

Ne kadar memleket sevdalıları varmış göreceğiz!.. KIRŞEHİR geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı, Pazar günü de MHP lideri Devlet Bahçeli’yi ağırlayacak. Artık Türkiye 7 Haziran seçimleri atmosferine girdi bile… Cumhurbaşkanı’nın Kırşehir’de AKP’ye oy istediğini öne sürenler bir haftadır ülke gündemini oluşturuyor. Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırşehir mitingi ülke gündeminde. Cumhurbaşkanıyla, muhalefet liderleriyle, parti grup […]

Ne kadar memleket sevdalıları varmış göreceğiz!..

KIRŞEHİR geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ağırladı, Pazar günü de MHP lideri Devlet Bahçeli’yi ağırlayacak.
Artık Türkiye 7 Haziran seçimleri atmosferine girdi bile…
Cumhurbaşkanı’nın Kırşehir’de AKP’ye oy istediğini öne sürenler bir haftadır ülke gündemini oluşturuyor.
Yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Kırşehir mitingi ülke gündeminde. Cumhurbaşkanıyla, muhalefet liderleriyle, parti grup sözcüleriyle Kırşehir adı gündemde…
Kırşehir böyle bir gündemi oluşturdu. Siyasetçilerin ağzında Kırşehir var, medyada Kırşehir var…
Evet seçimler yaklaşıyor ya!
Kırşehir’den iki milletvekili seçilip Meclis’e gidecek ya!
Şimdi partilerde bir yoğunluk var!
Herkes partilerde “kim aday olacak?” diye merak ededursun, birileri kendini yeniden seçilmiş milletvekili olarak görüyorlar bile!
Neyse bizim böyle bir kaygımız ve beklentimiz yok!
Biz ve bizim çevremizde milletvekili adayı olacak, milletvekili seçilecek kimsemiz de yok, aday olmak için yola çıkacak bir yakınımız da yok!
Zaten bizde milletvekili olacak ne tip var, ne de yapı! Bizden bir şey olmaz! Biz de bunları bildiğimiz için siyasetten uzağız!
Milletvekili olmak kim, biz kim?
Bizim gibiler için zaten hayal!
Siyaset, ülke genelinde olduğu gibi, Kırşehir’de toplumun güvenine mazhar  oldukları bilinip, içine girdikten sonra elde ettikleri maddi ve manevi güç karşısında yollarını şaşıranların “kırk kulplu bir kazan, tut bir kulpundan sende  kazan!” anlayışıyla yapılmaya başladığından buyana ayağa düştü..!
Siyasete girmek, yürek ve çevre istediği kadar, “kalın bir cüzdan” da gerektiriyor.
Ya seçileceğiniz kente bol bol hayırlı yatırımlar yapacaksınız; ya da kendinizi seçmene tanıtabilmek, sevdirebilmek ve de bunu oya dönüştürebilmek adına en uzak köyden, en ücra beldeye kadar gezeceksiniz. Öyle otomobilinize atlayıp tek başınıza gitmek olmaz. Yarardan çok zarar getirir. Konvoyla gideceksiniz ki, vatandaş sizi önemsesin!
Eğer size gönül verenler varlıklıysa ne ala… Yoksa tüm otomobillerin benzinini doldurmak, eşlik edenleri yedirip içirmek de sizden. Araçları bayraklarla, afişlerle donatmak, adınızı beyinlere nakşetmek için binlerce broşür bastırmak da bu işin cabası.
Gerçi Türk halkı, gittiğiniz her yerde size kuzu çevirmeye kalkışsa da, ya da fakirse gözlemeyle ayran yedirip içirmeden salmasa da, zaman zaman çok katılımlı yemek davetlerine ev sahipliği etmek de var. Hele de adaylığınızı koyduysanız sadece siz değil, yedi kuşak akrabanız kesenin ağzını açacak demektir.
Bugünlerde Kırşehir’de siyasi partilerde aday adayları tek tek kendini tanıtmaya başladı. Kahvaltılar, yemekler gırla gidiyor!
Kendinde cevher görenlerin ne kadar çok olduğunu göreceğiz.
Ne kadar memleket sevdalıları varmış göreceğiz.
Vatan ve millet sevgisiyle dolu olanları da göreceğiz.
Hizmet aşkıyla, memleket aşkıyla yatıp kalkanları da göreceğiz.
Kırk parti değiştirdiğini unutup, iktidardan parsayı kapmak için ortaya çıkanları da göreceğiz.
Kırşehir’in tozlu, çamurlu yollarında gündüzleri gezmeyen, ama geceden sabaha kadar kimsenin olmadığı saatte tur atanları da göreceğiz.
Tabi partinin kurmayı bunları “partimin adayı!” diyerek açıklayacaklar, biz de bunları adam sanıp oy vereceğiz!
Ne yaparsın ki Türkiye’de siyaset böyle oluyor!
Kim lidere, partiye yalakalık yaparsa o aday gösteriliyor nasıl olsa!
Böyle siyaset dünyanın neresinde var bilmiyorum ama Türkiye’de ve Kırşehir’de maalesef böyle oluyor!
Seçimden seçime ortaya çıkanlar, Kırşehirimizi ve ülkemizi düşünenlerden, memleket sevdalılarından Allah razı olsun!
Onlar da olmasa halimiz nice olur ki!
Kırşehir ne yazık ki böylelerini seçtikleri için iki yakası bir araya gelmiyor ya olsun, “Benim adamım olsun da, çamurdan olsun!” mantığıyla hareket edildiği sürece böyle küçülmeye devam edecek.
Ama kimin umurunda ki!
Türkiye bölünüp parçalanıyormuş, Kırşehir küçülüp köye dönüyormuş kimin umurunda ki!
Koltuk, vekillik varken bunlar da neymiş ki!
Oysa siyaset ülke genelinde olduğu gibi Kırşehir’de de para değil, adam kazanma sanatı olarak varlığını sürdürmesi gerekirken, ekonomik güce, güç katmak amacıyla yapılır hale getirilerek sıradanlaştırıldı.
Kısacası siyaset, kısa yoldan köşe dönmek isteyenlerin rant kapısı olarak görüldü ve görülmeye devam ediyor. Siyasetin kulpundan tutarak kazanmış ve halen kazanmaya devam eden  bazı siyasetçiler gibi “tut bir kulpundan sende kazan”a dönüştü.
Bu sözü tenkit eden bir  kişiye karşılık, takdir eden binlerce kişi var.
Ülkede ve Kırşehir’de de, ne yapalım, nasıl yapalım, nasıl bir yol izleyelim ki bilerek, ya da bilmeden yanlışa devam  ederek hem kendilerini ve ailelerini, hem de ülkesini ve insanlarını darda ve zorda bırakan bu insanlara yollarının yanlış olduğunu anlatalım.
Bu millete yalanı anlatıyorsunuz.Ama doğruyu anlatamıyorsunuz ki!..
İşte en büyük sıkıntı burada bu millete doğruyu anlatabilmek. Doğruyu anlatmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu dünya alem bilir. Bildiği halde anlatmakta zorluk çeker.
Millet olarak bizim en önemli sıkıntımız doğruyu anlatamamak.
Neden peki?
Neden olacak?
Yalanı söylemek çok daha kolay olsa gerek.Tabii bu konuda uzman olmuş, maharet sahipleri olmuş siyasetçiler varken kim arar sorar ki doğruları!
“Ne zor şeymiş doğruyu anlatmak” diyerek kendimizi darda ve zorda bırakıyoruz. Aslında doğruyu anlatmak zor değil ve olmamalı. Ama ne yazık ki oldu bir kere. Nasıl oldu. Tabi ki bize bizim seçtiğimiz sevk ve idarecilerimizden oldu. İdarecilerimiz kendi çıkarlarını düşündükleri koltuk koruma mücadelesine girdiler.Bunu da nasıl başardıklarını sadece ülkemiz, Kırşehirimiz ve insanlarımız değil, bütün dünya alem biliyor.
Böyle olunca bir iyi verip, bin iyi alacağımız aziz milletimize, kötü verildi ve
görüldüğü gibi kötü alınır oldu.
İyi niyetle göreve seçilen bu zatı muhteremler kendi gelecekleri yerine ülkenin
geleceği olan nesli düşünselerdi her şey dünden ve bugünden daha güzel olacaktı. Bunlar ne yaptılar, görüldüğü gibi gelecek nesil yerine gelecek seçimleri düşünerek hem kendilerine hem de ülkesine ve insanlarına ihanet ettiler.
Kim bunlar ülke genelinde olduğu gibi halkın takdiriyle geldikleri ve getirildikleri makam ve mevkilerin gücünü kendi çıkarları için kullananlar.
Kırşehir’de halk bunları biliyor mu?
İş işten geçtikten  sonra “böyle geldi, böyle gider” dediler sıyrılıp çıktılar işin içinden…
Cennet vatanımız, ülkemiz ve insanlarımızın huzur ve güveni için asla böyle gitmemeli.
Peki öyleyse Kırşehir ve toplum olarak ne yapacağız, ya da yapmalıyız ki; düştüğümüz ya da düşürüldüğümüz bu yanlıştan dönerek ülkemizin, Kırşehir’in ve insanların sevk ve idaresini işinin ehli olanlara vereceğiz?
O kadar zor ve olmayacak iş değil. Yapılacak iş, izlenecek tek yol hatır gönül işinden vazgeçmektir. Canımız ciğerimiz olup ta işi geçmiştekiler ve günümüzdekiler gibi eline yüzüne gözüne bulaştırıp ülkeyi, Kırşehir’i ve insanları darda ve zorda bırakacaklara değil, düşmanımız dahi olsalar,  “aman borsa düşmesin ses çıkartmayın, istikrarı (!) bozmayalım!” diyenlere inat hala geçerliliğini koruyan ve özellikle bugünlerde bastıra bastıra birilerine hatırlatılması gereken Cumhuriyetimizin kurucusu, Dünya lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e ait olan “vatan mevzu bahisse gerisi teferruattır” sözü çıkış noktamız olacaktır, olmalıdır.
Bu olur mu, olur. Kimlerle olur. Özü ve sözü  bir kimlikli, kişilikli idealist vatan evlatlarıyla olur. Ülkemizde, Kırşehirimizde bu sözü edilen yiğitler var mı, hem de çok var!
Kırşehir demokrasiye inanmış, demokrasi uğruna ilçeliğe indirilmiş, inandığı davadan asla vazgeçmemiş, göğsünü siper etmiş insanların yaşadığı “demokrasi kalesi” bir ilin adıdır.
Kırşehir demokrasiyi  yüreğinde hisseder, dürüsttür ve yiğittir. Asla eğilmez ve bükülmezler.
Eninde sonunda Kırşehir’e ve Kırşehirliye çalışıyorum aldatmacasıyla kendine çalışan Kırşehir’deki seçilmiş ve atanmışlardan kurtulacaktır.
Kırşehir insanı ne zaman gerçekleri görür, idrak eder, silkinip kendine gelirse, adam gibi adamları seçip gönderirse bu sahipsizlikten kurtulur diye düşünüyorum.
Yoksa yukarıda da belirttiğim gibi kendinden başkasını düşünmeyenleri partinin kurmayları getirip önümüze koyar ve “adayımız bu!” derse, afedersiniz bizi kaz yerine koyarlarsa, biz de onları seçip Meclis’e gönderirsek, böyle sürünüp gitmeye, ağlayıp vızırdamaya devam ederiz.
Gerisi mi fasa fiso!..

 

Biraz da gülelim!
Arslanın biri yaralanmış. Bir ağaç altına oturup yarasını yalarken yanına bir tilki sokulmuş:
– Aman arslan baba demiş, geçmiş olsun. Ağır yaralandığını duydum da koşup imdadına geldim. Ceylan istiyorsan yakalayıp getireyim, düşmanların varsa kırıp geçireyim. Sen sağ ol da sadece emret.
Arslan bıyık altından gülümseyerek:
– Teşekkür ederim. Benim yaram herhalde geçecek ve ben bu yaradan ölmeyeceğim ama, senin şu sözlerin yok mu, işte asıl o beni öldürecek.

 

Sevdiğim bir söz!
Cesareti olmayan adam, keskin kenarı olmayan bıçağa benzer.
Benjamin Franklin

 

 



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .