Ne çok sövdürüyorsunuz kendinize

Ne çok sövdürüyorsunuz kendinize

26.05.2016

Öteden beri yazıyorum, onur üzerine, şeref üzerine, insan üzerine, ülke üzerine; kimi kez aşk üzerine. Yazmak yıllar öncesinde kitaplarını keyifli okuduğum yazarların bana bıraktığı bir iz, bir heves, karanlığı bir aydınlığa çıkarma olayı. Kırşehir’de sosyal ve siyasal anlamda bir çok gelişmelere tanık oldum. Hatta bu gelişmeleri bire bir yaşadım. Yaşamsal ve yazınsal hayatımı etkileyen en […]

Öteden beri yazıyorum, onur üzerine, şeref üzerine, insan üzerine, ülke üzerine; kimi kez aşk üzerine. Yazmak yıllar öncesinde kitaplarını keyifli okuduğum yazarların bana bıraktığı bir iz, bir heves, karanlığı bir aydınlığa çıkarma olayı.
Kırşehir’de sosyal ve siyasal anlamda bir çok gelişmelere tanık oldum. Hatta bu gelişmeleri bire bir yaşadım. Yaşamsal ve yazınsal hayatımı etkileyen en aydınlığa muhtaç bir gelişme, ne de siyasal bir gelişme olmuştur. Siyasette, iktidar olmanın getirdiği güç ve muhalif olmanın verdiği hantallıklar, halkta olduğu gibi benimde umudumu kıran, doğrularımı yoran ve tüm çabaları kayıtsız bırakan toplumsal tutumların en net gerçeğidir desem yeridir.
Kırşehir’in, hani o hepimizin bildiği kronik siyasal başarısızlık kaderini: önceleri çokça sorarken kendime ”niçin şehir olarak gerideyiz” diye, cevabını bulmakta açıkça zorlanıyordum.
Düşünün bir kentte tarihten beri bir hantallık söz konusu, o hantallığın nedeni siyaset dünyası ve şehrin ilerlemesine öncülük etmek isteyenlere vurulan tırpan, bugün dahi hala biçiyorlar umut erlerinin köklerini, şu ahlaksız adamlar.
İktidar siyaseti, kendi dünyalarının o parlak mekânlarında hiç kaygısız bir ömürle sürdürürken, Kırşehir’de muhalefetin sürekli bir biçimde didişen, birbirini yaralayan ve alkol masalarında yarattıkları sorumsuzluk, ne yaşamı, ne kenti, ne de siyaseti çekilir kılıyor. Ve doğal olarak yoruluyor bir kent, bir hayat ve bir ülkeyi güzelleştirmek isteyen bütün güzel insanlar. Güzel insanlar bir kıyıda, çirkin olan ne varsa her biri bataklıktan toplanıyor. Ne çok yolumuzu değiştirsek de, bulaşmasın diye güzelliğimize, yinede bataklık sineklerinin istilasına uğruyoruz.
Bu şehirdeki özgürlükçüler özgütçü,
Ahlak naraları atanlar alkolik, cinsiyetçi, sevişgenci,
İmana, dine boyanmışlar şeytancı,
Liderler, en pahalısından nefisçi,
Adaleti savunanlar, kasacı,
Emek şovmenliği yapanlar, terci, gaspçı,
Vatan savunmaya kalkanlar, dün iktidarcı, bugün apocu, yarın muhalefetçi,
Kısaca nerede adam vasfını yitirmiş var, baş tacı (!) ; biliyoruz ki alayı da ihanetçi, rantçı, etekçi, bacakçı, içkici, köpekçi. Yaşamın içine ne çok tükürüyorsunuz, ne çok kırıyorsunuz insan umutlarını ve ne çok sövdürüyorsunuz kendinize, ben bütün bunları yazıp sizi ve kirlettiğiniz bir kenti düşünürken.



YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

R.Avsar

Sevgili Deniz bahsettigin insanlar bizim icimizde cikti en az onlar Kadar,onlara firsat veren bizlerde sucluyuz.Bos yere küfürbaz olup etegini yormaya gerek yok,hangi yolu kapatirsan kapat onlar yine cikacak delik bulurlar.

30.05.2016, 10:14
Eftal Ceritoğlu

Sevgili hemşehrim için yanarak yazdığını hissettim onun içinde dertleşmek istedim. Özellikle biz Türkler doğduğumuz toprağa kendimizi borçlu hissederiz ve birşeylerin düzelmesini arzu ederiz siyasal görüşü ne olursa olsun abi istisnalar vardır. Başka gelişmiş bölgede yaşıyorsak hep memleketle kıyaslarız oraları. Neden arzu ettiğimiz yerde değiliz sosyolojik tarihi ve derin bir konu fazlada merak edeni yok gibi uzun uzun tartışılacak konu suçlamadan kavga etmeden birbirimizi anlayarak saygı duyarak önce konuşabilmeliyiz bunuda sizler başlarmalısınız. Başarılar.

01.06.2016, 22:54

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .