NASIL KAZANDIK, NASIL KAYBEDİYORUZ?

NASIL KAZANDIK, NASIL KAYBEDİYORUZ?

29.08.2017

TÜRK milletinin ölümsüzlüğünü taçlandıran 30 Ağustos’u kutluyoruz. Bugün aldığımız nefesi Büyük Taarruz’a borçluyuz. Bugün yaşıyorsak, bunu bu milletin kadını, erkeği ve çocuğuyla topyekun ayağa kalkmasına borçluyuz. Bu bir milletin ordulaşmış hâliydi. 95. yıl… Özellikle sosyal medyadan hemen herkesin kutladığı, ancak neyi kutladığını bilmeden Zafer Bayramı’nı kutlayan insanlar… 30 Ağustos’un neyin zaferi olduğunu bilmeyen milyonların yaşadığını […]

TÜRK milletinin ölümsüzlüğünü taçlandıran 30 Ağustos’u kutluyoruz.
Bugün aldığımız nefesi Büyük Taarruz’a borçluyuz.
Bugün yaşıyorsak, bunu bu milletin kadını, erkeği ve çocuğuyla topyekun ayağa kalkmasına borçluyuz.
Bu bir milletin ordulaşmış hâliydi.
95. yıl…
Özellikle sosyal medyadan hemen herkesin kutladığı, ancak neyi kutladığını bilmeden Zafer Bayramı’nı kutlayan insanlar…
30 Ağustos’un neyin zaferi olduğunu bilmeyen milyonların yaşadığını üzülerek söylemekteyim.
Türk tarihini 250 sayfaya indiren bedava okul kitapları ve öğretmeni olduğu dersten bir haber olan hocalar sayesinde halkımız, milli şuurdan ve milli tarihten uzak kalmıştır.
Tarihimizden uzaklaşma, öyle kendi kendine olmamıştır.
Milli mücadelede önemli bir yeri olan, demokrasi gazisi ilimiz Kırşehir’de 30 Ağustos kutlanacak, yine protokolün içine sıkıştırılmış klasik konuşmalarla…
Kırşehir’de farklı olarak Atatürk Heykeli şahlanmış at nüvesine yakışır şekilde şehrimizin kalbindeki yerinde kutlamalara dahil olarak açılacak ve törenlere hazır Kırşehirlileri karşılayacak.
Atatürk’ün 30 Ağustos’la kazanarak kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nde değişen adalet ve özgürlük kavramı ile milli değerlerimiz sadece söylevlerden öteye gitmeyen bir durumda.
Mustafa Kemal’in gerçek askeri olmak istiyorsak; AKP’yi, MHP’yi, CHP’yi tarihe gömüp, İkinci İstiklâl mücadelesini başlatıp, kazanmamız gerekmektedir. İkinci İstiklâl mücadelesinden sonra Mustafa Kemal’in reel askerleri olmayı hak edeceğiz. Yoksa bir avuç güruhun elinde yasaklarla, ambargolarla yaşamaya devam edeceğiz.

YABANCILAŞMA SÜRECİ
22 Ağustos 1942 yılında Kırşehir’de doğan usta yazar Uğur Mumcu’nun 30 Ağustos 1992’de kaleme aldığı yazıyı hatırlatıyorum:
“Bugünler, Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın neden yapıldığını, Kurtuluş Savaşı önder kadrosunun neyi amaçladığını, ‘Kuva-yı Milliye’nin ne olduğunu, hangi ayaklanmaların yaşandığını, bütün bu olaylar içinde silahlı kuvvetlerin ne gibi konum ve işleve sahip olduğunu yeniden anlamanın ve anlatmanın zamanıdır. Çünkü son yıllarda ve özellikle son günlerde Kurtuluş Savaşı’na karşı yabancılaşma süreci yaşanıyor. Devleti devlet, orduyu ordu, halkı halk, cumhuriyeti cumhuriyet, devrimi devrim yapan o görkemli savaş küçümseniyor. Kurtuluş Savaşı’nda ordu, bir avuç ulusal kurtuluşçu subay ve ‘Kuva-yı Milliye’ adı verilen sivil örgütlerce oluşturulmuştur. Kurtuluş Savaşı, ‘asker-sivil-aydın halk’ üçlüsü ile örgütlenmiş ve kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşı, birçoklarının sandığı gibi kökeninde “asker cumhuriyeti” değil, sivil örgütlenme biçimi olan ‘Kuva-yı Milliye’ örgütleri ve 1921 Anayasası’nda yer alan ‘Vilayet ve Nahiye şuraları’ yer alır. Ne yazık ve acı ki Türkiye, yeniden emperyalizm ve kapitalizmin boyunduruğuna girdi. Körfez savaşında bölgeye egemen olan ‘yenidünya düzeni’ Türkiye’de hemen yandaşlarını ve sözcülerini buldu; ideolojik ve siyasal bombardıman başladı. Kurtuluş Savaşı’na, Atatürk’e ve cumhuriyete karşı saldırılar bu yüzden yoğunlaştı. 30 Ağustos, ‘emperyalizme ve kapitalizme karşı’ Türk halkının ordusu eliyle kazandığı büyük utkudur. Ulusal bağımsızlıkçılar; 30 Ağustos Bayramı hepinize kutlu olsun.”

Her zaman eleştirdiğim “Bağımsız Türkiye” söylemleri yerine, “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” diyebilseydik, Türk, Kürt, Çerkez, Laz gibi ifadelerle sınıflandırmak esas bölmektir. Türk milleti ifadesiyle ‘TEK’ olduğumuzu göstereceğimiz günleri görmek istiyorum.
26 Ağustos’ta başlayan ve 30 Ağustos’ta biten Büyük Taarruz ile Anadolu zafere kavuştu.
20 yıl geçmedi, o müthiş mücadeleyi veren millet, satın alınmış yönetimlerce yeniden Tanzimat ve yeniden sömürüyü tattı.
Bağımsızlığını kaybetti, topraklarını kaybetti, madenlerini kaybetti, işini aşını, kültürünü kaybetti.
Şimdi yeniden TAARRUZ zamanı!
30 Ağustos’un 95’inci yıldönümünde kabullenemeyişin sonucu olarak yüreğimden dökülenleri Kırşehirlilerle paylaşıyorum:

 

Ağlamak istiyorum
Onun gözlerine her baktığımda
Olmamalıydı böyle
Seninle kurduklarımız yıkılmamalıydı
İlmek ilmek, adım adım gerçekleşti her şey
Ama…
Diyorum böyle olmamalıydı
Bu kadar güzel şeyler yok olmamalıydı
Beyinlerde unutulmamalıydı

Ağlamak istiyorum
Haykırmak belki de
İsyanım önce kendime
Ellerim bağlı
Uzandıkça kırılıyor her yerden
Anlatmak…
Evet, anlatmak kime, neyi, nasıl…
Soruyorum, sorguluyorum
Olmuyor, hiçbir şey değişmeyecek endişesi

Ağlamak istiyorum
Yaptıklarının yok oluşuna
Üstelik kendi ellerimizle
Körelmiş beyinlerle dolu
İnsan yığınları var önümde
Bilmiyor, bilmek istemiyor
Anlamıyor…

Gurur…
Türk’ün ölümsüzlüğünü taçlandıran
Kutlu ve gurur dolu bir günümüz var
95 yıl önce elde edilen gururu
Şimdi kimlerin ellerine verdik
Kimlere gebe olduk
Kendi kendimizi hiç ettik
Gururlu, ama buruk bir his
Benliğimi sarmış dün de, bugün de
Ama yarın olmasın
Bu gururu, yine gururla yaşayalım

30 Ağustos…
Ne anlatıyor
Ne hissettiriyor
Buruk bir gurur…
Zafer Bayramımız kutlu olsun

Gülnaz CEYLAN



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .