MUHARREM USTA’YI YİNE UNUTTUK!

MUHARREM USTA’YI YİNE UNUTTUK!

03.12.2018

3 Aralık günü yine yoksul ve sessizce aramızdan ayrılan MUHARREM USTA’YI YİNE UNUTTUK! “Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş’ın babası, ünlü bozlakçı Muharrem Ertaş, 34 yıl önce 3 Aralık 1984 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Bozlak ve Türkülerin Usta Sesi ve Bozkırın Tezenesi Olarak Bilinen Muharrem Ertaş, Ölümünün 34. Yıldönümünde Kırşehir’de hiç.ir şekilde anma programının düzenlenmemesi onu sevenleri bir […]

3 Aralık günü yine yoksul ve sessizce aramızdan ayrılan

MUHARREM USTA’YI YİNE UNUTTUK!

“Bozkırın Tezenesi” Neşet Ertaş’ın babası, ünlü bozlakçı Muharrem Ertaş, 34 yıl önce 3 Aralık 1984 tarihinde aramızdan ayrılmıştı.
Bozlak ve Türkülerin Usta Sesi ve Bozkırın Tezenesi Olarak Bilinen Muharrem Ertaş, Ölümünün 34. Yıldönümünde Kırşehir’de hiç.ir şekilde anma programının düzenlenmemesi onu sevenleri bir kaz daha üzdü.
Kırşehir Kültür ve Turizm Müdürlüğü başta olmak üzere hiçbir kurumun Muharrem Ertaş’ı anmak için bir çalışma içine girmemesi dikkat çekerken, Muharrem Ertaş’ı sevenleri, yakınları dün Bağbaşı Mezarlığı’nda oğlu Neşet Ertaş’la yan yana olan mezarını ziyaret ederek dua okudular.
Muharrem Ertaş, 1913 yılında başlayan 1984 yılında sona eren yaşamında türkülerle dolu, ama zaman zaman yokluklarla bir ömür geçirmişti. Bu dünyaya bıraktığı hoş seda ise yanık sesiyle söylediği bozlaklar, Türk Halk Müziği repertuarına bıraktığı onlarca eser olmuştu. Kırşehir ve çevresinde çok sevilen Muharrem Ertaş’ın oğlu Neşet Ertaş da babasından miras kültürü yaşatmaya çalışıyor.
MUHARREM ERTAŞ KİMDİR:
Neşet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş 1913 yılında Yağmurlu Büyükoba köyünde başlayan yoksul ve çileli hayatı, Kırşehir’in Bağbaşı Mahallesindeki yoksul gecekondulardan birinde noktalandığında 71 yaşındaydı.
Ömrünün neredeyse tümünü çalıp çağırarak geçiren Muharrem Usta’nın bütün bir hayatı bir bakıma bu iki kelimede saklı: “Çaldı ve söyledi.”
Musiki kültürümüzün en orijinal ve sanatkarane örneklerini içeren hususi repertuarı ve icra üslubu üzerine değil akademik çalışmalar yapılması, ciddi bir makalenin bile yayınlanmadığı göz önüne alınırsa, ülkemizde Muharrem Ertaş’ı derli toplu değerlendiren elinizdeki yayın olduğu söylenebilir.
Muharrem Ertaş zurnacı Kara Ahmet ile Ayşe Hanım’ın 5 çocuğundan biri dedelerinin deveci kabilesi mensup olduğu ve Horasan’dan gelip Kırşehir’in Yağmurlu Büyükoba köyüne yerleştiğini daha sonra bir tek kişi (Yusuf Usta) hariç, bu köyün tamamını 1940 lı yılların başında Kırşehir’in Bağbaşı Mahallesine göç ettiğini biliyoruz. Henüz 7-8 yaşında iken ilk bağlama derslerini aldığı dayısı Bulduk Ustadan sonra, Muharrem Ertaş’ın asıl ustası bu Yusuf Ustadır. Yusuf Usta yöresinin anonim ezgilerinin yanı sıra, daha çok Toklumenli Aşık Sait’in (1835-1910) şiirlerini ustaca çalıp söyleyen ve bütün bunları Muharrem Ertaş’a da öğreten yörenin en ünlü saz ustalarından biridir.
Muharrem Ertaş o günleri şöyle anlatıyor:
“Çalıp söyleme merakım küçük yaşlarda başladı. Bulduk adındaki dayımın çok güzel sesi vardı. Bir köyde türkü söyledi mi diğer köyde dinlenirdi. Hatta seferberlikte asker kaçaklarını yakalamak için subaylar dayımı yanlarına alıp köy köy dolaşırlarmış. Dayıma türkü söylettirip kendileri de pusuya yatarlar ve dayımın sesine dağlardan köye inen kaçakları yakalarlarmış. Derken Yusuf Usta beni çok severdi, merakımı görünce beni yanına aldı her gittiği yere götürdü. Düğünler de, bayramlarda, eğlencelerde yanından ayırmayarak ustalarından öğrendiğini bana da öğretirdi. Yedi yıl O’nun la çalıştıktan sonra artık tek başıma çalıp söylemeye başladım.”
İlk karısı Hatice Hanım’ın kısa bir süre sonra vefatı üzerine evlendiği ikinci karısı Döne Hanım’dan Necati, Neşet, Ayşe ve Nadiye adında dört çocuğu olur. Daha sonra Döne Hanım’da vefat eder ve bir düğün için geldiği Yozgat’ın Kırıksoku köyünde kader karşısına Arzu Hanım’ı çıkarır.
Bu son evliliğinden Ekrem, Ali, Muharrem ve Cemal adlarında dört çocuğu daha olur ve ömrü, yöresel tabirle sekiz baş horantaya ekmek parası kazanmak uğruna son derece zor ve kötü şartlarda çalışıp çırpınmakla geçer.
Muharrem Ertaş’ın adı bir TV programında okuduğu sözleri Dadaloğlu’na ait ünlü ‘Avşar Bozlağı’ ile yurt genelinde duyulur. Bu öyle bir okuyuştur ki şimdiye kadar saz çalıp okuyanların hiç birine benzememektedir. Tok ve davul gibi gümbürdeyen, ama alabildiğine duygulu bir divan sazı eşliğinde; tiz, gür, parlak ve bir o kadar da içli ve yanık bir sesin okuduğu, bir buçuk oktavı aşan ses genişliğine sahip bir Dadaloğlu gürlemesi:
Kalktı göç eyledi avşar elleri
Ağır ağır giden eller bizimdir
Arap atlar yakın eyler ırağı
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir

Repertuarındaki diğer eserler de kimsenin bilmediği, söylemediği, bilenlerin ise asla bu derece güzel ve etkileyici okuyamayacaklarını itiraf ettikleri türküler, bozlaklar, ağıtlar ve halay havaları…. Her biri tümünün en güçlü ve orijinal örnekleri…
Muharrem Ertaş, 1970’li yıllardan itibaren, o yıllarda büyük bir şöhrete sahip olan ‘Neşet Ertaş’ın babası Muharrem Ertaş’ olarak ismi daha çok duyulur olmuş fakat hiçbir zaman layık olduğu gerçek şöhrete erişememiştir. O şan şöhret için, büyük paralar kazanmak için sanat yapan biri olmadığı hiçbir zaman, olamazdı da. Çünkü çalıp söylemek, O’nun için doğal yaşam biçimiydi.
Muharrem Ertaş, 1984 yılının 3 Aralık’ında 71 yaşında hayata gözlerini yummuştu.
“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi olarak Muharrem Ertaş’ı bir kez daha rahmetle, saygıyla anıyor, ruhu şad, Mekânı cennet olsun diyoruz. (HABER: BEYHAN BALLI)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .