Merhaba…

Merhaba…

10.10.2018

Adım Gazi Baran, “Orda Bir Köy KURANCILI” kitabının yazarıyım. 1962 Kaman Kurancılı doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Kurancılı’da, liseyi Kaman’da, üniversiteyi Ankara’da Gazi Üniversitesi İstatistik Bölümünde bitirdim. Ardından Devlet İstatistik Enstitüsü’ne (şimdiki TÜİK) istatistikçi kadrosunda girerek Ankara ve çeşitli bölgelerde otuz yıl görev yaptım. Ekim 2015’te emekli olup Kurancılı’ya yerleştim. Kurancılı Sanatevi’nin de başkanıyım. Yazınsal […]

Adım Gazi Baran, “Orda Bir Köy KURANCILI” kitabının yazarıyım.
1962 Kaman Kurancılı doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Kurancılı’da, liseyi Kaman’da, üniversiteyi Ankara’da Gazi Üniversitesi İstatistik Bölümünde bitirdim. Ardından Devlet İstatistik Enstitüsü’ne (şimdiki TÜİK) istatistikçi kadrosunda girerek Ankara ve çeşitli bölgelerde otuz yıl görev yaptım. Ekim 2015’te emekli olup Kurancılı’ya yerleştim. Kurancılı Sanatevi’nin de başkanıyım.
Yazınsal anlamda okumayla ilgim ortaokul sıralarında başladı. Okudukça yazmaya da ilgi duydum. Çeşitli gazete ve dergilerde yazdıktan sonra son iki yılda iki de kitap çıkardım (İlki 2017’de İnsancıl Yayınlarında çıkan “İçimde Açan Çiçek” adlı deneme kitabımdır). Bunları gören, haber yapan “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi” köşe yazarı ve yöneticilerinden Salih Güner bey gazeteye, gerek Kurancılı kitabının içindekilerden gerekse gündeme ilişkin konulardan yazabileceğimi söyledi. Bu öneriyi sevinçle karşıladım. Çünkü “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi, 42 yıllık yayın yaşamıyla Kırşehir yayın dünyasında saygın ve doldurulamaz bir yeri vardır. Bu ailenin içine girmek bana onur ve kıvanç veriyor. Teşekkür edip sizlere merhaba diyorum…
Mizah önemlidir. Bunun önemini kitap ve yazılarından hep yararlandığım Şevket Güner’in gazetenin web sitesindeki “Şu Tarihi Sözler Unutulur mu?” başlıklı yazısını okuyarak bir kez daha anladım. Bu yazıyı sizlerin de okumasını öneririm. Mizah deyince bugünlerde ülkeyi yönetenlerin sıkıştıklarında dillerine doladıkları Kurtuluş Savaşı kahramanlarımızdan İsmet İnönü’ye söylenenleri unutamayız. Çizer Zafer Temuçin, Cumhuriyet Gazetesinde çıkan aşağıya koyduğum bir karikatürü ile İnönü’nün ağzından yanıt veriyor. İşte bu mizahın gücüdür. Az söz ya da çizimle çok şey anlatmaktır.

Karikatür: Zafer Temuçin, Cumhuriyet Gazetesi, 9 Ekim 2018, s.4

Söz İnönü’den açılmışken 1940’lı yılların açlık ve yoksunluk yılları olduğunu da biliyoruz. Ama bağımsız, onurlu, başı dik bir ülkeydik. Öte yandan dünyanın örnek aldığı Köy Enstitüleri de bu yıllarda atılıma geçti.
“Orda Bir Köy KURANCILI” kitabıma (Ürün Yayınları, Ankara, 2018, 418 s.) koyduğum 90 yaşlarında kendisiyle söyleşi yapılan şimdi rahmetli Gülüzar Tekeli bu yoksunluğu kendine özgü şu sözlerle anlatıyor (Gülüzar Tekeli ile yapılan bu söyleşi tam metni, “Ahmet Günşen’in Kırşehir Yöresi ve Ağızları, TDK Yay., Ankara, 2000” kitabında yayınlandı):
“- anam, babam ırahmetlik aç galmışlar da hâbeyi almış getmiş. bi arpa var ımış. alayını gırmış, hâbeye doldurmuş. getirmiş eve, içeri getirememiş, duvardan atmış, duvardan. gazana gomuşlar, gaynatmışlar, havlıya sermişler. gurutmuşlar. götürmüşler dârmende çekmişler, el dârmeninde. başını pilav bişirmişler, altını da şöle şöle bazlama idmişler. bi de esger, şey misâvir gelmiş. ne anam eletebilmiş ortalâ, ne emmimin garısı. Utanıyollar mış. ortıya getirememişler. misâvir dimiş ki, getirin bacılarım, biz de öleyik, biz de öleyik, dimişler.”
“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi yazarları… okurları… artık ben de aranızdayım…
Merhaba…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .