MEHMET AKBAYIR’IN ARDINDAN…

MEHMET AKBAYIR’IN ARDINDAN…

27.04.2015

Yılmaz YILMAZ 23 Nisan 2015 Perşembe günü sabah erken saatlerde geçirdiği kalp krizi sonucu kaybettiğimiz hem öğrencim, hem de akrabam merhum Mehmet’in hayatı tam rahat edeceği bir dönemde, emekliliğine 5-6 ay kala sona erdi. Okuldaki günlerimizden önce tanıdığım için hakikaten çalışkan, güler yüzlü, her işe koşan, beyefendi bir insandı. Okulun, (Ticaret Lisesi’nin) ilk yıllarında sevgili […]

Yılmaz YILMAZ
23 Nisan 2015 Perşembe günü sabah erken saatlerde geçirdiği kalp krizi sonucu kaybettiğimiz hem öğrencim, hem de akrabam merhum Mehmet’in hayatı tam rahat edeceği bir dönemde, emekliliğine 5-6 ay kala sona erdi.
Okuldaki günlerimizden önce tanıdığım için hakikaten çalışkan, güler yüzlü, her işe koşan, beyefendi bir insandı. Okulun, (Ticaret Lisesi’nin) ilk yıllarında sevgili eşi Hülya ile başlayan çocukluk aşkını, kimseye hissettirmeden yürüttü. Öğretmen fark eder ya, ben de bu arkadaşlığı fark ettim. Bundan haberim oldu. Sonucu evliliğe kadar gitti. Aslan gibi ikisi erkek, biri kız 3 çocuğu oldu. Hem Belediye’de çalıştı, hem de eşi ile baba mesleği olan lokantacılığın güzel bir örneğini Kale eteğine Sırkale ismiyle açtı.
Lokanta açılıncaya kadar o zaman bu kadar çiğköfteci yokken, çiğköfte yapıp, satardı. Düğün ve cenazelerin vazgeçilmez aşçısı idiler. Karı-koca o güler yüzleri ile lezzetli yemekleri ile çok insanın karnını doyurdular. Ölmeden bir gün evvel, çarşıda karşılaştım. Hemen ceketinin önünü kavuşturdu. Selamlaştık, hatır sorduk. Son zamanlarda kilo da almıştı. Ama çok zor ve meşakkatli çalışıyordu. Dile kolay her gün 4’te, 5’te dükkanı aç, kelle paça başta olmak üzere 4-5 çeşit çorbayı eşiyle beraber yap. Sabah 8’de mesaiye git. 5’te iş çıkışı gel, dükkanın alışverişini yap. Her insanın yapabileceği iş değildi. Halamın kızı, annesi merhum Nermin ablam da böyle çalışkan ve gayretliydi.
Sözün sonu, çok erken 49 yaşında kaybettiğimiz rahmetli Mehmet’i zaten anlatmamayım. Belki sizler de iyi tanıyorsunuz.
Bir, iki husus var ki söylemeden geçemeyeceğim.
Sabah eşinin ifadesi, ambulansın erken gelmediği yönünde. Elbette o kriz geçirenin başında dakikalar geçmek bilmez.
Ambulansların hareket ve vaka mahalline varışları, ihbar saatleri kontrol ediliyor mu? Sabah çok erken trafik yok. Bir ambulans Kale eteği-Polisevi karşısına kaç dakikada gelir veya gelmelidir?
Defin için Bağbaşı Mezarlığı’na cenaze aracı ve Zabıta minibüsü girmiş. Kapıdan eşi, kızı, ablaları ve gelinini taşıyan en çok iki araç içeri alınmamış. O bayanların durumu içler acısı idi, ben utandım. Mezar yeri en tepede, eşi ve ablalarının kollarına ikişer bayan girmiş adeta sürüne sürüne o yolu ağlayarak çıkıyorlar.
Kurallar bu kadar mı katı!
İki araç bayanın yukarı araba ile çıkması ne zarar verir? İnsanlara bu acılı günlerinde bu eziyet niye?
Ankara ve İstanbul’da mezarların başına araçla gidiliyor. Bir şey mi oluyor? Sadece bayanlara bu iznin verilmesi bu kadar mı zor?
Eşinin ifadesi ertesi günü, yani Cuma günü sabah 7’de mezarlığa gittiğini, yine kapıdan giremedikleri yönünde. İlaçla ayakta zor duran eşinin aynı yolu tırmanması… Ağıt-figan…
Bu eziyet bana yanlış geliyor. Kimse gezmeye, eğlenmeye kabristana gitmez. Acılı insanlara hoşgörü ve tolerans şart. İnsanların acılarını katlamaya, artırmaya kimsenin hakkı yok.
Mehmet, geri gelmez. İnşallah eşi birlikte kurdukları lokantayı çalıştırmaya devam eder. Lezzetli ve temiz ev yemeklerinden mahrum bırakmazlar…



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .