”Kürt Sorunu” diye bir sorun yoktur! (1)

”Kürt Sorunu” diye bir sorun yoktur! (1)

15.08.2015

”Kürt Sorunu” diye bir sorun yoktur! (1) (X) Böyle bir sorun uydurmadır. Yapaydır. Sorun sözcüğü çözülmesi gerekli olan problem anlamındadır. Bu tamlamayı, Sevr Anlaşması’nı yürürlüğe koymaya çalışan Batılıların istemi, iradesi, planı, programı doğrultusunda yerli işbirlikçiler, hainler uydurdular, bin yıldır olmayan bir uydurma sorun varmış gibi gösterildi. İşsiz, aşsız, sosyal güvencesiz, cahil cühela takımını kullanan terör […]

”Kürt Sorunu” diye bir sorun yoktur! (1)
(X)

Böyle bir sorun uydurmadır. Yapaydır. Sorun sözcüğü çözülmesi gerekli olan problem anlamındadır. Bu tamlamayı, Sevr Anlaşması’nı yürürlüğe koymaya çalışan Batılıların istemi, iradesi, planı, programı doğrultusunda yerli işbirlikçiler, hainler uydurdular, bin yıldır olmayan bir uydurma sorun varmış gibi gösterildi. İşsiz, aşsız, sosyal güvencesiz, cahil cühela takımını kullanan terör ağaları bu yolda onbinlerce yurttaşımızı katlettiler. Kalkınmada harcanacak paraların terör nedeniyle harcanmasına neden oldular. Milyarlarca dolar para terörle mücadele de harcandı. Terörün öncüleri, siyaset ağaları da, bir eli yağda, bir eli balda yaşadılar ve yaşıyorlar.Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden yüksek düzeyde aylık alıp onu yıkmaya çalıştılar, çalışıyorlar.Terörün liderleri Kuzey Irak’ta Avrupa ülkelerinde bir kaç karı ile birlikte lüks hayatlarını sürdürdüler, sürdürüyorlar.
Ne demişti Ziya Paşa:
…Evvel yoğidi işbu rivayet yeni çıktı
Milliyeti nisyan ederek her işimizde
Efkârı Firenge tebaiyet yeni çıktı.
Eyvah, bu baçizade bizler yine yandık,
Zira ki, ziyan ortada,bilmem ne kazandık!
”Kürt Sorunu” diye bir sorunun gerçekte olabilmesi için:
Güney Doğu’da, Doğu Anadolu’nun kimi yerlerinde, İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Mersin’de, Adana’da… yaşayan bu kökenden yurttaşlarımızın aşağı görülmesi, horlanması, tahkir ve tezyif edilmesi, ötekileştirilmesinin bir gerçek olarak hayatta görülmesi lazım. Sosyal, hukuki, ekonomik, kültürel hayatta, siyasi hayatta ezilmeleri ve bir takım haklarından yoksun bırakılmaları lazım.
Vaktiyle ABD’de zencilere uygulanan yok etme, ezme, birtakım haklardan yoksun bırakılma politikalarının uygulanması lazım. Yüzyıl önce Batı’da parklarda ve bahçelerde, lokantalarda ”Çinliler ve Zenciler giremez”yazıları varmış!
Bir Devletin sınırları içerisinde yaşayan bütün insanlar aynı haklardan yararlanıyorsa o ülkede ”köken”e dayalı sorun yoktur. Ülkemiz de, Kürt, Laz, Çerkez, Rum, Ermeni… hangi kökten olursa olsun her yurttaş aynı haklardan yararlanır.
Anayasamızın eşitlik ilkesi açıktır: Din, mezhep, ırk, soy, sop, dil, felsefi kanaat, bölge farkı yaratılamaz. Gözetilemez. Hangi kökenden olursa olsun, her yurttaş, öğretmen, öğretim üyesi, hakîm, savcı, doktor, iş adamı, siyasetçi, bakan, başbakan, hariciyeci, Yargıtay üyesi, astsubay, subay, kurmay subay, general, cumhurbaşkanı… olabilmektedir. Her yurttaş, sınırsız kazanç, sömürü…hürriyetine de sahiptir.
Güneydoğu’da yaygın olduğu gibi toprak ağalığı, tarikat şeyhi, şeyh, seyit, siyaset ağalığı da serbesttir!
Siyaset ağalarının bazılarının 40-50 köyü vardır. Bu da serbest!
Güçlü Türkiye’yi milli birlik içerisindeki ülkeyi yutmanın mümkün olmadığını bilen emperyalistler, parçalanmış bir Türkiye istemektedirler. Lokmalara bölünmüş bir somunu danalar, kuzular kolay yer! Ayılar da!…
Türkiye somununu lokmalara bölmek istemektedirler. Eski bir Çin siyasetidir: ”Böl ve hükmet, yut.”
Bölünerek, parçalanarak büyüyen, gelişen, kalkınan, güçlü bir şekilde yaşayan ülkeleri tarih yazmamıştır! Güneydoğu, o kadar küçülür ki, İsrail bile yutar!
Dokuzuncu Cumhurbaşkanı, aynı zamanda büyük fikir ve düşünce adamı olan Süleyman Demirel’in güzel, yerinde bir tespiti vardır:
”Zenginliği, rahatlığı bir tarafa iterek, zayıflığa, fukaralığa talip olmak akıl kârı değildir.”
Özerklik, federasyon isteyenlerin aklından şüphe ederim. Özerklik bölünme demektir. Artık geri dönüşü olmaz. Olsa olsa ABD’ye, AB’ye yem olmaktır. Onların esareti altında inim inim inlemektir. Yaşanan hürriyet ortamını terk edip te tutsaklığı kabullenmek, aptallıktır. Tarihi birlikte yaratmış olan toplumları bölmek mümkün olmaz. Müşterek tarih şuuru, bölüşülemez. Sarıkamış ruhunu, Çanakkale ruhunu, Dumlupınar, Kocatepe… ruhunu yaratan toplumlar asla bölünemez.
Milleti oluşturan ana muharrik kuvvet tarih şuurudur.
Din, dil, kültürel ortaklık, ekonomik, siyasi eşitliktir.
Böyle bir ayrışma, dağılma, ezilme, büzülme… yoksa özerklik, federasyon’da bir hayalden başka bir iddia değildir.
Güneydoğudaki belediye balkanlarının, Ankara’da ki siyaset ağalarının bu yanlış yoldan dönmeleri, hem Türkiye’nin, hem de Türk Milleti’ni oluşturan bütün kesimlerin, tabakaların, kendilerinin yararına olur. Buna demagrofik yapı, nüfus dağılımı da engeldir. Her kökenden yurttaş, ülkemizin her yerinde yaşamaktadır. Güneydoğu kökenli yurttaşlarımız, Karadeniz bölgesi hariç, her yerde yaşamaktadırlar.
Kırşehir’de Kürt kökenli binlerce arkadaşyımız, dostumuz vardır. Hepsi et ve tırnak gibidirler. Kırşehir’de nüfus, köken farkı gözetilmeden kaynaşmıştır. Top yekün bir kültüre sahiptirler. Medeniyette, kültürde, sanatta, ilim ve ahlakta Türk Kültürü temel unsurdur. Bu kültürde her kökenden insanın, toplumun katkısı vardır.
Türk Kültürünün büyük emektarı Ali Emiri/19.yy/Diyarbakırlıdır. İstanbul Fatih’te millet kütüphanesini kurmuştur. Burada medfundur.Türkçenin ilk sözlüğünü yazanlardandır.
Türk kültürünün doruklarından, şair, sosyolog, tarihçi, Mustafa Kemal’in ”milliyetçilik fikirlerimin kaynağıdır”dediği, Türk’ün altın destanlarını yazan “Türkçülüğün Esasları” adlı ölümsüz eseri yaratan Ziya Gökalp Diyarbakırlıdır./1876-1924/
Meşrutiyet’ten sonra, Trabzon, Musul, Kastamonu, Bağdat valiliklerinde bulunduktan sonra Mondros Mütakeresinin kabülü üzerine İstanbul’un işgali nedeniyle yazdığı ”kara bir gün” yazısından dolayı Malta’ya sürülen şair, yazar ve aydınlardan biri olan Süleyman Nazif (1870-1927) Diyarbakırlıdır. Birleştirici, kaynaştırıcı Türk Milliyetçiliğinin kalemi olmuştur. Şairdir.1910–1956 tarihleri arasında yaşamış olan, Türkçenin özüyle,sözüyle büyük şairi Cahit Sıtkı Tarancı Diyarbakırlıdır. Ömrümde Sükût, Düşten Güzel, Otuz Beş Yaş gibi şiir kitaplarıyla ölümsüzleşmiştir. Türkçe düşünmüş, Türkçe yazmıştır. Her kesim insan tarafından sevilmiştir. Halk kültürünün büyük şairi, toplumcu-devrimci bir yaklaşımla,halkın dertlerini, özlemlerini yazan tek şiir kitabı Hasretinden Prangalar Eskittim ile ünlenen Ahmet Arif (1927-…1991) Diyarbakır’lıdır.
Demem o ki, Türk kültürü coğrafi ayrım gözetmeksizin bir bütündür. Millet te bir bütündür. Kültürü millet yaratır. Kültür de milleti yaşatır. İlim ve sanat ile millet sonsuzlaşır. Kültürel yapı ile millet yapısı değişik olamaz. Kültür, topraktan fışkıran ürün gibidir. Millet-vatan-kültür birlikte yoğrulur. Yoğuranların köken farkı önem arz etmez. Tek milleti tek tarih, tek coğrafya, tek devleti de, bayrağı da tek millet yaratır. Müşterek tarih şuuruyla.
Misak-ı Milli’yi yaratan tek milletin düşün birliği de vardır. Hürriyet içerisinde ortak ideali yaratan bilim ve fikir adamları Türk Milleti’ne aidiyetle sonsulaşmışlardır.
Cumhuriyet Türkiye’si en büyük yatırımları Güney Doğu’ya yapmıştır. Bütçenin 1/3ü bu bölgeye kaymıştır, gitmiştir.
HDP’nin mecliste; bölgenin kalkınması, işsizliğin sona ermesi, sosyal güvenlik, eğitim, ulaşım, bayındırlık gibi konularda hiçbir hareketini görmedik. İşleri güçleri terörü kaşımak, ona yardım ve yataklık etmek. Halkı kırdırmak. Askeri, polisi şehit ettirmek! Anayasaya, siyasi partiler kanununa aykırı hareket etmek. Türkiye’yi Türk Milletini parçalamaya çalışmak. Düşmanla iş birliği yapmak!
Diyarbakır, Türk Medeniyeti’nin, kültürünün, dilinin merkezlerindendir. Kimse Diyarbakır imajını değiştirmeye kalkmasın! Diyarbakır, Anadolu-Türk Milleti uygarlıklarının kültür hazinesidir. Kimse burayı başkalaştıramaz. Terör örgütü ”Kürt” kökenli yurttaşlarımızı sürekli olarak kandıramaz!
Türk-Kürt-Laz-Çerkez-Gürcü-Rum-Boşnak-Zaza-Alevi-Sünni kaynaşmış tek vücut olmuştur! Bu yapıyı parçalamak mümkün değildir. Bu parçalanmaz dokudur.
Atatürk ne demiş?
”Türkiye Cumhuriyeti Devletini kuran Anadolu halkına Türk Milleti denir!” bundan kuşkusu olan mı vardır?
Milleti parçalamak isteyenler önce dil birliğine saldırırlar. Dil, milleti ayakta tutan, yaşatan temel unsurdur.
Bunun içindir ki, Türk Medeniyetinin araştırmacısı, şair ve sosyolog Ziya Gökalp, Yeni Hayat adlı şiir kitabında, lisan başlıklı şiirinin sonunda şöyle der:
”…Başka dil var, diyenin başka bir emeli var”
Türklüğün vicdanı bir/Dini bir, vatanı bir;
Fakat hepsi ayrılır/olmazsa lisanı bir.
Başka resmi dil peşinde koşanlar, düşünce çınarı, bilim adamı, ülkü eri… Ziya Gökalp’e ne diyecekler?
Ziya Gökalp, kendine Türk değilsin diyen Ali Kemal’e yazdığı şiirinde de gene parçalayıcıları yerden yere vurur:
…Hatta ben olsaydım: Kürd, Arap,Çerkez;
İlk gayem olurdu Türk Milliyeti
Çünkü Türk kuvvetli olursa, mutlak,
Kurtarır her İslam olan milleti!
…Türklük hem mefkûrem, hem de kanımdır:
Sırtımdan alınmaz çünkü kürk değil!
Türklük hadimine ”Türk değil”diyen,
Soyca Türk olsa da ”piçtir” Türk değil!
Ziya Gökalp, bu şiiri yazdığında Malta’da sürgündür!
Sosyal yapı itibariyle Türk-Kürt iç-içe girmiştir. Ayrılamaz. Ayırmaya kalkanlar gövdeyi ikiye bölmüş olacaklar. Ayaklar ve kollar, gövde ve baş da bölünür. Türkiye, başka ülkelere benzemez. Anadolu çınarı bin yıllıktır. Türk tarih şuuru bunun köklerindedir. Bütün kökenler, bu çınarın dallarıdır. Kök aynıdır. Bölünen bu çınar, asla yaşayamaz.
”Özerklik” bölünmenin ilk aşamasıdır. Bölünen Türkiye’de Türk’ün de Kürt’ün de yaşama, mutlu olma şansı kalmayacaktır. Çin atasözü hayat bulacaktır. ”Böl ki hükmedesin!”
Son 25 günde şehit edilen 52 cevherin kanı terör ağalarını inşallah BOĞACAKTIR!
(x)Yazarın ”Edebiyat Penceresi” adlı eserinden.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .