Kuran-ı kerim Türkçe hatmedilmez

Kuran-ı kerim Türkçe hatmedilmez

16.02.2015

KIRŞEHİR Müftüsü Mehmet Şahin, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe hatim edilemeyeceğini belirtti. Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealinin okunması gerektiğini, ancak Kur’an-ı Kerim okurken tam manasıyla anlamak için Türkçe meali ile okunmasının daha doğru olduğunu belirten Kırşehir İl Müftüsü Mehmet Şahin, şunları söyledi: “Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okunmasına hatim demiyoruz. Türkçe dediğimiz, mealidir, aslı değil. Mealini bir Müslüman’ın okuması elbette […]

KIRŞEHİR Müftüsü Mehmet Şahin, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe hatim edilemeyeceğini belirtti.

Kur’an-ı Kerim’in Türkçe mealinin okunması gerektiğini, ancak Kur’an-ı Kerim okurken tam manasıyla anlamak için Türkçe meali ile okunmasının daha doğru olduğunu belirten Kırşehir İl Müftüsü Mehmet Şahin, şunları söyledi:
“Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okunmasına hatim demiyoruz. Türkçe dediğimiz, mealidir, aslı değil. Mealini bir Müslüman’ın okuması elbette teşvik edilir, güzeldir, okuması lazım. Keşke herkes mealini okusa. Bizim ideal manada baktığımız şudur, kendimizin de yaptığı, uyguladığımız ve din görevlisi arkadaşlara da üzerinde durarak tavsiye ettiğimiz, telkin ettiğimiz, hem metnini okuyacağız. Mesela bir ayet okuduk baştan ardından hemen yanındaki mealini okumak suretiyle. Bu bir ağır gidiştir, zaman alır, fakat Kur’an ne diyor bunu anlayarak gitmiş oluruz. Böyle tavsiye ederiz. Bazen hatimler dağıtılıyor, hatim için okunuyor. Böyle okumalar da hatim için tabi geç oluyor, yani gecikir, zaman alır. Ama kendisine Kur’an’ımızı okuma, anlama adına süreklilik, yıl içerisinde sürekli günlük olarak Kur’an da okumayı kendisine vazife addetmiş, kabul etmiş birisi için tavsiyemiz budur. Kur’an’ı baştan ayeti okudu, yanındaki hemen mealini, sonra öbür ayeti okudu yine mealini. Şöyle değil, baştan aşağı Kur’an’ın metnini okudu, sonra geçti yandan baştan mealini okudu, çok iyi anlamaz. Okuduğu ayetin mealini okuması, anlaması gerek. Ayet ayet okunsun.
“Arapça bilmeyen bir insan Kur’an’dan da uzak kalmak istemiyor. Ben Kur’an’ımız ne diyormuş, mealen bileyim diyor. Elbette ki iyi eder, okuması lazım. Kur’an’ın muhteviyatını kavrar. Anladığı şeylerde kendine göre çok şey anlamış olur, anlaması gereken kıyasla çok az şey anlar, fakat kendisine göre çok istifade eder. Herkes böyledir.
“Kur’an derya gibidir. Mealle sadece anlaşılmaz, tefsirler lazım. Her tefsir yeterli gelmez. O günden bugüne çok tefsirler yazılmış, halen de devam etmektedir. Hülasa ona hatim de denmez, yani yüzüne Kur’an hatmetmek dediğimiz tarzında hatim de değildir. O mealini okumaktır Kur’an’ın. Çünkü meali Kur’an değildir. Yani Kur’an dediğimiz kitabımızın 4 tane ana özelliği vardır. Bu özelliği taşımayan bir kitap Arapça olsun, başka olsun, Peygamberimizin sözü olsun Kur’an değildir. Arapça olması, Arapça olmayan bir kitap Kur’an olmaz. Ne yazarsa yazsın. Çünkü aslı Arapça inmiştir. Aslından değiştirdiğinizde Kur’an değişmiş olur. Hazreti Cebrail Aleyhisselam vasıtasıyla Hazreti Muhammed Mustafa, Peygamberimize inmiş olacak. Tevatürle, bu işin ehli olan büyük büyük grupların, cemaatlerin kendileri gibi gruplara aktara aktara gelmesi. En azından ezber yoluyla o günden bugüne öyle gelmesi, ama bir kişinin bir kişiye aktarması şeklinde değil. Bunun adına tevatür yoluyla gelmesi diyoruz. Peygamberimize Cebrail vasıtasıyla gelmesi ya da Allah’tan bizzat almış olması dışında gelen manalar vardır, mesela ona hadis-i kutsi diyoruz. Bunlar Kur’an değildir. Hadis-i kutsiler Kur’an değildir, manası Allah’tandır, ama Kur’an değildir.”



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .