Kravat taktıkça yok ettik!..

Kravat taktıkça yok ettik!..

22.10.2015

Ömrümüze düşen cesetlerin failleri bulunsun. Toplumun barışa, sevgiye ve saygıya yüzünü dönmüş bir ilişkiler yumağı tesis edilsin. Tüm politik diller aynı paydada insanca yaşamın gerçeğini öykülensin. Kimsenin kimseyi öldürmediği, yıkmadığı, yakmadığı, tahammül gücünü geliştirdiği bir Türkiye özlemi kucaklasın ağrımızı. Bu çağda daha ne kadar bekleyecek ve daha ne kadar yazacağız insan insana bir yaşamı? Bu […]

Ömrümüze düşen cesetlerin failleri bulunsun. Toplumun barışa, sevgiye ve saygıya yüzünü dönmüş bir ilişkiler yumağı tesis edilsin. Tüm politik diller aynı paydada insanca yaşamın gerçeğini öykülensin.
Kimsenin kimseyi öldürmediği, yıkmadığı, yakmadığı, tahammül gücünü geliştirdiği bir Türkiye özlemi kucaklasın ağrımızı. Bu çağda daha ne kadar bekleyecek ve daha ne kadar yazacağız insan insana bir yaşamı?
Bu ülkede direndikçe bütün güzel insanlar aydınlığın gelmesine, aksine büyüyor karanlık ve kalıyoruz altında pas içindeki duvarların. Kulaklar sağır, gözler kör, kalbi koparılmışların vicdansızlığıyla hızla zulme koşuyoruz. 1 KASIM’a az kala dağılsın artık kara bulutlar. Dağılsın ve oturalım ateşin etrafına barışın, oturalım sofrasına kardeşliğin, oturalım diz dize, yürek yüreğe..
Çocuklar var ölen, öldürülen; koyun koyuna, kimi bir babanın kollarında, kimi yarinin, kimi daha dokunamadığı umudunun. Benim ülkemde bu güzel çocukları daha güçlü sevmek, bilinçlendirmek, eğitmek ve büyütmek yerine, niçin daha güçlü öldürmeyi seçtiniz?
Analar var, polis panzerlerinin gölgesinde sürüklenen. Üstelik öteden bu yana, kimi cumartesi anneleri idi, kimi baş örtülü çocuklarının okula alınmamasına direnen anneler, kimisi şehitlerin tabutu başında cehennem ateşi gibi yanan. Ak sütleri kadar helal çığlıkları var, ama haramı kabiliyet bilmiş, sütü kirlenmişler var ki, her an anaların boynunu kıran. Bir o kadar zalim, bir o kadar alçak ve bir o kadar yüreksiz bulaşkan politik ağızlarıyla.
Babalar var. İşsizliğin, aşsızlığın, yokluğun kaynar sularında yanan. Ülkemin kronik karesi. Hangimizin babası, böyle bir yoksunlukta büyümedi bizi? Kimimiz doktor, kimimiz polis, kimimiz asker, kimimiz savcı, kimimiz başbakan, cumhurbaşkanı olmadı mı? Bu zorlu yaşam hiç mi ders vermedi bize, kravat taktıkça öldürdük bu ülkeyi, bu halkı, bu çocukları.. Karanlıkların sahibi, zalimlerin tetikçisi, anaların onulmaz günahı olduk.
Bir Türkiye var sonra… Attan ite dönüşenlerin kuşatması altında kalmış. Haramzadelerin, gafillerin, tembellerin, yeteneksizlerin, kalpleri lağım çukurları kadar kirli ekmeksizlerin. Çoluk çocuk, genç yaşlı, kadın erkek, sağcı solcu demeden acımasızca yok edip, fırlatıp attıkları; açlığa, işkenceye, mezara, hapse ve en söküp olanı olan, namus yoksunluğuna.
Kırşehir gibi demokrasi gazisi bir şehirden Anadolu’ya bakmak, hayatın kendisine dokunmak gibi bir şey. Öfkem Adnan MENDERES ve Osman BÖLÜKBAŞI’ndan bu yana dek var. Ne günahı vardı da bu şehrin, politik reflekslerinizle bu şehrin kötü kaderi oldunuz? Gelişemedik, üleşemedik, çoğalamadık, büyüyemedik. Ne fabrikalarda baca, ne tarlalarda hasat, ne de politikada adam olabildik.
Kadersizliğin, talihsizliğin, yoksunluğun, yokluğun, siyasalsızlığın en dip karanlığını yaşadığımız böyle bir tarihte, gel barışı, ekonomiyi, kalkınmayı, geleceği anlat. Sizlere bu hayatı anlatabilmek için başka nasıl bir dil kullanılır bilmiyorum. Ancak şu öfkemi duvara çakmak istiyorum, gelişim ve dönüşüm siyasetinizi kendinize değil, bu ülkeye ve bu halka özgü olarak yapmanızda fayda var. Hiç değil, kişiliğiniz, adamlığınız, yakanıza taktığınız kravatınızın itibarı için. Zira hepimiz biliyoruz, bu ülkeye katkı sunup göçenleri her zaman sever ve anar bu halk. Aksine zulmedenlere ve bu ülkeye hiçbir şey veremeyenlere de söver sayarlar. Tercih sizin. Güzel anılmanızı dilerim. Ben, tüm toplum önünde ilerleyen tarihte ardınızda bıraktıklarınız oranında övmeye hazırım, tabi kişiliğinizi bilemeye de!..



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .