Köylüleri üretim yapmakla sorumlu tutalım

Köylüleri üretim yapmakla sorumlu tutalım

17.12.2018

Nüfusunun yüzde sekseni köylerde yaşayan bir Türkiye, nasıl oldu da köyde yaşayan nüfus yüzde beşe düştü? Bu karanlık bir tablodur. Geleceğimiz de daha kötü. Kırşehir tarım ve hayvancılık şehri. Ancak gördüğüm kadarıyla artık kimse bu işlerle uğraşmayı düşünmüyor. Kimse tarlasını ekip dikmeye sıcak bakmıyor. Kırşehir de dışarıdan gelecek ürünleri yiyecek. Hayvancılık şehriyiz, marka kentiz diyoruz. […]

Nüfusunun yüzde sekseni köylerde yaşayan bir Türkiye, nasıl oldu da köyde yaşayan nüfus yüzde beşe düştü? Bu karanlık bir tablodur. Geleceğimiz de daha kötü.
Kırşehir tarım ve hayvancılık şehri. Ancak gördüğüm kadarıyla artık kimse bu işlerle uğraşmayı düşünmüyor. Kimse tarlasını ekip dikmeye sıcak bakmıyor. Kırşehir de dışarıdan gelecek ürünleri yiyecek.
Hayvancılık şehriyiz, marka kentiz diyoruz. Bu konuda yüzlerce hemşehrimiz Kırşehir’de yatırım yaptı. Ancak bugün yatırım yapan bu hemşehrilerimiz de yaptığına yapacağına pişmen oldu. Bir çoğu ya kapısına kilit vurdu, ya da vurmak üzere.
Bakın cumhuriyet kurulduğundan beri, köylüler hep ihmal edilmiştir. Size söyleyim. Bilim ne kadar ilerlerse ilerlesin. Sanayi sektörü ne kadar gelişirse gelişsin. Tarım sektörü ve hayvancılık sektörü olmadıkça, toplumların ayakta kalması, yaşaması mümkün değildir. Oysa tarımın ve hayvancılığın şimendiferi köylü kardeşlerimizdir. Köylüsüz bir ülke olmaz. Olamaz.
Köylüyü köyde tutmanın, onları üretim faaliyetlerinde tutmanın yolu, köylülerin ihtiyaçlarını, sıkıntılarını, beklentilerini bilmekle ve onlara devletin şefkatli ellerini uzatmasıyla olur. Bakın köylü hem sermayedar, hem üretici hem de pazarlamacı olamaz. Bu üç kavram birbirinden çok, hem de pek çok farklı işlerdir. Köylü iyi bir üretici olabilir. Ama iyi bir pazarlamacı, yeteri kadar sermaye sahibi olamaz. Ne demek istediğimi anladınız mı? Anlamadıysanız tekrar edeyim. Köylü iyi bir pazarlamacı olamaz. Yeteri kadar sermayeye sahibi olamaz. Doğru olan, köylüyü iyi bir üretici olmakla baş başa bırakmalıdır.
Günümüz yöneticileri ekonomiyi soğan, sarımsak, maydanoz ile çözme gayretinde. Hatta toprak ürünlerinin pazarlanmasında, TOPTANCI HALLERİ çok büyük hizmet yaparken bu sistemim de ürünlerin pahalı tüketilmesinde, bu aracıların olduğuna bağladı. Yeni bir yasa çalışması yapmaktadırlar.. Amaç hem üreticiyi korumak, hem de tüketiciyi korumak değildir.. Fiyat pahalılığını bahane ederek, vurgun kapısını soygun kapısının yönünü değiştirecekler.
Köyleri ve köylüleri tanır mısınız?
Ürettiği ürünlerini satmasındaki zorlukları bilir misiniz? Bakın ben size bu uğurda, köylü kardeşlerimizin çektiklerini saymaya çalışayım. Her yerin bir Pazar haftası vardır. Köylü ürünlerini bu haftaya göre kendini ayarlar. Çoğu yerde haftada bir Pazar kurulur. İki pazarda kurulan yerler vardır. Diyelim Pazartesi günleri halk pazarı kurulur. Atı arabası olmayan, atı eşeği olmayan üretici köylü, bir gün önce bahçesindeki, tarlasındaki ürünlerini toplamak zorundadır. Heybesiyle, torbasıyla bu ürünü sırtında evine getirir.
Sabah olur. Bu ürünlerini köyden şehre giden araç ne ise, otobüs, kamyon, dolmuş. Sırtında bu yükünü taşıtın hareket ettiği yere kadar taşımak zorunda. Araç köylüyü Pazar yerinin içine giremeyeceği için, pazara en yakın yerde yükü indirir. Köylü yine ürünlerini sırtlar. Pazar yerine getirir. Bu sefer Pazar yerinde satış yapabileceği bir yer bulmak zorunda. Çoğu kez bu bile çok sıkıntılıdır.
Diyelim ki köylü ürününü pazara getirdi. Kaç kilo getirebildi? Bir insanın taşıyacağı ağırlıkta bir ürün getirdi. Bu da yaşlılar içini sakatlar için, sağlığı tam yerinde olmayanlar için kaç kilo getirmiş oldu? Elli kilo getirdi diyebilir misiniz? Mümkün değil. Haydi! Elli kilo taşımış olsun. Taşıması mümkün değil de! Zaten getirdiği ürünlerin fiyatı bir, iki üç liradan sattı. Bir pazarda eline geçen para yüz liradan fazla olabilir mi? Araca yük parası, kendi yolcu parası, pazarda hamal parası, bir öğün yemek parası, bir iki kere de tuvalet parası, hesaplayın kaç lira olur? Elinde kalan para kaç lira olur?
Taşıma esnasında bozulan dökülen, akşama kadar beklerken bozulan, kimi zaman satamadığı ürünü olmaz mı? Kalan malını, geri evine getirse bir zahmet. Oraya atıp gelse bir sıkıntı. Kim katlanabilir bu çilelere? Bu anlatım sadece bir günün işlemi.
İşte görüyorsunuz köylülerin şehirlere gidişlerini. Bizim köylümüz küçük toprak sahibidir. Bu toprağı da geçimin sağlamadığı için soluğu şehirlerde almaktadırlar. Köylü şehre göçmekle haksız mı?
Anlattığım sadece bir günlük çile. Köylü için bu çaba tam dört ay sürer. İçinde bahçenin ekim -dikim için hazırlanması, ekimin yapılması, çapalaması, ilaçlaması, zararlılardan korunması, gübrelenmesi vs. anlatımın içinde yoktur.
Yeni yapılanan yasada bu konu göz önüne alınmalıdır. Çözüm mü? Köylü ürününü kendim satacağım diye bir çaba içinde olmamalıdır. Kendine en yakında bir toplanma ve satış merkezi olmalıdır. Ürününü o merkeze teslim etmelidir. Bu merkez malı satmalıdır. Daha sonra bu merkez köylünün parasını ödemelidir.

ASIM ATABEY 



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .