Zaman Tüneli…

Zaman Tüneli…

28.05.2015

ZAMAN TÜNELİ 59 YIL ÖNCE KIRŞEHİR Hazırlayan: DURSUN YASTIMAN Kaynak: KIRŞEHİR SESİ Gazetesi ———————————– Kırşehirliler göç ediyor! Yazan: ŞAHAP KOCA Hâlen Kırşehir’de oturan hemşehrilerimizin tahminen iki misli Yerköy, Kırıkkale, Keskin ve Ankara’ya işlerini ve evlerini taşımışlardır. Köylerden gidenleri de hesaba katarsak bu yekûnün birkaç misli artacağı tabiîdir. Son günlerde Ankara’dan gelen bir arsa simsarının Balgat […]

kırşehir

ZAMAN TÜNELİ

59 YIL ÖNCE KIRŞEHİR
Hazırlayan: DURSUN YASTIMAN
Kaynak: KIRŞEHİR SESİ Gazetesi

———————————–

Kırşehirliler göç ediyor!

Yazan: ŞAHAP KOCA

Hâlen Kırşehir’de oturan hemşehrilerimizin tahminen iki misli Yerköy, Kırıkkale, Keskin ve Ankara’ya işlerini ve evlerini taşımışlardır. Köylerden gidenleri de hesaba katarsak bu yekûnün birkaç misli artacağı tabiîdir.
Son günlerde Ankara’dan gelen bir arsa simsarının Balgat ve Gazi Çiftliği civarında parsellenmiş, Ulus meydanına 15-17 kilometre mesafede bulunan arsalara kayıt oldukları parselin büyüklük ve küçüklüğüne göre bir miktar da peşin para ödedikleri görülmektedir. İş ve tahsil zarureti dolayısiyle muvakkat ayrılık sayılmaması icabeden bu hareket bir göç vaziyeti arz etmektedir.
Vaktile 20-30 bin hane ve 80-100 bin nüfusu sinesinde barındıran bu memleketin neden bu hale düştüğünü ve bu günkü hareketin sebebini tahlil etmeyi okuyucularımızın kararına bırakmak yerinde olur.
Diğer taraftan cennet gibi bağı, bahçesile, mümbit arazi, iyi su ve havasile, muhtelif kaplıca ve ılıcalarile Kırşehrinin kimlere terk edileceği üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir mevzu oluyor.
İsmile taban tabana zıt, Orta Anadolu’nun incisi Kırşehrinin istikbalini düşünmek, kötü talihini yenmek kimlere düşüyor? Memleketini seven hemşehrilerimin bu konuda kafalarını çalıştırmak, bu derde bir çare aramak zamanı gelmiş ve geçmektedir.
Senlik ve benlik dâvasını bırakıp el ele vermek, civarımızdaki kaza ve vilâyetlerden ibrat alarak hareket tarzımızı ayarlamak icabeder kanaatindeyim. (25 Şubat 1956)

Hastahane binası tamamlanıyor
Şehrimizde eski hastahane civarında inşa edilmekte olan hastahane binasının inşaatı bitmek üzeredir. Hâlen kalorifer ve sıhhî tesisatın ikmali için çalışılmaktadır. Birkaç aya kadar bütün noksanları tamamlanacaktır. Hastahane dört katlı olup bütün modern ve sıhhî tesisleri mevcuttur. Orta Anadolu’nun en modern hastahanelerinden biri olan hastahanemize tam teşkilâtlı personel kadrosunun bu mâlî yıl içinde verilmesini Sağlık Bakanlığı’ndan rica ederiz. (25 Şubat 1956)

Dr. Sakıp Aksaç Ankara’ya tâyin edildi
Sivas Memleket Hastahanesi mütehassıslarından sayın hemşehrimiz Dr. Sakıp Aksaç Ankara Refik Saydam Enstitüsü’ne tâyin edilmiştir.
Yeni vazifesinde başarılar dileriz. (25 Şubat 1956)

Avukat Hakkı Kaya vefat etti
Şehrimiz avukatlarından Hakkı Kaya müptelâ olduğu hastalıktan kurtulamayarak 12 Şubat 1956 Pazar günü akşamı vefat etmiştir. Pazartesi günü Kapıcı Camii’nde namazı kılındıktan sonra Âşıkpaşa Mezarlığı’na defnedilmiştir.
Rahmetli Hakkı Kaya uzun müddet şehrimiz Sulh Hukuk Hâkimliği’nde bulunduktan sonra tekaüt olmuş ve avukatlığa başlamıştı. Temiz ahlâklı, dürüst ve mütevazı bir insan olan Hakkı Kaya’nın ölümüne bütün Kırşehir halkı müteessir olmuştur.
Kederli ailesine ve meslektaşlarına baş sağlığı ve merhuma Tanrıdan rahmet dileriz. (18 Şubat 1956)

Fecî bir kaza
20 Şubat Pazartesi günü Kuşdilli Mahallesi, Avgun Sokağı’nda arabacı Musa isimli şahsın elektriğini bağlamak üzere elektrik direğine çıkmış olan Belediye elektrik memuru Ahmet Güven isimli şahıs âni olarak cereyana kapılarak direkten düşmüş ve baygın bir halde kaldırıldığı Memleket Hastahanesi’nde Salı sabahı ölmüştür. C. Müddeiumumîliği’nce tahkikata devam olunmaktadır.
Aslen Söğüt kazasından olup altı aylık evli bulunan Ahmet Güven’in fecî ölümü şehrimizde teessür uyandırmıştır. (25 Şubat 1956)

KIRŞEHİR DEYİŞLERİ

Gayri neyliyeyim ben yaşamayı,
Kırşehrim ilc’oldu şanlı il iken.
Bilmem kimler gelip bozdu arayı,
Her an konuşulan tatli dil iken.

Bir emirle ıssızlaştı sokaklar,
Cevherleri aldı, gitti ıraklar.
Eski şevki ile atmaz yürekler,
Sazlarımız ötmez sağlam tel iken.

“Biter Kırşehri’nin gülleri biter”,
Sus Dadalım, dertler ölümden beter.
Çok varmaz bu şehir temelden batar,
Yollar, beller, dağlar coşkun sel iken.

Yol mu yoktu rüzgâr gibi geçmeye?
Su mu yoktu buzdan soğuk içmeye?
Gül mü yoktu katmer katmer açmaya?
Soldu lâle, sümbül gonca gül iken.

Toprak evlerinin tadı başkaydı,
Elması, ayvası, dudu başkaydı.
İllerin içinde adı başkaydı,
Söylenmiyor söyleyeni bol iken.

Cihan beğenirdi halısını hey!
Görün Âşık Paşa ulusunu hey!
Er-geç il ederiz bizler bunu hey!
Gönlümüz bu il’e candan kul iken.

(25 Şubat 1956) H. VAHİT BULUT

Gerze’nin yardımına koşalım!
Güzel ve şirin Gerze kazamız bir gün içinde yanıp kül oldu. 6000 Gerzeli kardeşimiz kundaktaki çocukları, yataktaki ihtiyar ve hastaları ile evsiz barksız açıkta kaldılar.
Bütün hemşehrilerimizi yardıma davet ediyoruz. (25 Şubat 1956)

Tarihe düşen açıklayıcı notlar…
* Kırşehir’den göçler 50’li yılların ikinci yarısında başlamıştır. O tarihlerde Muzaffer Mermer, Şemsi Yastıman, Kemal Altıok ve İbrahim Ülgen İstanbul’a ilk göç eden hemşehrilerimiz olmuşlardır.
* Dr. Sakıp Aksaç Kırşehir’in ilk avukatlarından olan ve 1961 yılında vefat eden Cemal Aksaç’ın dört oğlundan biriydi. Ragıp, Nakıp ve Akıp Aksaç’ın kardeşleri olan Sakıp Aksaç eski matbaacıların iyi tanıdıkları Ankara’da matbaa makinaları ve malzemeleri satıcısı Celâlettin Rodoslu’nun da bacanağıydı.
* Daha önce de belirttiğimiz gibi boynunun eğri oluşundan “Boynueğri Hâkim” lâkabıyla tanınan Hakkı Kaya Kırşehirlilerin “Dayı” diye tanıdıkları eski icra memuru, arzuhalci Galip Kaya’nın babasıydı. Oğlu Hayati Kaya da liseden arkadaşımdı. Diğer oğulları Hilmi, Necati ve Aydın idi. Evleri de Ahi Çarşısı’nın bulunduğu yerde, tek katlı ve kerpiçten yapılmıştı.
* Devlete ait hastaneler ilk zamanlarda Memleket Hastahanesi adı altında hizmet vermişti.
* Demokrat Parti iktidarının isimlerini Osmanlıcaya çevirdiği devlet dairelerinden biri de Adliye idi. C. Müddeiumumîliği’nin karşılığı bugünkü Cumhuriyet Savcılığı’dır. Önceleri yazım kolaylığı olarak “C.” kısaltmasıyla ifade edilen “Cumhuriyet” 1980’den sonra yayınlanan bir genelgeyle kısaltılmadan kullanılmaya başlanmıştır.
* Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nün 1950 mezunlarından olan H. Vahit Bulut öğretmenliğinin altıncı yılında yazdığı deyişle Kırşehir’in ilçeliğe düşürülmesine tepki göstermiştir. H. Vahit Bulut çıkardığım gazetelerin Mucur muhabirliğini ve bazı ulusal gazetelerin Kırşehir muhabirliğini de yapmış, gazetemde birçok şiiri ve çeşitli konularda yazıları yayınlanmıştır.
* Bu köşede aktarılan haber, yazı ve ilânlar yazım kurallarına göre düzeltilerek ve üslûbuna dokunulmadan yayına hazırlanmaktadır.            DURSUN YASTIMAN



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .