Kırşehirli seksenbeş yıl önceki ruhunu arıyor

Kırşehirli seksenbeş yıl önceki ruhunu arıyor

22.07.2015

OLAYLAR ve GERÇEKLER Kırşehirli seksenbeş yıl önceki ruhunu arıyor Bundan seksenbeş yıl önce 1930’larda bütün dünyayı sarsan ekonomik krizin ardından Kırşehir’de “Kırşehir Ticaret Bankası” adıyla özel bir banka kurulduğunu sanırım bilmiyorsunuzdur. Ya bundan yirmiüç yıl sonra bugün kısaca “Halkbank” dediğimiz “Türkiye Halk Bankası”nın 1950 yılında kanun değişikliği yapılmak suretiyle şube açmayı ve sermaye gelişimini sağlayarak […]

OLAYLAR ve GERÇEKLER

Kırşehirli seksenbeş yıl önceki ruhunu arıyor

Bundan seksenbeş yıl önce 1930’larda bütün dünyayı sarsan ekonomik krizin ardından Kırşehir’de “Kırşehir Ticaret Bankası” adıyla özel bir banka kurulduğunu sanırım bilmiyorsunuzdur.
Ya bundan yirmiüç yıl sonra bugün kısaca “Halkbank” dediğimiz “Türkiye Halk Bankası”nın 1950 yılında kanun değişikliği yapılmak suretiyle şube açmayı ve sermaye gelişimini sağlayarak bankaya yeni bir bünye ve imkân kazandırılmasında Kırşehir’in ilk adımı atan illerin başında geldiğini ve Kırşehirli esnaf ve sanatkârların 1953 yılında gerekli mahallî katılım payını oluşturarak bu millî bankanın Balıkesir, Sivas, Aydın, Adana, Çorum, Erzurum, Malatya, Kayseri, Konya, Diyarbakır gibi büyük illerden önce Kırşehir şubesini açtıklarını da biliyor musunuz?
Bu iki ekonomik olay Kırşehir’in Cumhuriyet’in ilânını izlediği yıllardan itibaren ilçeliğe indirildiği 1954 yılına kadar ilk otuz yıl içinde nasıl bir teşebbüs ruhuna sahip olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir.
Kırşehir Halk Bankası’nın açılışı sırasında Kırşehirli esnaf ve sanatkârların mahallî katılım payını ödeyerek bankanın açılması için tasarruflarını kısa sürede nasıl bir araya getirdiklerini ve Kırşehir’de Ziraat Bankası’ndan sonra ikinci bankayı açmayı nasıl başardıklarını hatırlıyorum.
Kırşehir’in sayılı esnafından olan, 1978 yılında öldüğünde arkasında hepsi de iş güç sahibi olmuş 70 kadar usta bırakan kunduracı ve camcı Bekir Usta da Halk Bankası Kırşehir Şubesi’nin açılması için toplanan sermayeye katkıda bulunanlar arasındaydı.
Ne yazık ki bugün çok değerli olan o paylar sonradan punduna getirilip Esnaf Kefalet Kooperatifi aracılığıyla nominal değeri üzerinden yavaş yavaş toplanıp tasfiye edilerek Kırşehirli sermayedarlar şubenin alt yapısından dışlandı. Babam Bekir Usta da Hacc’a giderken arkasında herhangi bir sorun bırakmamak düşüncesiyle payını devretmişti.

KIRŞEHİR’İN İLÇE YAPILMASI BİRLİK RUHUNU YOK ETTİ

Halk Bankası Kırşehir Şubesi’nin açılışına paralel olarak bugünkü esnaf dernekleri (sonradan adları Ahilik geleneklerine uyum sağlamak üzere “oda” olarak değiştirildi) ve Esnaf Kefalet Kooperatifi’nin de temeli atılmış, Kırşehirli müteşebbisler kendi bankalarından sonra ilk meslek kuruluşlarına kavuşmanın da heyecan ve gururunu aynı anda yaşamışlardır. Anlattığım tüm bu gelişmelere Mustafa Karagüllü ağabeyimiz yakından tanık olmuş, hattâ bizzat içinde bulunmuştur.
Fakat bundan bir yıl sonra yaşanan acı siyasî olay Kırşehir’deki birlik, beraberlik ve girişim ruhunu alıp götürmüştür.
Kırşehir ilçe yapıldığı 1954 yılından itibaren her yönden olduğu gibi ekonomik yönden de atalete düşmüş, daha kötüsü Kırşehirliler iktidardan yana olanlar ve muhalifler olmak üzere iki kampa ayrılmıştı.
O günkü siyasî farklılıkları temsil eden anlayışın kişisel değerlere önem vermeyerek her şeyi parti açısından görmeleri, başka bir deyişle kör siyaseti Kırşehir’in üstün çıkarlarına tercih etmeleri sonunda başlayan göçlerle Kırşehir nice değerli evlâtlarını gurbete uğurlamak zorunda kalmış, bu yüzden uzun yıllar kendine gelememiştir. Tâ ki Kırşehir’in kalkınmada öncelikli iller arasına alındığı 1970’li yılların başlarına kadar…

10 MİLYON LİRA SERMAYELİ HOLDİNG KURULUYOR

O tarihlerde birbiri ardına kurulan halka açık şirketlerle büyük ekonomik hamlelere imzasını atan Kırşehir kısa sürede kalkınma yolundaki iller arasına girmiş, ancak 12 Eylûl 1980 darbesi ve bunu izleyen ara rejim döneminde anlaşılamayan nedenle henüz üretime bile geçmemiş yapım halindeki Petlas Lâstik Fabrikası kıstas alınarak kalkınmada öncelikli iller kapsamından çıkarılması sonucu ekonomide tekrar kısır döngü içine girmiştir.
Kırşehir yine atalete kapılmakla kalmamış, 1970’lerden itibaren gurbetçilerimizin destekleriyle kurulan fabrika ve tesisler de ya kapatılmış, ya da bunlar el değiştirerek “Kırşehir Holding”in halktan para toplarken kullandığı sloganla söylemek gerekirse “Halkın Gücü” olmaktan çıkmıştı.
Sözünü etmişken “Kırşehir Holding” olayına da kısaca değinmek istiyorum. Muzaffer Mermer ve Ahmet Uğurlu’nun kurulmasına öncülük ettikleri 10 milyon lira sermayeli -o tarihte 1 dolar 14-15 TL dolaylarında idi- “Kırşehir Holding” 1969’da Belediye binasının üstündeki nikâh salonunda noter huzurunda halktan para toplanarak kurulmuştu. Belediye Başkanı Kemal Hotomaroğlu da holdinge para toplayan ekipteydi. Holdinge önayak olanlar aradıkları parayı elde ettiler, ancak topladıkları sermayeyle hiçbir atılım yapmadılar.

NE KALDI GERİYE BİZİM HOLDİNGTEN?

Holding bünyesinde lâstik fabrikası kurma amacıyla oluşturulan Oralsan A. Ş. sonradan Mermerler’in güdümüne geçen makine takım fabrikasına dönüştürüldü, sözde giyim eşyaları üretmek için yakınında kurulmuş Oralgim A. Ş. fabrikası da dört duvar çevrilip yapımına başlanmış görüntüsü verilerek öylece bırakıldı. Holding kurucularının “Kırşehir’e fabrikalar kuracağız. Kırşehir’i kalkındıracağız” diyerek halktan gıdım gıdım topladıkları, alınteriyle kazanılmış paralar giderek İstanbul’daki bazı iş adamlarının finans kaynağı haline geldi ve en sonunda holdingten geriye ne para, ne gayrimenkul olarak hiçbir şey kalmadı. Daha doğrusu gayrimenkuller kaldı da holdingi sermaye arttırımı yoluyla kişiselleştirip ele geçirenlere kaldı. İnternete girerseniz Kırşehir Holding sayfasında çarpıtılmış şu bilgilere ulaşırsınız: “Muzaffer Mermer’in Türkiye’de çıkan yeni ticaret yasasıyla birlikte 1973 yılında oğlu Yüksel Mermer ile memleketleri Kırşehir’de kurdukları ilk şirkettir. Kuruluş amaçlarından biri Kırşehir’in ekonomisini canlandırmak olmuştur. Bugün İstanbul’da olan şirket merkezi çalışmalarını Kırşehir halkının refahı için sürdürmeye devam etmektedir.”
Halka açık yatırımlardan Türktur, Kervansaray Yem Fabrikası, Meytaş derken her nasılsa elde kalan Çemaş Döküm Fabrikası, Süleyman Demirel’in başbakanlığı sırasında temeli atılan, binbir türlü bâdire atlatan, hattâ Tansu Çiller başbakan iken kapısına kilit vurulması bile kararlaştırılan, sonunda özelleştirilerek Konya’daki islâmî bir sermayeden sonra bugünkü düzgün iş adamlarına geçmesiyle kendini kurtaran Petlas Lâstik Fabrikası, ANAP döneminde kurulan Şeker Fabrikası -ki AKP iktidarı tarafından özelleştirilmesi sıkça gündeme getirilmişti- bir tarafa bırakılırsa Kırşehir’de yüz yıla yaklaşan Cumhuriyet kazanımlarından hiçbir eser göremezsiniz.

UMUDUMUZ ORGANİZE SANAYİ DE CAN ÇEKİŞİYOR

DSCN0317son

(45 yıl önce Kırşehir Holding kuruluş sözleşmesi imzalanırken çekilen resimde (soldan sağa) fabrikatör Ahmet Uğurlu, Belediye Başkanı Kemal Hotomaroğlu, Vali Mustafa Bezirgân (imza atan), Dr. İsmail Yağız, Noter yetkilisi, elektrik yüksek mühendisi, emekli albay Sadi Erdem, iş adamı Yüksel Mermer görülüyorlar.)

Organize sanayi bölgelerine önem verilmesi ve Kırşehir’in yeniden kalkınmada öncelikli iller arasına alınmasından sonra Kırşehir birçok il gibi yeni bir ekonomik döneme girmişse de zamanla bu çözüm yolları da önemini kaybetmiştir. Kırşehir Organize Sanayi Bölgesi’ne doğru dürüst yatırım yapılmadığı gibi kurulan tesislerin de yavaş yavaş başka şehirlere kaymaya başladığı haberleri geliyor. Örneğin büyük bir yatırım olmasa da fabrika adını taşıması bile Kırşehirlinin yatırım psikolojini yüksek tutan hemşehrimiz Dr. Osman Kök’ün sahibi bulunduğu Kök Çorap Fabrikası kurtuluşu memleketindeki tesisleri söküp İstanbul’a kaçırmakta bulmuştur.
Kısaca özetlemek gerekirse 1930’lardan 1950’lere uzanan dönemde Kırşehir’in sınaî ve ticarî yaşamına egemen olan dinamizmi, birlik ve beraberlik ruhunu, teşebbüs cesaretini istenilen düzeye ulaştıramayan Kırşehir’de bütün girişimler kısır ve kişisel olmaktan öteye geçememiştir.
Ahi Evran Üniversitesi’nin kurulmasıyla başlayan yapay ve lokal hareketliliğe, yükselen inşaatlara, yapılan park ve bahçelere bakarak Kırşehir ekonomisini değerlendirmek mümkün değildir.
Kırşehir ekonomisinde seksenbeş yıl önceki birlik ve teşebbüs anlayışı, güven ve dayanışma yeniden sağlanabilir, Ticaret ve Sanayi Odası başta olmak üzere ilgili kurum ve kuruluşlar bir araya gelip işsizliği önleyici üretime dönük sanayiin gerçekleştirilmesinde, böylelikle muhakkak olan dışarıya göçün önlenerek nüfus azalmasının durdurulmasında ve hattâ nüfusun artmasında lokomotif işlevini yüklenmeyi başarabilirlerse Kırşehirlilere karşı üzerlerine düşen tarihî görev ve yükümlülükleri yerine getirmiş olacaklardır.
Kırşehir ekonomisinde Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki dinamizmin tekrar hayata geçirilmesi sağlanmadıkça Kırşehir’in ticaret ve sanayi, dolayısiyle kalkınma alanında hiçbir sorunu çözüme kavuşturulamayacaktır.

ARŞİVDEN SEÇMELER… ARŞİVDEN SEÇMELER…

HAYRİ YALÇIN’DAN BİR ŞİİR

“Milliyet” gazetesinin kurucusu Ali Naci Karacan adına 1962 yılında düzenlenen gazetecilik yarışmasında hemşehrimiz kimya yüksek mühendisi Hayri Yalçın da merkeze bağlı Yeşilli köyünde yaptığı “Rüzgâr Erozyonu” adlı röportajı ile 677 yazı arasından seçilerek büyük jüriye sunulan 55 armağandan mansiyon almaya lâyık görülmüştü. Aynı yarışmada öğretmen Etem Sarı (Basınoğlu) da Hacıbektaş’ın Dadağı köyündeki “Köye Doğru” röportajıyla mansiyon kazanan ikinci Kırşehirli olmuştu.
Yarışma sonuçları açıklandıktan sonra gazeteci Mete Akyol bir röportajla Hayri Yalçın’ı okuyuculara tanıtmıştı. Röportajın sonunda Hayri Yalçın’ın o zaman günlük olarak çıkardığım “Yeni Kırşehir” gazetesinin 25 Temmuz 1963 günlü sayısında da yayınlanmış olan aşağıdaki güzel şiirine yer verilmişti:

AĞLANACAK ŞEYLERDEN BİRİ

Topraksın, eskimiş, hem de tozlu, hem de asırlar evvelinden ölmüş
Sokaksın, toprağın Etiler’den kalmış, taşların Selçuklar’dan, eğrilmiş, yamulmuş Evsin, sıvalarına gözyaşı değmiş, çardaklarına acılar sinmiş
Ağaçsın, kuşsun, dört mevsim içinde bir defa, o da bir gelmiş, bir gitmiş
Irmaksın, bir boydan bir boya, kavaklar altında kırkbin defa unutulmuş
Ekinsin, ekin olmaya ekinsin, amma yağmursuz ekinsin, neye yararsın
İnsansın, taşın gibi, toprağın gibi, ne ağlayabilmiş, ne de gülmüş
Bozkırsın, bir sarı güneş altında yıllarca, deve dikenisin, kekiksin
Çıplak ayaksın dağ başında, tarlada katıksız bir çıkın ekmeksin
İyi demeye dilim varmaz, kötü de diyemem, memleketimsin
Yanmış topraksın, kuru otsun, solmuş ağaçsın, tamı tamamına Kırşehir’sin
Bir tütsü gibi burnumun ucunda, gözlerime doğru
Ağlanacak iki şeyim varsa biri sensin

HAKKI GÖÇEN’LE BİR DÖNEM KAPANDI

Pazar sabahı yazımı göndermeden önce son defa gözden geçirirken Şevket Güner aradı ve üzüntü içinde Hakkı Göçen ağabeyimizin Hakk’ın rahmetine kavuştuğunu haber verdi. Şevket konuşurken büyük oğlu Müfit de yanındaymış. Hemen onunla da konuştum ve baş sağlığı diledim. Şevket önceki konuşmalarımızda Hakkı ağabeyin çok hasta olduğunu söylüyordu zaten… Böylece hayatta olan dört eski Belediye başkanından birini daha kaybetmiş olduk. 1983 yılında Anavatan Partisi Kırşehir il teşkilâtının kurucu il başkanlığını yapan, Anavatan iktidarının ilk döneminde beş yıl Belediye Başkanı olarak adaletten ayrılmadan Kırşehirlilere hizmet eden Hakkı Göçen’le bir dönem kapandı. Belediye Başkanlığı sırasında dürüstlüğünden asla tâviz vermeyen ve çevresini saran rantçılara boyun eğmeyen, kendisinin dediği gibi “Belediye’nin bir kuruşunu bile yemeyen ve kimseye de yedirmeyen” Hakkı Göçen örnek kişiliğiyle Kırşehir Belediyesi’nin tarihinde saygın ve özgün bir yer alacaktır kuşkusuz…
Onunla ilgili daha geniş bir yazı yazmaya çalışacağım. Amcası Muhtar’dan dolayı yakınım da olan merhum Hakkı ağabeyimize sonsuz rahmetler dilerken oğulları Müfit ve Ahmet başta olmak üzere diğer yakınlarının ve dostlarının büyük acılarını içtenlikle paylaşıyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .