Kırşehirli hemşehrimiz Murat Şekertürk’ten GLOKALLEŞME kitabı

Kırşehirli hemşehrimiz Murat Şekertürk’ten GLOKALLEŞME kitabı

13.03.2019

Eskişehir’de yaşayan Kırşehirli hemşehrimiz Murat Şekertürk “Göstergelerle Kurulan Yeni Dünya Düzeni GLOKALLEŞME” kitabını yayınladı. 1980 yılında Kırşehir’de doğan, ilk ve orta öğrenimimi Kırşehir’de tamamlayan ve ardından 1998 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans eğitimime başlayan hemşerimiz Murat Şekertürk, Selçuk Üniversitesi bünyesinde bulunan Üniversite televizyonunda (ÜN TV) ‘Kapılar’ isimli kısa metrajlı […]

Eskişehir’de yaşayan Kırşehirli hemşehrimiz Murat Şekertürk “Göstergelerle Kurulan Yeni Dünya Düzeni GLOKALLEŞME” kitabını yayınladı.
1980 yılında Kırşehir’de doğan, ilk ve orta öğrenimimi Kırşehir’de tamamlayan ve ardından 1998 yılında Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümünde lisans eğitimime başlayan hemşerimiz Murat Şekertürk, Selçuk Üniversitesi bünyesinde bulunan Üniversite televizyonunda (ÜN TV) ‘Kapılar’ isimli kısa metrajlı belgesel filmin senarist ve yönetmenliğini yaptı.
2002 yılında tamamladığım lisans eğitimim sonrasında yine aynı yıl Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde Halkla İlişkiler bilim dalında yüksek lisans eğitimine başladı. 2004 yılında lisansüstü eğitimimi sonlandıran Şekertürk, yaklaşık bir yıl kadar İstanbul’da medya sektöründe çalıştı, çeşitli dergilerde makaleleri yayınlandı.
Bir süre Kırşehirde imalat sektöründe çalışan ve ardından dört yıl kadar çeşitli sigara firmalarında satış temsilcisi, plasiyer, yedek eleman, depo sorumlusu gibi görevlerde çalışan Şekertürk, bir özel hastanede halkla ilişkiler müdürü ve hasta hakları sorumlusu olarak görev yaptı. Özel sektörde Yozgat, Kayseri, Develi, Eskişehir gibi illerde Muhasebe ve Halkla İlişkiler görevlisi, lastik satış ve profleet, destek personeli gibi görevlerde çalışan Murat Şekertürk, görev yaptığım illerde özel güvenlik kurslarında “etkili iletişim” dersleri verdi. Evli ve iki çocuk babası.
Halen Eskişehir’de yaşayan Şekertürk, “Göstergelerle Kurulan Yeni Dünya Düzeni GLOKALLEŞME” kitabıyla ilgili gazetemiz “Kırşehir Çiğdem”e yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“1970’lerde çok uluslu şirketlerin dünya ekonomisine egemen olması, 80’li yıllarda haberleşme ve iletişim teknolojilerinin artıp yaygınlaşması, 90’larda SSCB’nin dağılmasıyla evrim geçiren, genel olarak Batı’nın altyapısıyla ve üstyapısıyla tüm dünyaya yayılması olan en yeni küreselleşme süreci, günümüzde kendine karşı hiçbir muhalefet bırakmayarak, dünya kaderini kendisi belirler bir hale geldi. Ekonomik, sosyal, siyasal tüm kavramları ve anlayışları değiştiren, değiştiremediğinin içeriğini boşaltan bu sürecin başaktörü uluslararası şirketler olarak görülebilir. Hatta yeni örgütlenen süreçte bu şirketler ulus-devlete bir
alternatif ve onu yıpratan, elindeki tüm inisiyatifleri alan tek güçtür. Bu zamansal hız karşısında tarihin ve insan hafızasının afalladığı küreselleşmenin bu korkunç yayılmasında ve ortaya çıkmasında bir araç olarak reklam büyük rol oynamıştır.
“Yeni ihtiyaç ve hedeflerin benimsetilmesi, sisteme dâhil edilmesi, bu ihtiyaç ve hedefler için gerekli ortamın yaratılmasında, reklam en büyük silah olmuştur. Doğası itibariyle bu araç “politik düşüngü” kaynaklı olması ve hazırlanmasında çok büyük maddi olanaklar gerektirmesi, yayınlanmasında eşit bir ulusal-uluslararası bilgi ve iletişim ağına gerek duymaması, görünen-görünmeyen içerikleri tek bir mesajla farklı kitlelere, farklı içeriklerle vermesi yönünden karmaşık bir araç gibi gözükmektedir. Hatta bazı eleştirel yaklaşımcılara göre reklam, kapitalizmin sanat formudur. Küreselleşme; bireyler, toplumlar, uluslararası ilişkiler, insanlık ya da daha özelde ekonomik, sosyal, siyasal birçok köklü değişimler yapacak ve bu alanların tümünü kendine göre düzenlemeyi amaçlayan bir olgudur. Bu olgu Batı’nın alt ve üstyapısını dünyada hâkim kılmaya çalıştığı modernleşme sürecinin devamı olarak da görülebilir. Bu yönüyle küreselleşme, aslında tarihin ve toplumsal hafızanın tamamen reddini öngördüğünden, kendi içinde birçok çelişkilerle var olduğundan ve önceki dönemin (modernizm) kendine karşı yükselen büyük bir muhalefet oluşturmasından ve bu dönemin artık doğal sürecini tamamlamasından dolayı gerçekten sorunlu bir olgu gibi görünmektedir. Fakat her türlü iletişim, teknoloji, siyasal ve sermaye üstünlüğünü bünyesinde bulunduran bu yapı, kendini düzenlemektedir. Bunu da toplumsal diyalektik gereği, kendine karşı yükselen bir muhalefet içeren yerellik olgusunu; dayandığı bütün dayanaklardan kopararak, içeriğini ve muhalefet olacak yönlerini aşındırarak, kendi bünyesine katarak, insanların bilinçaltında yerelliği yüceltici imgeler gönderip ona karşı bir düşman gibi görerek değil de yüceltici bir yöntem kullanarak yapmaktadır. Çalışmamız yerellik olgusunun; küresel sürecin işleyişindeki yerini ve temsilinin ne anlama geldiğini, neye hizmet ettiğini ve bu süreç lehine günümüzdeki savaşın hedefi olan zihnin, nasıl adım adım mesajlar yardımıyla ele geçirildiğini, bu ele geçirme sürecinde yerel olanın değerini ele almaktadır.
“On beş yıl önce yapılmış ve yayımlanması gecikmiş olan bu çalışma, öngörülerinin hemen hemen hepsini, geçen bu zaman sürecinde doğrulaması hatta bu uzun sürecin daha da zamana yayılacağını bize kanıtlamakta, halen güncelliğini koruduğunu göstermektedir. Dahası iletişim araştırmalarında çok az kullanılan bir yöntem olan göstergebilim analizini içermesi, en azından sosyal alanda çalışma yürüten araştırmacılara küçük de olsa bir katkı sağlayabileceği gibi zamansal hızın yetişilemez olduğu bu dönemde, bilimin de hantallığını engelleyen bu yönteme ilgiyi artırmasını ümit ederim.” (HABER: NECLA BAĞCI)



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .