Kırşehir’in siyasal sefaleti!

Kırşehir’in siyasal sefaleti!

09.11.2017

Pratik, kişinin doğruyu ve hareketi en haklı bir biçimde ortaya çıkarma olayıdır. Toplumsal çıkışları başarmak isteyen bir kimse, pratiğin uygulamasını kurar, pratiğini en güçlü teorilerle besler. Bu yolla başarı, en güçlü pratiği ve en anlamlı teoriyi ortaya koyandan yanadır. Dolayısıyla pratiği ve teorisi olanın başarısı olur. Pratik aynı zamanda politik bir reflekstir. Kişi ve kitleleri […]

Pratik, kişinin doğruyu ve hareketi en haklı bir biçimde ortaya çıkarma olayıdır. Toplumsal çıkışları başarmak isteyen bir kimse, pratiğin uygulamasını kurar, pratiğini en güçlü teorilerle besler. Bu yolla başarı, en güçlü pratiği ve en anlamlı teoriyi ortaya koyandan yanadır. Dolayısıyla pratiği ve teorisi olanın başarısı olur.
Pratik aynı zamanda politik bir reflekstir. Kişi ve kitleleri oluşturur, olgunlaştırır, siyasallaştırır. Bu refleks kitle ve başarı gücüne ulaşmışsa, kazanımın sizden yana olmasına hiç bir engel yoktur. Bu zihniyetten uzak bir tutumun, bir siyasi kurumun, bir siyasi önderin ve bir siyasi kitlenin başarı ve siyasetten uzaklaştığını görmek gerekir.
Kırşehir’de siyaset, yerellerin pratiği ve politikası ile değil, en tepedekilerin gücü ile tırmanışa geçmektedir. Genelden yerele dalgalanan bu siyasal tutarsızlık, toplumsal ayrılıkları, gerilikleri, ekonomik ve kültürel çöküntüleri beraberinde getirmektedir. Dönemin Adnan Menderes iktidarının gücü zirvelerde iken, Menderes partisinin dönemin Kırşehir milletvekilinin pratikteki geriliği ve başarı yoksunluğu, o günden bugüne şehri, adeta talan etmiştir. Bu talan şehrin küçülümünü bugün hala baskılamaktadır. Menderes dönemi sonrası genelde iktidarını yaşayan tüm siyasi partilerin, Kırşehir milletvekilleri daha çok iktidarların güç olanakları ile seçilmiş, şehrimin küçülümüne göz yummuşlar göz yummaya devam etmişlerdir. Pratiği ve teorisi olmayan bu vekil asıllılarının hiç bir zaman siyasal başarısı da mümkün olmamıştır.
Kırşehir’in siyasal sefaleti maalesef.
Kırşehir halkı, tarihte kurtuluş mücadelesine verdiği omuzla ulusal bağımsızlığın zafer ortağı olmuş, o dönemden bu güne, iktidar olmaktan, gelişip büyümekten, üreten Kırşehir olmaktan yana muazzam bir pay istemiştir. İşleyen fabrikalar, geniş iş olanakları, ekonomik refah, eğitim kalitesinde devamlılık, kazanan çiftçi, kazanan esnaf, kültürel derinleşme, kısaca toplumsal bir güç, toplumsal bir refah istemiştir. Kırşehir halkı, en haklı tutumla tüm bu taleplerine rağmen, Kırşehir siyaset ve politikacıları bu gerçeklerden bugüne kadar sürekli kaçmış, teori ve pratikte çuvallamış, başarıda tembelleşerek, Türkiye’de toplum üzerinde oynanan oyunlara ortak olmuştur.
Türkiye, bugüne kadar siyasal ve politik karakterini elinde tutan çok nadir siyasal partiler görmüştür. Böylesi siyasal partiler ise, darbeler eliyle yok edilmiş, sindirilmiştir. Bugün iktidar ve muhalefet ekseniyle siyasal coğrafyasını elinde tutan ülkemiz, toplumu refaha götürmekte müthiş zorluk çekmektedir. Bu zorluk, siyasilerin pratikten yoksun, teoriden yoksun, başarıdan yoksun olmalarından ileri gelmektedir. AKP, CHP, MHP, HDP Türkiye uğruna mücadele, ortaklık başarısızlığı durumun en net gerçekleridir. Bu denklemde toplum için siyasallaşmanın gerçeği öldürülmüş, toplumsal tırmanışa karşın politik bencillik baskılanmış, toplum genetiğine kodlanan yoksullaşma, cinayet, kuralsızlık, hukuksuzluk, ayrışma kavramları muazzam bir derinliğe ulaşmıştır.
En yakın çerçeveden bakıldığında, Kırşehir siyasal dinamiğinde Kırşehir halkının zaman zaman mensubu oldukları siyasal partilerdeki yaşadıkları sorun, siyasetin doğrularından uzak, salt eşkâl siyasetine, kimlik siyasetine, coğrafya siyasetine, meslek siyasetine, gruplaşma, adamlaştırma, yanlılaşma politikasından başka bir şey değildir. Ötelerden bu yana, Kırşehir’de siyasal çevrelerde yer alan önderlerin, adayların, toplum için siyaset yapmaktan çok bir şey olmak için ısrarını sürdüren politik gericilerin, fikri olarak ne bir siyasal bildirisinden, ne bir siyasal sanatından, siyasal kültüründen, basım yayınından, kitle önderliğinden bahsedebilir miyiz? Hayır. Edemeyiz. Çünkü siyasetin, işin, ekmeğin, aşın siyasetini yapmaktan çok, daha çok kurum adaylıklarında bir birlerine karşı kıyımlarının, delegasyonda düşmanlaştırmanın, insan fikri ve düşüncesini en iyi şekilde ifa edenleri yok etmenin ötesinde, hiç bir ruhsal ve mantıksal kabiliyete sahip değildirler.
Oysa marifet, siyasal vitrinde politikanın gerçeklerini süslemek, güce dayandırmak, kişiselleştirmek ile değil, toplumsal ve siyasal çatışmalarda yetenekli manevralar alarak, uzlaşmacı, halkın çıkarlarını gözeten, önderci pratikleri ortaya koyabilmektir. Bu anlamda siyasal olarak yanlışları kabul edebilme erdemine layık olma hakkı, gerçeğin teori ve pratiğini en iyi şekilde icra edene aittir.
Keza siyasal alanda, politik yeteneksizliğinin altında, belediye başkanı olarak – olmayarak, milletvekili olarak – olmayarak, il başkanı, ilçe başkanı olarak – olmayarak ezilenlerin, ilerleyen tarihle itibarsızlaşması, saygınlığını yitirmesi, kendini tarihin çöplüğüne bırakması, kendisi ile birlikte kitlelerini pervasızlaştırıp, hayal kırıklığına uğratması bu yüzdendir.
Sözde demokrasiye katkı sağlayacak aldanışıyla, bugün yeni kurulan İYİ PARTİ’nin varlığını, bir başka siyasi partilerin bu partiyi çözmeyi başaramadıkları sistemin problemlerine karşı kurtuluş rampası olarak, umut tırmanışı olarak görmek, sanki tüm karanlıkların sona ereceği düşüne kapılmak yerine, teori ve pratiği güçlü yeni ve güncel bir siyasal koridorun açılarak gerçeğin başarısını sağlamak daha yerinde olacaktır.
Bugün 10 Kasım, ideolojinin, bilimin, çağdaşlığın ve uygarlığın önderi Mustafa Kemal Atatürk’e selam olsun.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .