“Kırşehir Lisesi” Dergisi, Taşkın’ın Anıları ve Zaman Tüneli

“Kırşehir Lisesi” Dergisi, Taşkın’ın Anıları ve Zaman Tüneli

07.03.2016

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ… Av. AHMET ŞÜKRÜ TAŞKIN’IN ANILARI (12) ET ve BALIK KURUMU BALKANLAR’IN EN MODERN TESİSİ OLMASI İÇİN KURULDU Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bu gün de yurt genelinde faaliyetlerini sürdüren Et ve Balık Kurumu’nun kuruluşuna pek büyük ilgi göstermiş, Balkanlar’ın en modern ve en büyük numune tesisi olması için bizzat ilgilenmişti. O tarihlerde kurumun […]

GEÇMİŞ ZAMAN OLUR Kİ…
Av. AHMET ŞÜKRÜ TAŞKIN’IN ANILARI (12)

ET ve BALIK KURUMU BALKANLAR’IN
EN MODERN TESİSİ OLMASI İÇİN KURULDU

Cumhurbaşkanı Celâl Bayar bu gün de yurt genelinde faaliyetlerini sürdüren Et ve Balık Kurumu’nun kuruluşuna pek büyük ilgi göstermiş, Balkanlar’ın en modern ve en büyük numune tesisi olması için bizzat ilgilenmişti. O tarihlerde kurumun işgal ettiği yer Ankara’nın dışında, Yenimahalle ile Hipodrom arasında boş ve geniş bir arazi olduğu için ulaşım zorluğundan ve alt yatırım güçlüğünden herkes tarafından eleştiriliyordu. Bu denli büyük bir tesisin yapımının da en azından üç-beş yıl alacağı düşünülerek daha kuruluş halinde olan kurum geçici olarak Meşrutiyet Caddesi, Konur Sokak’ta kiralanan bir apartmana yerleştirilmişti.
Ben aynı tarihlerde Hamamönü, Koyungözü Sokak, Yılmaz Çıkmazı’ndaki bir evde oturduğum ve daire ile ev arasını 20-25 dakikada yürüyebildiğim için işe hep yaya olarak gidip geliyordum. Yolumun üzerinde şatafatlı bir lokanta levhası da her gidip gelişimde dikkatimi çekerdi. Bir gün yine bu lokantanın önünden geçerken “Bu akşam da yemeğimi bu lokantada yiyeyim” dedim. Saat 18.20 sıraları idi. İçeriye girdim, dört, ya da beş kişi oturuyorlardı. Onlardan başka da müşteri gözükmüyordu. Bir masaya oturup garsonun gelmesini beklemeye başladım, kimse ilgilenmiyordu. Kalkıp onların yanlarına vardığımda durumları hiç de lokantacılık ve garsonlukla ilgisi olmayan, üst başları temiz, kılık kıyafetleri düzgün kimselerden biri “Yemeğimiz kalmadı” deyince büyük bir hayret içinde çıkıp gittim.

KURDUKLARI HAYALÎ DAİREDEN KENDİLERİNE MAAŞ BAĞLATAN ŞEBEKE YAKAYI ELE VERDİ

Bir zaman sonra bir Pazar günü Melek Sineması önünde Ulus otobüsü ile gezinti yapıyordum. Bir de ne göreyim? Lokantada bana “Yemek kalmadı” diyen şahıs yüksek sesle sanki herkes ona ne ile geçindiğini soruyormuş gibi Adapazarı ve civarından Avrupa’ya patates, soğan ve saire sevkedip bolca para kazandıklarından bahsediyordu. Doğrusu unutup gittiğim lokanta anım gözlerimin önünde tekrar canlanıp bir acabalar düşüncesine daldım.
Gel zaman, git zaman başıma bir cinayet olayı geldi ve Ankara Ulucanlar Kapalı Ceza ve Tevkif Evi’nin revirinde kendimi buldum. Onbeş sene aldığım cezamı büyük bir tevekkül içinde çekmeye başladım. Bir gün ikindi vakti bizim odaya üstü başı düzgün, bakımlı bir hasta geldi. Alışık olduğumuz bir usulle işte “Geçmiş olsun arkadaş” gibi sözlerle hal hatır sorduk. Tuhaf ve kaçamak sözcüklerle suçunun ne olduğunu anlatmaya çalıştı ise de bir şebeke elemanı olduğunu nihayet anlattı. Zaten cezaevindeki arkadaşlarından ve infaz memurlarından da suçun kokusu yayılmış idi.
Meğer adını vermek istemediğim ve teşkilâtı çok geniş olan bir dairenin içine kör olası partizanlık sayesinde (ki o tarihlerde bu pis hastalık pek yayılmıştı) memur olarak girmişler, aslında memur olma niteliğinden yoksun ve cahil olan bu dört-beş kişi kısa bir zaman içinde dairenin hatırı sayılır elemanları hâline gelince maaş bordrolarının tanzimi, mutemet tâyini, Maliye Bakanlığı’ndaki yerleri, Merkez Bankası’ndaki işlemleri iyice öğrendikten sonra kendi aralarında kafa ve düşünce birliği ile şöyle bir karara varmışlar: “Biz burada bu maaşla ne diye ömrümüzü tüketelim? Hâlen çalıştığımız dairenin kadrosunu Maliye Bakanlığı ve hele hele Merkez Bankası nereden bilsin? Zaten her taraftaki ilgili memurlar bizden şüphelenmezler. Bir hayalî daire tesis edelim. Bu daireye ait de maaş bordrosu ile her ay Hazineden para çekip hayatımızı sürdürelim.” Olur mu olur! Ve böylece de bu plânlarını iki-üç sene sürdürmüşler.

————————————————————————

ZAMAN TÜNELİ 60 YIL ÖNCE KIRŞEHİR

Hazırlayan: DURSUN YASTIMAN

Kaynak: KIRŞEHİR SESİ Gazetesi

——————————
YILLARIN ÖTESİNDEN
Kaçırılan Bir Fırsat

Yazan: CEVAT HAKKI TARIM

İki sayfa içinde bozuk düzen harflerle çıkmasına rağmen Kırşehrimizin sesini tekrar duyurmaya çalışan gazetemizi zevkle okurken vaktiyle kaçırılmış bir fırsatın, daha doğrusu nimetin acı hâtırası bir kor gibi yakıyor içimi…
Hâlen Ankara Tıp Fakültesi profesörlerinden Mevlânâ Celâleddin Rumî’nin bilgin torunlarından aziz ve kıymetli üstadım Dr. Feridun Nafiz Uzluk Ankara’da Maliye Kooperatifi binasının yanındaki Bentderesi’ne doğru inen sokakta şahsî teşebbüsü ile kurduğu Uzluk Matbaası burada geniş bir caddenin açılması dolayısiyle civarındaki dükkânlarla birlikte istimlâkine karar verildiği zaman makinelerden birisini Maarif Vekâleti’ne 5000 liraya satmış, daha küçük çaptaki bir makineyi de 1600, evet binaltıyüz liraya Kırşehir Vilâyeti emrine vermesi hususunda mutabık kalmıştık.
Ankara’dan Kırşehir’e dönünce ilk işim Vali ve Daimî Encümen üyeleriyle görüşmek ve sevinçli haberi vermek oldu. Muvafakatları üzerine gereken müzekkereyi verdim. Sağ olsunlar, Encümen’den makinenin satın alınmasına dâir olan karar çıktı, amma her nedense bu karar günlerce dosya içinde Vali’nin huzuruna gidip geldiği halde altına dört harften ibaret “Onay” kelimesini yazmaya bir türlü eli varmadı. Benim hatırım için bir ay makineyi bekleten sayın dostum haklı olarak başka birisine devretmek mecburiyetinde kaldı. O sıralarda mâlî sene de sona erdiği için tahsisat da yanıp gitti.
Bu gün en aşağı 20-25.000 lira değerinde olan bu kız gibi çiçeği burnunda yepyeni makine alınmış olsaydı kim bilir İstanbul’da ne uzun yıllar fır fır dönüp işledikten sonra geldiği Kırşehir’de de durup dinlenmeden dev gibi çalışan kağşak makine emekliye ayrılır, şu elimizdeki gazete de daha temiz, daha güzel çıkar, bu makinenin elinden neler çektiklerini bildiğim feragatlı işçiler de gönül hoşluğu ile rahat rahat çalışırlardı. Suyun başında bulunan âmir ve ilgililerimizin ihsanlarını tamamlayacaklarını umarız. Milletin kalbinde yaşayanlar ona hizmet etmesini bilenlerdir.
32 yıl önce Kırşehir’de kurulan Vilâyet Matbaası’nın kültür hayatımızdaki feyizli hizmetleri şükranla anmaya değer bir seviyededir.
Bu matbaada basılan eski Kırşehir gazetesinin koleksiyonları ömürleri kısa sürmekle beraber tefekkür tarihimizde birer kıymet olan Dirlik ve Kılıçözü gibi dergilerin sayfaları gözden geçirilecek olursa bu gün eserleri ve yazılarıyla temayüz etmiş, cemiyet içinde, devlet organlarında en mütevazı meslekten en yüksek mevkilere ulaşmış birçok aydınlarımızın ilk kalem denemelerini bu yayınlarda yaptıkları görülür. Ayrıca kitap halinde basılanlar sayılamayacak kadar çoktur. Bir gün memleketimizin yakın tarihini yazmak isteyenler bu kaynaklardan bol bol feyizleneceklerdir.

***

Belediye Reisi miting peşinde
Kırıkkale’de geçen Cumartesi günü Cumhuriyetçi Millet Partisi tarafından tertip olunan açık hava toplantısına şehrimizden de 30-40 kişi katılmıştır. Bu meyanda müstakil (?) Belediye Reisimiz Fazıl Yalçın da mitingten mahrum kalmamak ve Bölükbaşı’na arz-ı ubudiyet etmek için Belediye işlerini bir tarafa bırakarak Cumartesi sabahı Cumhuriyetçi Millet Partililer ile birlikte Kırıkkale’ye gitmiştir.
Biz Belediye Reisi’nin şehrin ikmal edilmesi icap eden birçok işlerinin takibi ve memleketin imar ve noksanlarının tamamlanması için gerekli gelir kaynakları temin etmek maksadıyla Ankara’ya gittiğini tahmin etmiştik. Bu günlerde mahallelere yığılan insan ve hayvan pisliklerinden sokaklarından paçaları sıvamadan geçilemeyen, lokantalarının pisliği ve gelip geçen yolcularının insafsızca âdeta soyulduğu radyonun turizm saatinde bütün Türkiye’ye ilân edilen Kırşehir’de bütün bu hayatî ve önemli işleri bırakarak bir parti başkanı gibi mitingler peşinde koşan Belediye Reisi’nin durumunun Kırşehir’in istikbali bakımından üzerinde durulacak ve düşünülecek bir mevzu olduğu kanaatindeyiz.

***

Dün sabah zelzele oldu
Şehrimizde dün sabah saat 8.30 raddelerinde kısa süren bir zelzele olmuştur. Zarar yoktur.

***

Nevşehir Lisesi talebeleri şehrimizde
Nevşehir Lisesi ve Sanat Okulu’ndan bir talebe grubu başlarında müdür ve öğretmenleri olduğu halde 8 Nisan Pazar sabahı Hirfanlı Barajı’na gitmişler ve barajda gerekli incelemelerde bulunduktan sonra aynı gün Nevşehir’e dönmüşlerdir.
Dönüşte şehrimize uğrayan talebeler Sanat Enstitüsü atelyelerini ve Lise’yi gezmişler ve akşam üzeri Nevşehir’e hareket etmişlerdir.

***

39 ve 72 Numaralı Toprak Komisyonları gidiyor
Şimdiye kadar şehrimizde faaliyette bulunan 39 Numaralı Toprak Tevzi Komisyonu’nun çalışma sahasına yakınlığı itibariyle Hacıbektaş’a, 72 Numaralı Komisyon’un da Avanos’a nakledilecekleri haber alınmıştır.

***

Osman Demiryürek Emniyet memurluğuna tâyin edildi
Şehrimiz İcra Memurluğu kâtibi Osman Demiryürek Nevşehir Emniyet Müdürlüğü muamele memurluğuna tâyin edilmiştir.
Osman Demiryürek’e yeni vazifesinde başarılar dileriz.

***

Tarih olmuş bir dergi: “Kırşehir Lisesi”

1953 yılında açılan ve 10 yıl süreyle Kale’deki geçtiğimiz yıl yıkılmış binada öğretim yapan, benim de ilk mezunları arasında bulunduğum Kırşehir Lisesi bundan 56 yıl önce 1 Mayıs 1960 tarihinde ilk dergisini çıkartmış, ancak 27 Mayıs’ta ordunun yönetim el koyması sonucu yayınını sürdürememişti.
O zaman şehrimizin tek özel matbaası olan Ertuğrul Ersan’ın Azim Matbaası’nda 23×31 cm boyutunda samanlı kâğıda basılmış, kompozisyonunu Resim Öğretmeni Seyfettin Özdikmen’in hazırladığı yeşil kapaklı 16 sayfalık “Kırşehir Lisesi” dergisinin sahipliğini Kültür, Edebiyat ve Kitaplık Kolları adına Edebiyat Dersleri Öğretmeni Veli Yazar, sorumlu müdürlüğünü Doğu Genç üstlenmişler, hazırlama kurulunda IV-Fen’den Şahin Türk, VI-Edebiyat’tan Erkut Çetin, V-Fen’den H. Tanfer Göğüş, V-Edebiyat’tan Nilüfer Tekelioğlu ve Fahrettin Selçuk, IV-B’den Gülsen Özlem, VI-A’dan Hikmet Baysal görev almışlardı.
İkinci sayfasında “Dergimizin çıkmasını kıymetli yardımlarıyla sağlayan Valimiz Sayın Ahmet Tekelioğlu, Özel İdare Müdürü Sayın Hayri Zeren, Lise Okul-Aile Birliği Başkanı hâkim sayın Nazif Taner’e teşekkür ederiz” mesajının yer aldığı derginin üçüncü sayfasında ise Mustafa Kemal ve arkadaşlarının Kırşehir gençliği hakkındaki düşüncelerinin altında Vali Ahmet Tekelioğlu dergiyle ilgili şunları yazmıştı:
“Kırşehir Lisesi dergisinin intişarını büyük sevinçle öğrendim. Orta çağda Anadolu’nun Konya’dan sonra ün salmış bir kültür merkezi olan ve hâlen isimlerini hürmetle andığımız âlim, edip ve fâzıl üstadlar yetiştiren Kırşehrinin bu günkü evlâtlarının da kendilerini bu mâziden kuvvet alarak hususî bir itina ile yetiştirmelerini tabiî olarak karşılamak lâzımdır.
“Bu dergi bence böyle ince bir mânanın mahsulü olmak gerektir. Bu sebeple Kırşehir Lisesi dergisini çıkaranları sevgi ve saygiyle selâmlar, uzun ömür temenni ederim.”
Dördüncü sayfada Veli Yazar Kırşehir Lisesi’nin tarihçesini anlatırken Kırşehir’de öğretimin 1889 yılına kadar kasabanın mazbut birkaç evinde yapıldığı, aynı yıl Ankara Valisi Sırrı Paşa’nın emriyle Kırşehir Mutasarrıfı Saffet Bey’in Kale üzerinde okul inşaatına başlattığı, kârgir inşaat bir yıl sonra bitince bir kahvehanede öğretim yapan beş yıl süreli Kırşehir Rüştiyesi’nin (ortaokul) 1890’da yeni binaya taşındığı, rüştiyenin 1894’te iki sınıf ilâvesiyle idadî (lise) yapıldığı, Cumhuriyet’in ilânıyla 1923-1924 öğretim yılında idadînin liseye çevrildiği, ancak ertesi yıl lisenin ortaokul durumuna indirilerek 1953-1954 öğretim yılına kadar ortaokul olarak çalıştığı bilgilerini vermiş ve yazısını şöyle sürdürmüştü:
“Rüştiye olarak yapılan kârgir bina 19 Nisan 1938 Salı günü ‘Kırşehir Zelzelesi’ diye bilinen depremde kullanılamayacak şekilde harap oldu. Öğretim bir hafta kadar tatil edildikten sonra Halkevi binasında yeniden başlatıldı. Aynı Kale üzerinde yeni bir bina için 24 Aralık 1938’de temel atıldı. 1938-1939 öğretim yılında inşası biten zemin katın beş sınıfına öğrenciler nakledildi. 1939-1940 öğretim yılında da okulun tamamı bitti. Hâlen bodrumu dahil üç kat olan betonarme okul binasında öğretim yapılmaktadır. Bakanlığımızın 5312 sayılı ve 27 Temmuz 1953 günlü tel emirleriyle ortaokul liseye çevrildi. Spor salonu olarak kullanılan bodrum kat tâdil edilerek beş dershane kazanıldı.”
Diğer sayfalarda sırayla Kırşehir’in tanıtıldığı yazıdan sonra Lise Müdürü Halil Bozkurt’un çevirdiği “Günümüzün Problemleri”, yine Fransızca Öğretmeni Ayhan Özden’in çevirisi “Şefkate Övgü”, Edebiyat Öğretmeni Necdet Eruygur’un “Örneğin ve Meselâ”, VI-Edebiyat öğrencisi Sabri Akyüz’ün “Kırşehir’in Ziraî İstihsalleri”, Müzik Öğretmeni Lütfullah Küçükaltan’ın “Orta Dereceli Okullarda Müzik Dersinin Gayesi”, Felsefe Öğretmeni Mazhar Saçak’ın “Teessürün Psikolojik Sebep ve Tesirleri”, İngilizce Öğretmeni HasanYurtsever’in çevirisi “İstikbalimizin Anahtarı” yazılarının yer aldığı dergide ayrıca sayfalara serpiştirilmiş “Lisemizde Spor Hareketleri” ve “Lisemizde Fikir Hareketleri” etkinlikleri ile 1-A’dan Yücel Özlem’in “Ev Ödevi Çalışmalarından Bir Mektup”u ve VI-Edebiyat’tan İsmail Torunoğlu’nun “Ne Biter” başlıklı şiirine de yer verilmişti.
Torunoğlu’nun dört dizelik şiiri Orhan Veli’yi çağrıştırıyordu: “Buğday ekersin, buğday biter / Nohut ekersin, nohut biter / Hey mezarcı! / İnsan ekersin bunca yıldır öbek öbek, ne biter?”

Köşemizdeki haber, yazı ve ilânlar 14 Nisan 1956 tarihli gazeteden alınmıştır.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .