Kırşehir Çiğdem Gazetesi… Dile kolay kırkbir yıl

Kırşehir Çiğdem Gazetesi… Dile kolay kırkbir yıl

27.03.2017

Türkiye gündemi yüklü. Yorumlar yapıyorsunuz, kendinize göre analizler yapıyorsunuz; bir gün sonra her şey değişiveriyor. Gündemi bu defa çok değişik boyutta başka konular dolduruyor. Bu “hay huy” içinde eninde sonunda 16 Nisan 2017 günü de yaşanacak. Bence tarihi bir gün olacak. “Evet”ler için de, “Hayır”lar için de tarihi bir gün olacak. Sonrası mı? “17 Nisan” […]

Türkiye gündemi yüklü.
Yorumlar yapıyorsunuz, kendinize göre analizler yapıyorsunuz; bir gün sonra her şey değişiveriyor.
Gündemi bu defa çok değişik boyutta başka konular dolduruyor.
Bu “hay huy” içinde eninde sonunda 16 Nisan 2017 günü de yaşanacak. Bence tarihi bir gün olacak. “Evet”ler için de, “Hayır”lar için de tarihi bir gün olacak.
Sonrası mı?
“17 Nisan” sabahı da o durumu değerlendiririz.
Ama,
Size sözünü edeceğim daha başka bence daha da önemli bir konu var.
Ne mi?
“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi’nin 40 yılı.
Kolay değil, zorluklar içinde, sağa sola yaltaklanmadan, dürüst habercilik yaparak, yeri geldiği zaman zorbaca tepkilere karşı koyarak bir gazeteyi kırk yıl yaşatmak.
Hiç kolay değil.
“Kırşehir Çiğdem” Gazetesi 28 Mart 2017 günü, kırk yılı devirip kırk birinci yılına girecek.
Dile kolay.
Acı tatlı anılarıyla, üzüntülü neşeli günleri ile, bazı günler sabahlayarak, bazı zamanlarda zorbalıklara, kabadayılıklara dayanarak ama duruş bozmayarak geçen kırk yıl.
Kırşehir’in sorunları denince akla gelen ilk adres, her görüşten yazarlara ve okur görüşlerine açık olan gazete sütunları.
Her genel ve yerel seçimde tüm Kırşehirlilerin her gün merakla beklenen ve ilgi ile okunan gazete sayfaları.
Her partinin adayına açık seçim bildirgeleri… Saymakla bitmez.
Bu kırk yılda, emeğin, alın terinin, dik duruşun onurunu yaşamak herkese nasip olmaz.
Dostum Şevket Güner’in evindeki devasa gazete arşivi Kırşehir’de hiçbir kimsede yoktur. O arşivde o kadar hatıralar vardır ki, o kadar yaşanmışlıklar vardır ki, belki bir gün arşiv dile gelir de bize anlatır bunları.
Şimdi, kırkbirinci yıla girerken özellikle Orta Anadolu’da kendi yağıyla kavrularak, ona buna “yalakalık” yapmayarak, eğilip bükülmeden gerçekleri gündeme getirerek ayakta durmanın haklı gururunu yaşıyor Şevket ve Salih Güner kardeşler.
2001 yılında CHP İl Başkanlığına seçildim. İki buçuk sene bu görevi onur ve şerefle partiye ve partililere halel getirmeden sürdürdüm. Dönemimde bir milletvekili çıkardı CHP.
Bu süreç benim için derslerle dolu olan bir öğrenme süreci oldu.
Dürüst ve ilkeli çalışanları tenzih ederek, yerel basınının bir kısmında nelere şahit oldum bir bilseniz.
Önüme hiç kullanmadığımız bir yayın için fatura atanlar mı! Haber yapmak için ücret isteyenler mi! Beklediğini bulamayanların tezviratları mı neler neler…
Tüm açıklığıyla belirtmeliyim ki Şevket ve Salih Güner kardeşlerin yayınladığı “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi’nden bu yönde en ufak bir olumsuzluk görmedim.
Uzun yıllar köşe yazarlığı da yaptığım bu gazetede şimdiye kadar aramızda karşılıklı maddi bir çıkar hiçbir zaman olmadı.
Salih Güner’in benimle konuştuktan sonra düzelttiği imla hataları dışında hiçbir yazıma müdahale edilmedi. Oysa daha önce köşe yazıları yazdığım bir gazete bana bir yazımın içeriğini değiştirmezsem basmayacağını söylediği an o gazete ile ilişkimi kesmiştim.
Tekrar ve özellikle bir kere daha belirtmeliyim ki; Anadolu’da gazetecilik ilkelerini koruyarak, dik durarak, bazı odaklardan çıkar karşılığı para desteği almadan yürütülen bir kırk sene dile kolay.
1983 yılı sonbaharında memleketime tekrar dönmüştüm.
Muayenehanemin karşısında “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi’nin basıldığı matbaa vardı.
Dostum Şevket Güner’in alın teri ve emeği ile kurulmuş bu matbaayı çok yakından biliyorum.
Kurşun harflerin elle tek tek dizildiği kalıplar.
Satır başları için ayrı bir kurşun plaka, noktası, virgülü, noktalı virgülü ayrı ayrı küçük kurşun parçalar.
Bunlar bir kalıpta tek tek dizilerek birleştiriliyor, bir ana şablon çıkıyor. Bu şablon matbaa makinasına konarak gazetenin baskısı gerçekleştiriliyordu.
Hiç kolay değildi.
Baskıyı yetiştirmek için sabahlara kadar çalıştıklarını anımsarım.
Sonra teknoloji değişti, çok ağır bir makine getirildi binaya. Monte edildi.
Merakla inceledik…
Neredeyse büyükçe bir odayı dolduran siyah renkli bu aygıtın ortasında kurşunları eriten bir hazne vardı. Yan tarafında büyükçe bir daktilo. Daktilonun tuşlarına basıldığında o hazneden çıkan sıvı kurşun harf olarak şablona diziliyordu. Sonra oluşturulan bu şablon buna uygun olarak dizayn edilmiş yandaki bir matbaa makinesinde basılıyordu.
O zamanlar Kırşehir’de bu bir ilkti.
Sonra bilgisayar teknolojisine geçildi.
Sayın Salih Güner’in profesyonel programları nasıl büyük bir beceri ile kullandığına tanık oldum.
Ve bugün “Kırşehir Çiğdem” Gazetesi kırk birinci yılına girmenin haklı gururunu yaşıyor.
Şevket Güner’i ve Salih Güner’i onurlu ve şerefli gazetecilik yapma ilkesinden taviz vermeden sürdürdükleri bu zor görev için tebrik ediyorum.
İlkelerinden taviz vermeden bu görevi bundan sonra da aynı prensiplerle sürdüreceklerine tüm yüreğimle inanıyorum.



YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.

Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. .